KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
12 Haziran 2026 Cuma
°C
Hakim Bayraktar
bingolonline@hotmail.com

Asıl Fıkra

07 HAZİRAN 2026 PAZAR 19:12
18
967
9
AA aa

Rahmi Koç'un bir hastane açılışında anlattığı sözüm ona fıkra, gündemin ana başlığına dönüştü.

Kimileri "Abartılıyor" diyor, kimileri ise "Bu sadece bir fıkra değil" diye itiraz ediyor.

Aslında tartışmanın özü de tam burada yatıyor. Çünkü mesele yalnızca bir fıkranın komik olup olmaması değil. Mesele, kimin üzerinden güldüğümüzdür.

Elbette herkes aynı hassasiyeti paylaşmak zorunda değildir.

Bazıları bunun yalnızca kötü seçilmiş bir fıkra olduğunu düşünebilir. Bazıları ise mizahın sınırlarının bu kadar daraltılmaması gerektiğini savunabilir.

Mizahın ne olduğu ve sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği konusu her zaman tartışmalı olmuştur.

Ancak bazı olaylar vardır ki, tartışma yalnızca anlatılan sözün kendisinden değil, o sözün dokunduğu toplumsal hafızadan kaynaklanır. Bu olay da biraz böyledir.

Toplumlar bazen silahla değil, kelimelerle şekillenir.

Bazen bir kanun kadar etkili olan şey bir filmdir, bazen bir okul kadar etkili olan şey bir televizyon dizisidir, bazen de yıllarca anlatılan bir fıkradır.

Çünkü insanlar çoğu zaman gerçekleri araştırarak değil, tekrar edilen hikâyeler üzerinden öğrenir. Bu yüzden fıkralar masum değildir.

Bir milleti sürekli kurnaz gösterirseniz insanlar onu öyle hatırlamaya başlar.

Bir bölgeyi sürekli cahillikle özdeşleştirirseniz zihinlerde kalıcı bir iz bırakırsınız.

Bir inancı sürekli yobazlıkla yan yana getirirseniz nesiller boyunca sürecek bir algı üretirsiniz.

İnsanlar çoğu zaman birbirlerini tanımadan önce, birbirleri hakkında anlatılan hikâyelerle tanışırlar. Bu yüzden kültürel hafızayı şekillendiren her anlatı, beraberinde büyük bir sorumluluk da taşır.

Türkiye'nin mizah kültüründe bunun sayısız örneği vardır.

Karadenizli, Kayserili, Laz, Kürt fıkraları ile Romanlara yönelik klişeler, Alevilere yönelik anlatılar, dindar insanları küçümseyen senaryolar ve Yeşilçam'ın yıllarca tekrar ettiği sahte din adamı tiplemeleri

Bütün bunlar sadece güldürmedi, aynı zamanda öğretti.

Kimi zaman yanlış öğretti, kimi zaman önyargı üretti, kimi zaman da insanların birbirine bakışını zehirledi.

Doğu ve Güneydoğu insanı da bu süreçten payını aldı.

Yıllarca şivesi taklit edildi, konuşma biçimi alay konusu yapıldı, "Kıro" gibi küçümseyici ifadeler günlük dilin bir parçası haline getirildi.

Bir süre sonra bu kelimeler bir kişiyi değil, bütün bir coğrafyayı tarif eden etiketlere dönüştü. Milyonlarca insanın emeği, çalışkanlığı ve hikâyesi görünmez hale gelirken, hafızalarda çoğu zaman eğitimsiz ve geri kalmış bir karakter bırakıldı.

Oysa gerçek hayat hiçbir zaman fıkralardaki kadar basit değildir. Bu noktada üzerinde durulması gereken ikinci konu ise kadındır. Çünkü olayın merkezinde yalnızca etnik bir kimlik değil, aynı zamanda bir kadın vardır.

Bir toplumun kadınlara bakışı, onun medeniyet seviyesinin aynasıdır.

Kadınların mahremiyetini, bilgisizliğini veya kültürel farklılıklarını gülme konusu yapmak, mizah üretmekten çok bir önyargıyı yeniden üretmektir.

Üstelik burada söz konusu olan yalnızca Kürt kadınları da değildir. Türk kadınları, Karadenizli kadınlar değildi. Mesele herhangi bir kimliğin aşağılanmasıdır.

Bugün Kürt kadını üzerinden kurulan bir küçümseme dili yarın başka bir topluluğu hedef alabilir.

Bilinmelidir ki, önyargının yönü değişir ama mantığı değişmez.

Bu nedenle konuya etnik bir tartışma olarak değil, insan onuru meselesi olarak bakmak gerekir.

Çünkü insan onuru kimliğe göre değişmez.

Saygı da değişmez.

Rahmi Koç'un kim olduğu da bu noktada önem taşımaktadır.

Çünkü burada sıradan bir vatandaşın değil, Türkiye'nin en büyük ekonomik ailelerinden birinin temsilcisinin sözlerinden bahsediyoruz.

Koç Grubu'nun Türkiye'nin sanayileşme sürecine katkıları, sağladığı istihdam ve ekonomik hayattaki yeri tartışma konusu değildir.

Tam tersine, böylesine köklü kurumların temsilcileri toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren ortak bir dili kurma konusunda daha fazla sorumluluk taşır. Çünkü büyük ekonomik güç, beraberinde büyük toplumsal temsil sorumluluğu getirir. Türkiye'nin bugün ihtiyacı olan şey de tam olarak budur.

Birbirini tanımadan yargılayan değil, anlamaya çalışan bir dil.

İnsanları şivesine göre sınıflandırmayan bir bakış.

Kadınları kolay bir mizah malzemesi haline getirmeyen bir yaklaşım.

İnancı, memleketi, kültürü veya yaşam tarzı ne olursa olsun insanı önce insan olarak görebilen bir anlayış.

Bugün sosyal medya çağında yaşıyoruz.

Bir zamanlar kahvehanelerde anlatılan önyargılar artık saniyeler içinde milyonlarca insana ulaşıyor.

Bir zamanlar filmlerin ürettiği klişeleri bugün algoritmalar üretiyor. Bu nedenle kullandığımız dil her zamankinden daha önemli.

Toplumların ahlaki dokusu büyük kırılmalarla değil, küçük tekrarlarla aşınır.

Sürekli tekrar edilen küçümsemeler, sürekli normalleştirilen önyargılar, sürekli alkışlanan aşağılamalar... Bunlar zamanla toplumsal hafızanın bir parçası haline gelir.

Belki de bugün tartışılması gereken şey anlatılan fıkra değildir.

Çünkü bir fıkra birkaç dakikada unutulur.

Ama insanların memleketiyle, şivesiyle, inancıyla, kültürüyle ve kadınlarıyla alay etmeyi normal gören anlayış yıllarca yaşamaya devam eder.

Bu bakımdan, mesele bir hastane açılışında anlatılan birkaç saniyelik bir hikâye değildir.

Mesele, yıllardır bazı insanları küçümsemenin mizah, bazı değerleri aşağılamanın ise modernlik sanılmasıdır.

Ve galiba bu ülkede uzun zamandır anlatılan en büyük fıkra da budur.

Son söz olarak;

Toplumun önünde bulunan insanlar, söyledikleri sözlerden olduğu kadar o sözlere verdikleri tepkilerden de sorumludur. Bu sorumluluğunu unutarak kötü bir tercihi “fıkra olarak” paylaşan Rahmi Koç'u da, bu anlatıya fütursuzca gülenleri de kınıyor, daha sorumlu davranmaları gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119136)
08 Haziran 2026 Pazartesi 10:43
Tebriklerim hocam çok doğru.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119135)
08 Haziran 2026 Pazartesi 10:35
Yüreğinize sağlık..Güzel tespitler..
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119134)
08 Haziran 2026 Pazartesi 10:23
Hani bir sözde var keser döner sap döner diye bu kürt insanını yahudi bayaz Türkler diye bildiğimiz devletin kaymağını yiyen TUSİD kulubi yıllarca kürtleride Türkleri de hakir gördüler yıllaca bir biriyle kırdırdı. Bizm laikçi ve bunların etrafında fırfır dönenler en son israil iran savaşında kürtler israilin yanında yer almadı ve ondan sonra fıkralar başladı Türkiyede Rahmi Koç İsrail haham yosef ne diyor kürtlerin elma kadar aklı yok anlayan anladı
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119132)
08 Haziran 2026 Pazartesi 05:46
oncelikle cok yersiz ve berbat bir fikraydi. rahmi koc gibi birine bu kadar seviyesizlik de hic yakisikli olmamis. hele etrafindakilerin buna kakara kakara gulmeleri, butun sahne igrencti.
ote yandan, bu kadar alinganlik yapmaya, eziklik psikolojisi altina girmeye de gerek yok. lazlarla ilgili zibilyon tane fikra var, kimse sallamaz. ayrica kurtler icin onemli olan; kadinlarina ikinci sinif muamelesi yapmayip, onlarin egitimine destek cikmalari ve daha huzurlu yasamalarini saglayacak cabalari gostermeleri.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119130)
08 Haziran 2026 Pazartesi 01:58
Yaşanmakta olan 'Koroya katılmak'tansa bir de olaya böyle bakmakta fayda var. Ortada can yakıcı bir sorun var ve 'halının altına süpürmek'le bir yere varılmaz; analarımız, kadınlarımız, doktora dahi en temel derdini anlatmada yaşaya geldiği can yakıcı bir insanlık sorunu ortadayken kadar can yakıcı bir insanlık sorunu üzerinde düşünmek gerekirken, 'cinsellik' yönünü öne çıkarıp kahkahalar atmak, tepkileri 'korolaştırmak' yerine çözümü düşünmek daha doğru olacaktır.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119129)
08 Haziran 2026 Pazartesi 01:50
Ülkemizde kürt sorunu vardır ve bu sorun halledilmeden huzur bulma, gelişme mümkün değildir. En son bunu en çarpıcı şekilde sayın Bahçeli bundan bir yıl önce dile getirdi.Hepimiz bir umut içerisindeyiz bu sayede. Kanaatimce, Rahmi Koç ta, Devlet Bahçeli'ye destek olmak algısıyla 'biraz biçimsiz şekilde de olsa' sözkonusu anlatımı ağzından kaçırmıştır.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119128)
07 Haziran 2026 Pazar 22:42
Koç'a sahip çıkan Devlet Bahçeli'ye sormak lazım: Koç, 'Kürt kadını' yerine 'Türk kadını' deseydi, Bahçeli acaba ne derdi? Ama söz konusu Kürt olunca Bahçeli anında fabrika ayarlarına geri döndü. Çözüm sürecinde değişti sandık, meğer yanılmışız..
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119127)
07 Haziran 2026 Pazar 20:11
Eline koluna yüreğine sağlık kardeşim, kibar bir dil kullanmışsın kurumsal kimliğin belki bunu gerektiriyor, ama bu şahıs çok daha ağır sözleri hak etmiş ama bize yakışmaz. Bir kadının namusu onur'u adres belirtilerek fikra konusu yapılaması, karaktersizliğin dik alasıdır, bunların toplumdan ne kadar kopuk bir hayat içerisinde olduğunu da görüyoruz yazık, sözde Cumhuriyet ideolojisini taşıma görevi üstlenmesi için zengin edilmiş 5.000 kişiden biridir bu şahıs, Cumhuriyeti Kemalist ve halkın değerleriyle çatışan bir ideolojiye dönüştürürseniz,
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119126)
07 Haziran 2026 Pazar 19:45
Kaleminize sağlık 👏
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın