Yo bayi wo yiri laj yi éstiw. Yo ruej bayi zef bon nıweş. Onon hin mıron. Vénon lajon ğu, yinora von:”Ez hin ha mırena. Ez şımara vasiyet ğu vona. Zı ez merda, her şew şımara yo ten biyu veré mezelé mıd nöbed depışnu.”
Bayi mıron, laji merdım, merdıé bayié ğu gén bén mezelıd noni ru. Bıra pil vonu:”bayé ma mara vasiyet kerdıw, vatıw, zı ez merda, mezelé mıd nöbet depışné.”
Ez vona ın gurıd çik öst. Bıra möntıra von:”ez o tı şewonıd ma piya nöbet depışnén. Bıra qıj bermon, vonu :”eziz şımadir yena.” Bıra pil von:” tı itaıd kiyeıd monené, tı qıjé, hem astueré tı karmıjına, nıéşkön vaz bıdu.” Bıra qıj yers bon.
Bıra pil o bıra möntı aspar bén astuero, şıni heté mezelé bayé ğu. Zı yi şıni, bıra qıj hema aspar bon astuera karmıjın, şınu veré mezelé bayé ğu. Bıra qıj şınu, kışté mezelid hwer kenon, yo qulık könu a.Ujad vınon, von hele ez boni ına şew se bena.
Zı şew şına tari yena, onon durira yo merdım astuerın pueton sıpi do ğura, nıştu astuera sıpi, oni yonu. Helez tıfıngé ğu vejon, nişon gön, gulı erzon. Möntıé çımon merdımra don pıru. Şınu, pueton merdım vejon. Merdım erzon bıné hwer. Pueton sıpi don ğura, aspar bon astuera sıpi, şınu, zı şınu, kışté yo lara véron. Onon veré laıd yiri hey kénaé ést, şınu, kénaonra kéna qıj gön.
Reson kiye, astuera sıpi erzon yo ğon, puetonız, kénaız erzon yo wadı. Wadı qefılnon.
Bıraé yi yeni. Bıra qıj person:”çı öst çı çinu, se bı se nibı?” Bıraé yi voni:” çikız çinu, ma nöbet depışna, bı ser sıwa, ma omé kiye.”
Ruej véron, hena bon şon. Bıra qıj vonu eziz yena.
Bıra pil von:” tı itaıd kiyeıd monené, tı qıjé, hem astueré tı karmıjına, nıéşkön vaz bıdu.”
Bıra pil o bıra möntı aspar bén astuero, şıni heté mezelé bayé ğu. Zı yi şıni, bıra qıj hema aspar bon astuera karmıjın, şını veré mezelé bayé ğu.
Zı şew şına tari yena, onon durira yo merdım astuerın pueton suro do ğura, nıştu astuera sur, oni yonu. Helez tıfıngé ğu vejon, nişon gön, gulı erzon. Möntıé çımon merdımra don pıru. Şınu, pueton merdım vejon. Merdım erzon bıné hwer. Pueton suro don ğura, aspar bon astuera sur, şınu, zı şınu, kışté lara véron. Onon veré laıd dı hey kénaé ést. Şınu, kénaonra kéna möntı gön. Reson kiye, astuera sur erzon yo ğon, puetonız, kénaız erzon yo wadı.Wadı qefılnon.
Bıraé yi yeni. Bıra qıj person:”çı öst çı çinu, se bı se nibı?” Bıraé yi voni:” çikız çinu, ma nöbet depışna, bı ser sıwa, ma omé kiye.”
Ruej véron, hena bon şon.
Bıra qıj vonu eziz yena. Bıra pil von:” tı itaıd kiyeıd monené, tı qıjé, hem astueré tı karmıjına, nıéşkön vaz bıdu.”
Bıra pil o bıra möntı aspar bén astuero, şıni heté mezelé bayé ğu. Zı yi şıni, bıra qıj hema aspar bon astuera karmıjın, şını veré mezelé bayé ğu.
Zı şew şına tari yena, onon durira yo merdım astuerın pueton sia do ğura, nıştu astuera sia, oni yonu. Helez tıfıngé ğu vejon, nişon gön, gulı erzon. Möntıé çımon merdımra don pıru. Şınu, pueton merdım vejon. Merdım erzon bıné hwer. Pueton sia don ğura, aspar bon astuera sıpi, şınu, zı şınu, kışté yo lara véron. Onon veré laıd yo hew kénaé esta, şınu kéna pil gön. Reson kiye, astuera sia erzon yo ğon, puetonız, kénaız erzon yo wadı. Wadı, qefılnon. Bıraé yi yeni. Bıra qıj person:”çı öst çı çinu, se bı se nibı?”
Bıraé yi voni:” çikız çinu, ma nöbet depışna, bı ser sıwa, ma omé kiye.”
Bıra qıj yinora vonu:”la, mı şımara vaté eziz şımadir biyi, şıma ne vedéné. Zı şıma şiyené, eziz aspar béné astueré ğu. Vér şımad ez reséné mezel. Mı nöbet depışté, yiri ruejız merdın omé, mı yino kışt. Zı ez omené kiye, mı yiri kéna di, mı yinoız ard.
Bıraé yi zef pişmon bén. Bıra qıj, astura sıpi wo pueton sıpi ğuri gönu, kéna qıjdir zewıjön. Bıra pilir, astuera sur o pueton sur donu. Bıra pil kéna pildir zewıjön. Bıra möntıir, astuera sia wo pueton sia donu. Bıra möntı kéna möntıdir zewıjön.
Ujara pé bıra pil o bıra möntı, se bikeré bıra qıjız ğudir bén.
BABA İLE ÜÇ OĞUL
Bir baba ile üç oğlu vardı. Bir gün baba çok hastalanır. Bakar ki artık ölecek, oğullarını çağırır. Onlara der: “ben artık ölüyorum, size vasiyetimi söylüyorum, ben öldüğüm zaman sizden biri her akşam mezarıma gelsin nöbet tutsun.”
Baba ölür, adamın evlatları babalarını alıp götürüp mezara koyarlar, büyük kardeş söyler: “babamız bize vasiyet etmişti, öldüğümde mezarımda nöbet tutun, demişti.
Ben diyorum ki, bu işte bir şey var, ortanca kardeşe der:”benle sen akşamları beraber nöbet tutacağız, küçük kardeş ağlar,”ben de sizinle geleceğim,” der. Büyük kardeş der:”sen burada evde kalacaksın, sen küçüksün, hem senin atın kurtludur, koşamaz.” küçük kardeş küser.
Büyük kardeş ile ortanca kardeş atlara binerler, babalarının mezarı tarafına giderler. Onlar gittiğinde, küçük kardeş hemen kurtlu ata biner, babasının mezarının yanına gider. Küçük kardeş gider, mezarın yanında toprak kazar, bir delik açar, orada bekler. “hele bakayım bu akşam ne olacak” der.
Akşam gidip karanlık geldiğinde, bakar uzaktan atlı bir adam beyaz elbiseler giymiş, beyaz ata binmiş odur geliyor. Hemen tüfeğini çıkarız, nişan alır, kurşunu atar. Adamın gözlerinin ortasından vurur. Gider, adamın elbiselerini çıkarır, adamı toprağın dibine atar, beyaz elbiseleri giyer, beyaz ata biner, gider, giderken bir çayın yanından geçer. Bakar çayın yanında üç tane kız var, gider kızlardan küçük kızı alır.
Eve yetişir, beyaz atı bir hana atar. Elbiseleri de kızı da bir odaya atar, odayı kapatır.
Kardeşleri geldiğinde küçük kardeş sorar: “ne var ne yok, ne oldu ne olmadı?” kardeşleri der: “bir şey de yok, nöbet tutuk, sabah oldu, eve geldik.
Gün geçer, tekrar akşam olur.
Küçük kardeş :“bende geleceğim” der.
Büyük kardeş der: “sen burada evde kalacaksın, sen küçüksün, hem senin atın kurtludur, koşamaz.”
Büyük kardeş ile ortanca kardeş atlara binerler, babalarının mezarı tarafına giderler. Onlar gittiğinde, küçük kardeş hemen kurtlu ata biner, babasının mezarının yanına gider.
Akşam gidip karanlık geldiğinde, bakar uzaktan atlı bir adam kırmızı elbiseler giymiş, kırmızı ata binmiş odur geliyor. Hemen tüfeğini çıkarız, nişan alır, kurşunu atar. Adamın gözlerinin ortasından vurur. Gider, adamın elbiselerini çıkarır, adamı toprağın dibine atar. Kırmızı elbiseleri giyer, kırmızı ata biner, gider, giderken çayın yanından geçer. Bakar çayın yanında iki tane kız var, gider ortanca kızı alır.
Eve yetişir, kırmızı atı bir hana atar, elbiseleri de kızı da bir odaya atar, odayı kapatır.
Kardeşleri geldiğinde küçük kardeş sorar: “ne var ne yok, ne oldu ne olmadı?” kardeşleri der: “bir şey de yok, nöbet tutuk, sabah oldu, eve geldik.”
Gün geçer tekrar akşam olur.
Küçük kardeş :“bende geleceğim” der.
Büyük kardeş der: “sen burada evde kalacaksın, sen küçüksün, hem senin atın kurtludur, koşamaz.”
Büyük kardeş ile ortanca kardeş atlara binerler, babalarının mezarı tarafına giderler. Onlar gittiğinde, küçük kardeş hemen kurtlu ata biner, babasının mezarının yanına gider.
Akşam gidip karanlık geldiğinde, bakar uzaktan atlı bir adam siyah elbiseler giymiş, siyah ata binmiş odur geliyor. Hemen tüfeğini çıkarız, nişan alır, kurşunu atar. Adamın gözlerinin ortasından vurur. Gider, adamın elbiselerini çıkarır. Adamı toprağın dibine atar. Siyah elbiseleri giyer, siyah ata biner, gider, giderken çayın yanından geçer. Bakar çayın yanında bir tane kız var, gider küçük kızı alır.
Eve yetişir, siyah atı bir hana atar, elbiseleri de kızı da bir odaya atar, odayı kapatır.
Kardeşleri geldiğinde küçük kardeş sorar: “ne var ne yok, ne oldu ne olmadı?”
Kardeşleri der: “bir şey de yok, nöbet tutuk, sabah oldu, eve geldik.
Küçük kardeş onlara der: “ya, ben size derdim, bende sizinle geleyim. Siz bırakmıyordunuz. Siz gittiğinizde bende binerdim atıma, sizden önce mezara yetişirdim. Nöbet tutardım, üç günde adamlar geldi, onları öldürdüm. Ben eve gelirken üç kız gördüm, onları da getirdim.”
Kardeşleri çok pişman oldular. Küçük kardeş beyaz atı ve beyaz elbiseleri kendine alır. Küçük kızla evlenir, kırmızı atı ve kırmızı elbiseleri ortanca kardeşe verir. Ortanca kardeş, ortanca kızla evlenir. Siyah atı ve siyah elbiseleri büyük kardeşe verir, büyük kardeş büyük kızla evlenir.
Oradan sonra büyük kardeş ve ortanca kardeş ne yaparlarsa küçük kardeşi de beraber götürürler.
ANONİM
Derleyen: Nurettin GÜRKAN
Editör Notu: Zazaki'nin; Bingöl bölgesindeki şive özelliklerini gösterebilmek amacıyla masaldaki yazım üslubuna ve kelimelerin yazımına karışılmamıştır.