KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
24 Ağustos 2026 Pazartesi
°C
Hakim Bayraktar
bingolonline@hotmail.com

Önce Aynı Masayı Kaybettik

09 TEMMUZ 2026 PERŞEMBE 18:52
90
1633
10
AA aa

Medeniyetler çoğu zaman önce surlarını değil, aynı masa etrafında konuşabilme iradesini kaybeder. Çünkü konuşmanın bittiği yerde, duvarlar hiçbir medeniyeti ayakta tutamaz.

Tarih boyunca toplumları ayakta tutan; güçlü ordular, yüksek surlar ya da zengin hazineler değil, farklı düşünebilen insanların aynı masa etrafında oturup konuşabilme iradesiydi.

Antik Yunan'da filozoflar hakikati aynı sofrada aradı. İslam medeniyeti istişareyi yalnızca bir yönetim biçimi değil, birlikte akletmenin ahlakı olarak gördü. Kur'an-ı Kerim, inananları anlatırken, "Onların işleri aralarında istişare iledir." (Şûrâ, 42/38) buyurur. Anadolu'nun köy odalarında ise insanlar önce aynı çayı içer, sonra meselelerini konuşurdu. Çünkü aynı ekmeği paylaşan insanlar, birbirlerini incitmemeye de özen gösterirdi.

Medeniyetler farklıydı ama hepsinin ortak bir tarafı vardı. Konuşmadan önce aynı masaya oturuyorlardı.

Bugün dönüp Bingöl'e baktığımda aklıma hep bu geliyor.

Galiba biz önce aynı masayı kaybettik.

Bugün bu şehirde hangi meseleyi konuşmaya kalksak, çok geçmeden siyasetin gölgesi masanın üzerine düşüyor. Yol konuşuyoruz; siyaset... Eğitim konuşuyoruz; siyaset... Tarımı, hayvancılığı, turizmi, üretimi, gençlerin göçünü, şehrin geleceğini konuşuyoruz; yine siyaset...

Oysa şehirler siyasi rekabetle değil, ortak akılla büyür.

Ne yazık ki biz artık söylenene değil, söyleyene bakıyoruz.

Bir fikrin doğruluğunu, onu dile getiren kişinin hangi görüşten olduğuna göre değerlendirmeye başladık. Bizdense eksiklerini görmüyor, bizden değilse doğrularını bile duymak istemiyoruz.

Oysa hakikatin tarafı olmaz. Doğrunun siyasi kimliği yoktur, yanlışın da parti rozeti...

Bir toplum için bundan daha büyük bir fikrî yoksulluk olabilir mi?

Eskiden aynı mahallede büyüyen insanlar, farklı görüşlerde olsalar bile aynı sofraya oturabiliyordu. Birbirlerini eleştirirken seslerini yükseltmiyor, kelimelerini seçiyor, kırmamaya özen gösteriyorlardı. Çünkü sofranın da, komşuluğun da, selamın da bir hukuku vardı.

Bu nedenle, aynı masada konuşabilmenin ilk şartı, aynı fikri paylaşmak değil; birbirinin onurunu incitmeden konuşabilmektir.

Bugün ise aynı masada gülümsediğimiz insanı ertesi gün sosyal medyada küçük düşürmekten çekinmiyoruz.

Nezaketimizi ekranlara kurban ettik.

Sosyal medya bize düşünmeyi değil, taraf olmayı öğretti.

Algoritmalar öfkeyi ödüllendirdi, sükûneti görünmez kıldı. En sert konuşan en çok alkış aldı. Böyle olunca fikirler değil, taraftarlar çoğaldı. Aynı şehirde yaşayan insanlar, aynı mahallenin insanı olmaktan çıkıp dijital kampların savunucusuna dönüştü.

Artık bir paylaşımı okumadan beğeniyor, bir haberi araştırmadan yayıyor, bir insanı dinlemeden yargılıyoruz.

Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı ama hikmete ulaşmak belki de hiç bu kadar zor olmamıştı.

Yapay zekâ birkaç saniyede sayfalarca metin yazabiliyor fakat hiçbir teknoloji insana vicdan, irfan ve muhakeme kazandıramıyor.

Bilgi çoğaldı, bilgelik aynı hızla çoğalmadı. Çünkü bilgi başka şeydir, hikmet başka...

Kur'an'ın ilk emrinin "Oku!" olması boşuna değildir.

Çünkü okumak yalnızca harfleri görmek değil; anlamaya çalışmaktır.

Biz ise okumadan kanaat oluşturuyor, araştırmadan hüküm veriyor, dinlemeden cevap hazırlıyoruz.

Belki de bugün en büyük ihtiyacımız daha fazla konuşmak değil, daha fazla okumak ve daha dikkatli dinlemektir.

Çünkü okumayan toplumlar yalnızca bilgi kaybetmez; muhakeme kabiliyetini de kaybeder. Muhakeme kaybolunca sloganlar düşüncenin yerini alır. Sloganların olduğu yerde ortak akıl yeşermez.

İşte bu yüzden üretimi, tarımı, hayvancılığı ve gençlerimizi bu şehirde nasıl tutacağımızı konuşamıyor, bir fikir fırtınası yapacak kadar aynı masada kalamıyoruz.

Şunun da altını çizmemiz gerek! Aynı masa tek başına ortak akıl üretmez; ortak akıl, hakikati arayanların bilgiyi kanaatten, ehliyeti gürültüden ayırabildiği yerde doğar.

Bunu başaramayınca da sürekli birbirimizin siyasi pozisyonunu tartıyoruz.

Unutmayalım ki, şehirlerin geleceğini ideolojik kamplar değil, ortak hedefler belirler.

Elbette ekonomik sıkıntılar insanın ruhunu da yorar, geçim kaygısı arttıkça tahammül azalır, belirsizlik büyüdükçe öfke çoğalır. Fakat tam da böyle dönemlerde birbirimizi dinlemeye daha fazla ihtiyacımız vardır.

Ne yazık ki biz bunun yerine birbirimizi susturmayı tercih ediyoruz.

Bir başka handikabımız da "bizden olsun" anlayışıdır. Aynı masaya kimi oturtacağımıza çoğu zaman ehliyet değil, aidiyet karar veriyor.

Oysa bir şehri akıl büyütür; biz ise çoğu zaman aidiyeti ehliyetin önüne koyuyoruz. Ehil olanı değil, bize yakın olanı tercih ediyor; sonra da neden aynı isimlerin etrafında dönüp durduğumuzu sorguluyoruz. Şehirleri büyüten, makamların el değiştirmesi değil; bilgi ve birikimin yönetime katılmasıdır.

"Bizden olsun" anlayışı kısa vadede güven hissi verebilir; fakat uzun vadede şehrin en kıymetli sermayesini tüketir. Çünkü hak ettiği değeri göremeyen insanlar ya susar ya da gider. Şehir ise sessizleşir. Daha acısı ise bunu kanıksamaya başlamamızdır.

Kamuda da, siyasette de, sivil toplumda da, iş dünyasında da...  İşi iyi yapan değil, alkışlayan öne çıkıyor. Eleştiren değil, öven makbul görülüyor. İtaat, istişarenin önüne geçiyor.

Oysa yöneticiyi büyüten alkış değil, doğru eleştiridir.

Eleştiriyi düşmanlık gören anlayış gelişemez, hakaret sanan toplum ilerleyemez.

Çünkü medeniyetler övgüyle değil, muhasebeyle yükselir.

Ancak eleştirinin de bir ahlakı vardır. Hakareti, iftirayı, küçümsemeyi ve tahkiri eleştiri diye sunmak; hakikati büyütmez, yalnızca öfkeyi büyütür. Üslupta nezaket, fikirde ise cesaret esastır.

Bugün Bingöl'ün en büyük ihtiyacı yeni tartışmalar ya da yeni kavgalar değildir.

En büyük ihtiyacımız yeniden aynı masanın etrafında oturabilmektir.

Birbirimizi ikna etmek için değil, birbirimizi anlamak için...

Siyasi kimliklerimizi bir kenara bırakıp bu şehrin çocuklarını konuşabilmek...

Üretimi, tarımı, eğitimi, turizmi, kültürü, ortak geleceğimizi...

Çünkü bu şehir hepimizin.

Ve bu şehrin sorunlarının hiçbirinin siyasi kimliği yok.

Ne işsizlik sağcıdır, ne göç solcudur.

Ne eğitim muhafazakârdır, ne üretim muhaliftir...

Ne ahlak iktidardır, ne vicdan muhalefet...

Açlığın ideolojisi, umudun da parti rozeti olmaz.  Bunlar hepimizin ortak meselesidir.

Belki de yeniden başlamamız gereken yer tam da burasıdır.

Yeniden aynı masaya oturabilmek...

Sözü söyleyenin kim olduğuna değil, ne söylediğine kulak verebilmek...

Birbirimizin fikrine katılmasak bile saygı duyabilmek...

Çünkü aynı masaya oturabilen insanlar, aynı geleceği de kurabilir.

Bugün kuracağımız her sağduyulu cümle, yarının huzuruna konulmuş bir tuğladır.

Bugün büyüteceğimiz her öfke ise çocuklarımızın yaşayacağı şehrin duvarında açılmış yeni bir çatlaktır.

Tercih bizim.

Ya birbirimizi tüketmeye devam edeceğiz...

Ya da birbirimizi tamamlayarak bu şehri büyüteceğiz.

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119452)
10 Temmuz 2026 Cuma 13:31
122001968
Sayın hakim bey dikkatinizi çektiyse geçim kaygısından dolayı ilimiz doğum oranında hayli bir düşüş var fazla sürmez köylerimizde nasıl sade yaşlılar kaldıysa gençler göç ettiyse ilimiz merkezdede aynı durum oluşacaktır gençlerimiz batıya göç edecektir ilimizde çoğunlukta yaşlı nufus oluşacaktır ortak akılla ön yargısız ve ideolojiyi düşünmeden toplumumuzun sorunlarına çözüm üretmeliyiz. tşkler.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119451)
10 Temmuz 2026 Cuma 13:25
Sayın Hakim bey cesaretle yazdığınız için teşşekür ederim ayrıca yazınız eksikliklere rağmen çok güzel olmuş. ortak akıl yürütüp toplumun tümünü ilgilendiren konularda ideoloji aramak topluma zarar verir. Eleştirinin korkulduğu şakşakçılığın olduğu toplumların sonu maalesef uçurum olmuştur . (tarihe bakmalıyız tarihte bu konuda çok örnek vardır.) eleştirinin olmadığı toplumlarda ne sanat nede sanayi gelişir.Bugün malesef SANATÇI yetişmiyor. Yetişmiş eğitimli insanlarımız görev ehline verilmediği için yurt dışına göç ediyor s
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119449)
10 Temmuz 2026 Cuma 09:49
Hakim by.bir yazıda şehrin sorunlarına yönelik olsun.mesela Bingölspor sahipsiz kaldı.stad yapılacaktı fos çıktı.vadi millet bahçesi para gömülük yarım bırakıldı.5 yıldızşı termal otel yine fos,hava alanı uzatım yok sadece mevcudu sök tak birileri para yesin,solgan ve diğer ilçe yolları her sene para yenilen hazineye dönüştü,2 hastane bir binada ve doktor yok biz ise tıp istemiyoruz,diş fak.hastanesinin açulmasına belediye ve sağlık bakanlığı ruhsat vermiyor,özel idare yolunu yapmıyor,kentleşme facia,memleket sahipsiz kalmış kimsenin haberi yok.

Bir önceki yazısını okumanız dileğiyle;
1- https://www.bingolonline.com/makale/birileri-yapsin-birileri-versin-birileri-sahip-ciksin-1175.html

2- https://www.bingolonline.com/makale/bingol-eksigiyle-yetinmek-zorunda-mi-1174.html
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119448)
10 Temmuz 2026 Cuma 04:21
Insan önce niçin yaratıldığını bilmeli. Yaradılış gayesini bilmeyen insandan hiç bir şey beklememek lazım. 'Iş na ehline verilince kıyameti gözleyin' emri unutulmamalıdır.İnsan manadan konuş,yalnız maddeden ibaret olduğunu zannediyor.Doyumsuzluk zirvede, şükür derdiniz Hak getire. Sonuç bundan farklı olamaz.Söylecek çok şey var, ancak bu kadarı ile yetinelim.Tespitleriniz için teşekkür ederim.Selam ve dua ile.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119447)
09 Temmuz 2026 Perşembe 23:13
Değinilmesi gereken bir konuya değinilmiş. Hepimizin ortak derdi olanı dile getirmeniz ziyadesiyle beni memnun etmiştir. Tebrik ederim
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119444)
09 Temmuz 2026 Perşembe 21:10
'Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı ama hikmete ulaşmak belki de hiç bu kadar zor olmamıştı'
Tarihte yerini alacak bir yazı olmuş.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119441)
09 Temmuz 2026 Perşembe 20:19
Muhteşem bir yazı sizi kutluyorum 👍
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119438)
09 Temmuz 2026 Perşembe 19:33
Aynen katılıyorum
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119437)
09 Temmuz 2026 Perşembe 19:27
Çok anlamlı yazı..Negatif olan tüm söylemler,maalesef bütün ülkeyi sarmış vaziyette.Hele Bingöl tam merkezi konumda.Oysaki;kim olduğuna bakmamalı,ne söylediğine bakmalı(Hz.Alinin sözü).
Yüreğine sağlık..
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119436)
09 Temmuz 2026 Perşembe 19:24
Guzel yazınızdan dolaı tebrik ediyorum. Ancak temennilerinizin karşılık bulamayacağı bir bölgede yaşıyoruz. Safınızda olmayan veliyi şeytan gibi rejmeden, safınızda olan şeytana rahmet okuyan bir anlayış temmenilerinize asla olumlu cevap vermez.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın