+ - Kimlik Sorunumuz
  Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
08 Aralık 2022 Perşembe
4 °C Hafif sis
Savaş Sekin
savassekin@gmail.com

Kimlik Sorunumuz

14 MAYIS 2022 CUMARTESİ 19:28
8
7332
7
AA aa

Her insanın sosyal yaşamda kendine has, onunla bütünleşen ve onu başkalarından farklı kılan karakteristik özellikleri vardır.

Düşünce, davranış, inanç, yaşam tarzı, dil, üslup ve buna benzer birçok özellik kişiden kişiye değişkenlik arz eder. Bu özellikler aynı zamanda kişiyi toplum içinde ayrıt edilebilir ve tanınabilir kılar.  

Kişiler, baskın olan özelliklerini ön plana çıkararak sosyal hayatta bu özellikleriyle bir şahsiyet kazanırlar.

Kişiye özgü olan ve dış çevre nazarında kendisi ile özdeşleşen bu özellikler  bütününü “kimlik” sıfatıyla vasıflandırmak mümkündür.

Kısacası kişilerin olumlu veya olumsuz, doğru veya yanlış, kendilerine özgü bir kimlikleri vardır. 

Kendi kimliğiyle var olamayan, yani başkasının elleriyle alkış çalan, başkasının beyniyle düşünen, başkasının diliyle konuşan, başkasının kalbiyle seven bir insan, kimliğini ve bunun yanında kişiliğini kaybetmiş demektir. 

Bu durumdaki bir insanın hiçbir zaman toplumda var olma iddiası olamaz. Ne kendisi kalabilir, ne de başkası olabilir. Başkalarının oyuncağı ve maskotu olmaktan kurtulamaz. 

Kimlik kavramı sadece bireysel bazda ve kişiye özgü bir kavram değildir. Bir köyün, kasabanın, şehrin, bölgenin, ülkenin, hatta bir medeniyetin dahi kimliği bir vardır.

Bu anlamda doğru inşa edilmiş bir kimlik, sahibini dış dünya nazarında kişilikli, itibarlı, güvenilir ve güçlü kılar.

Hali hazırda gerek ülke olarak, gerek medeniyet olarak doğru inşa edilmiş bir kimliğe tarihin hiçbir döneminde bu kadar ihtiyaç duymamıştık.

Bu noktada, kimlik kavramının içini de doldurmak durumundayız. Zira heybemizin varlığından ziyade, heybemizin içinde ne olduğu önemlidir.

İnanç dünyamıza ait kavram ve öğretilere mümkün olan en iyi şekilde hâkim olarak bunları aklen ve kalben içselleştirerek hayatın her alanına tatbik etme gayreti, kimlik inşasının en başında gelir. 

Zaten akla, mantığa, vicdana, ahlak duygusuna ve insani değerlere uygun olan şeyler inanç öğretilerimize de uygundur.

Yeniden kök salarak kendi köklerimizle buluşmak, aklın, bilginin, tefekkürün, okumanın, çalışmanın, azmin, kalbin, gönlün, merhametin, tahammülün, saygının dünyamıza nakış nakış işlendiği bir kişilik inşası bizler için artık varoluş meselesidir. 

Bir ayağı köklerde, bir ayağı göklerde bir kuşak, başka bir deyimle geleceğe gelenekle yürüyen bir kuşak artık elzemdir.

Bir mahalleye, köye, beldeye, ilçeye, şehre, devlete dışarıdan bakan bir göz, “bunların düşünce yapıları, değerleri, kutsalları, ruh halleri, karakteristik özellikleri şöyledir” diyebilmeli, bunu zihin dünyasında yer edinebilmelidir. 

Bu sözlerden, herkesin tek tip insan olması şeklinde bir anlam çıkarılmamalı, herkesin kendi medeniyetimizin bir temsilcisi olması gerektiği anlaşılmalıdır.

Ülkemizde devlet kurumu, kişilikli ve kimlikli bir toplum inşası ve medeniyet şuuru kaygısı taşımak, her alanda adımlarını buna göre atmak zorundadır. Böyle bir derdimiz olmazsa, bu durum bize dert olarak yeter.

Batılı devletlerin toplumsal yapısı ve yaşam tarzı bu anlamda asla bize referans olarak gösterilemez. Bizim yükselmemiz onlara benzemekle değil, bilakis benzememekle mümkündür.

Batılı düşünce tarzının çağdaşlık ve modernlik kavramlarını ifade edecek şekilde ürettiği birçok kavram ve bu kavramlara yüklenen anlamlar ile sahadaki uygulamaları, esasen bizim öğretilerimizde hiçbir karşılık bulmamaktadır.

Örneğin, yüklenen anlam itibarı ile “özgürlük” dedikleri kavramın bizdeki karşılığı modern köleliktir.

Bu anlamda örnekleri çoğaltırsak; yerine göre eşitlik bir zulüm, profesyonellik bir ahlaksızlık, özgüven bir kibir, çağdaşlık bir ruhsuzluk olabilir.

Bu anlamda karşılaştığımız her kavram ve tarzı kendi hakikat süzgecimizden geçirmek, kendi mihengimize vurmak ve ona göre hayatımızda yer vermek durumundayız.

Bugün sokaklarımızda, mahallelerimizde, şehirlerimizde, sosyal yaşam ve kişisel ilişkiler bazında çoğu kişinin sertçe eleştirdiği hal ve davranışlar, bilhassa gençliğin pençesinde düştüğü bazı inançsız ve akide dışı fikirler, ticari hayattaki birçok gayrı ahlaki davranışlar toplumsal kimliksizliğin bir eseridir.

Bu topluma dışarıdan gelen bir insan, kişilik ve kimlik inşası derdini taşıyan bir toplumla karşılaşmalı, o kimlik mührünü insanlarda, ticarette, sanatta, edebiyatta, bilimde, teknolojide kısacası hayatın her alanında görmeli ve hissetmelidir.

Yeniden bir ihya ve inşa hareketi, irfan, bilgi ve hikmet arayışı yolculuğuna başlamanın ve bu yola revan olmanın tam zamanıdır.

Zira yola kimliksiz çıkılmaz, yola kimliksiz çıkanlar kaybolmaya mahkûmdur.

Kalbin ve aklın zirvesine çıkmak ve bu zirveler arasında bir irtibat kurarak yol yürümek, milletimiz ve medeniyetimiz açısından bu zamanın bir kurtuluş reçetesidir.

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_93651)
28 Haziran 2022 Salı 13:31
Yazmak için yazdınız yine, hep söylüyorum sosyal hayata dair yazılar işin ehli tarafından yazılmalı, bir hukuk mezunu olarak aile hukukunu yazın miras hukukunun yazın kişiler hukukunun topluma bakan yönünü yazın buna EYVALLAH ama siz akademisyen kimliğine sahip değilsiniz ve lütfen alanınızda yazın, vesselam
Beğendim (0) Beğenmedim (1)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_93424)
16 Haziran 2022 Perşembe 12:34
özgürlük modern kölelik olur mu?o zaman herkes farklı düşünür diye düşüncesini açıklamayacak mı?..Çok şeyler söylenebilir.Ancak Bingöl ne yazık ki aydınlanmadan epeyce uzak..Muhafazakarlığın da bir ölçüsü olmalı..
Beğendim (2) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_92367)
16 Mayıs 2022 Pazartesi 14:14
İslami şuur ve bilince sahip olmayan, bu harika yazıyı biraz zor anlar. Şu muhteşem tanımlamaya bakın'yerine göre eşitlik bir zulüm, profesyonellik bir ahlaksızlık, özgüven bir kibir, çağdaşlık bir ruhsuzluk olabilir.' Sadakte..! Allah razı olsun.
Beğendim (3) Beğenmedim (1)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_92337)
15 Mayıs 2022 Pazar 15:35
Bazı kavramların yazarın nazarında farklı anlamlar taşıdığını görüyoruz. Bunu da yaşadığı toplumun fikri olduğunu belirtiyor. Özgürlük kavramının nasıl modern kölelik olarak yorumluyor? bunu açıklaması gerekir.
Beğendim (1) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_92368)
16 Mayıs 2022 Pazartesi 14:20
@Misafir Kullanıcı Nefsin her dediğini yapan, özgürlük adı altında haram günah demeden gayri meşru bir hayata müptela olan, tıpkı bir eroinman misali nefsine esir ve köle olmuş demektir.Buna özgürlük denemez...
Beğendim (6) Beğenmedim (1)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_92332)
15 Mayıs 2022 Pazar 00:17
Batılı devletlerin toplumsal yapısı ve yaşam tarzı bu anlamda asla bize referans olarak gösterilemez. Bizim yükselmemiz onlara benzemekle değil, bilakis benzememekle mümkündür.???? Batılı devletler farklı dillere ana dilde eğitim hakkı vermiş?Kimlik ile ilgili bir yazıyı ana dilinize değinmeden nasıl tamamladınız?
Beğendim (2) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_92329)
14 Mayıs 2022 Cumartesi 20:44
Tebrik ediyorum.. . Akıcı, ilmi ve rasyonel
Beğendim (0) Beğenmedim (1)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın