Bingöl, Eksiğiyle Yetinmek Zorunda mı?Bazen düşünüyorum da, Bingöl'de neden hiçbir iş tam anlamıyla yapılamıyor? Dikkat edin, "hiçbir şey yapılmıyor" demiyorum. Çünkü yapılıyor. Havalimanı yenileniyor, yeni devlet hastanesi yapılıyor, şehir stadyumu, Millet Bahçesi, yeni spor sahaları, Kent Park projesi ve dahası… Yani ortada inkâr edilemeyecek yatırımlar var. Ancak insanın içini burkan başka bir gerçek daha var. Bu şehirde yapılan işlerin önemli bir kısmı ya gecikiyor, ya küçültülüyor, ya eksik bırakılıyor, ya da ilk vaat edildiği şekliyle hayata geçirilemiyor. Asıl mesele de burada başlıyor. Çünkü Bingöl halkı nankör değil. Kimsenin emeğini yok sayma gibi bir derdi de yok. Ama bu halkın, kendi vergileriyle yapılan hizmetlerin en iyisini isteme hakkı da vardır. Kimse kendi cebinden para harcamıyor. Harcanan para siyasilerin ya da bir başkasının değil, milletin parasıdır. Dolayısıyla vatandaş da doğal olarak soruyor: "Madem bu kadar büyük bir yatırım yapılacak, neden geleceği düşünülmüyor?" Havalimanı bunun en somut örneği. Pist ve apron yenileme işi gündeme geldiğinde şehirde oluşan beklenti çok netti; “Madem havalimanı baştan aşağı yenileniyor, o halde pist uzatılsın. Geniş gövdeli uçaklar insin, terminal binası büyütülsün, yurtdışı uçuşlarına uygun altyapı hazırlansın.” Çünkü bugün yapılmayan bir yatırımın tekrar gündeme gelmesi belki de yirmi yıl sürecek. Peki sonuç ne oldu? Defalarca iptal edilen ihalelerden sonra süreç başladı ama ortaya çıkan tablo yalnızca pist yenilemesinden ibaret kaldı. Üstelik daha kapsamlı projenin yaklaşık 5 milyar liralık maliyet nedeniyle rafa kaldırıldığı konuşulurken, aynı dönemde Trabzon'da yaklaşık 60 milyar liraya yeni havalimanı yatırımlarının rahatlıkla planlanabildiğini görüyoruz. Şimdi vatandaş şunu sormasın mı? Bingöl için 5 milyar lira fazla görülüyorsa, başka şehirlerde 50-60 milyarlık projeler nasıl gündeme gelebiliyor? Bu soruyu sormak suç mu? Yoksa bu şehir için biraz daha fazlasını istemek ayıp mı? Stadyum meselesi de farklı değil. Şehir yıllardır özlenen tablo gerçek oldu ve 12Bingölspor 2. Lig'e yükseldi. Haliyle bu takımın daha modern şartlarda oynayabileceği bir tesis bekliyor. Tabi sahipsizlikten sıyrılıp yeni dönemde sahaya çıkabilirse… Toplumun büyük bölümü en az 12 bin kişilik bir stadyum talep ediyor. Ama ortaya çıkan proje 8 bin kişilik. Aşağı Çarşı'da yapılacak yeni sahalar 110 milyon liralık önemli bir bütçe ayrılıyor ama seyirci kapasitesi düşürülüyor. 12Bingölspor'un oynayacağı sahada doğal çim beklenirken sentetik zemin planlanıyor. Yine aynı tablo... Yapılıyor ama biraz eksik, yapılıyor ama biraz kısılmış, yapılıyor ama geleceğe göre değil, bugünü kurtarmaya göre planlanıyor. Millet Bahçesi ise artık sabrın sınandığı bir hikâyeye dönüştü. Geçen yıl teslim edilmesi gereken proje bugün hâlâ tamamlanamadı. İhaleyi alan firma Türkiye'nin 3 ayrı ilinde aynı projeyi yürütüyor ve mali sıkıntıları aşamayınca iflas edip iş yarım kalıyor, süreç uzuyor, prosedürler işliyor, yazışmalar devam ediyor. Vatandaşın gördüğü ise sadece bitmeyen bir proje. Yatırım Bingöl Belediyesi adına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca yürütülüyor ve Bingöl Belediyesi'nin bu işe müdahale şansı yok. İhaleyi yapan Bakanlık, işi teslim alıp teslim edecek yine Bakanlık. İş başarıyla sonuçlanırsa “Bakanlık yaptı” oluyor, işler aksadığında “Bingöl Belediyesi neden yapamıyor” diye soruluyor. Kaybedilen yalnızca zaman değil. Kamunun parası da heba oluyor. Kent Park projesine bakıyoruz; temel atılıyor, açıklamalar yapılıyor, fotoğraflar çekiliyor, aradan aylar geçiyor ama proje ilerlemiyor. Bugün gelinen noktada yüklenici firmanın mali sıkıntıları konuşuluyor. Gerekli mali kaynak bulunamazsa muhtemelen atılan temelle sınırlı kalacak ve sözleşme feshedilecek. Umarız tamamlanır. Çünkü Bingöl'ün yeni bir hayal kırıklığını kaldıracak hali kalmadı. YEMSÜT arazisine bakıyoruz; satış yapılıyor, planlar kuruluyor, elde edilecek gelirle İl Özel İdaresi'nin makine parkının yenilenmesi hedefleniyor ama araya hukuki süreçler giriyor, ödemeler gecikiyor. Aylar geçiyor, paranın zaman değeri eriyor. Geçen yıl bu aylarda ihale yapıldı, Ocak 2026'da imzalar atıldı. Yani 6 aylık bir kayıp var. Ocak 2026'dan şimdiye olan süreç için yasal faiz işletilecek ama önceki 6 ay için yasal faiz olmayacak. Ortak girişim şayet parasını o dönemde faize yatırmışsa, her türlü kârdalar. Yeni devlet hastanesine bakıyoruz, bugünlerde tamamlanmış olması bekleniyordu. Yüklenici firmanın kötü çalıştığını söylemek haksızlık olur ama vadedilen süreler doldu. Mayıs ayında biteceği söylendi. Haziran ortasına geldik, inşaat hâlâ sürüyor. Geçen gün Sağlık Bakanı Muş'ta yapılan hastanenin araştırma hastanesine dönüştürüleceğini açıklarken, Bingöllüler hâlâ birçok sağlık hizmeti için başka şehirlerin yolunu tutuyor. Tüm bunları dile getirince bazıları hemen aynı cümleyi kuruyor: "Daha ne istiyorsunuz? Eskiden bunlar mı vardı?" Hayır. Mesele bu değil ki! Kimse yapılan hizmetlere karşı çıkmıyor, kimse yatırımları küçümsemiyor, kimse "yapılmasın" demiyor. Tam tersine... İnsanlar yapılan işlerin daha vizyonlu, daha planlı ve daha kalıcı olmasını istiyor. Çünkü Bingöl bir köy değil, bu ülkenin 81 vilayetinden biridir. Bu şehirde yaşayan insanların beklentileri de en az diğer şehirlerde yaşayan vatandaşların beklentileri kadar değerlidir. Kimse çıkıp da yapılan hizmetleri vatandaşın başına kakmamalıdır. Çünkü vatandaş yapılan yatırımların sahibi değil, finansörüdür. O projelerin her tuğlasında bu milletin vergisi vardır. Dolayısıyla vatandaşın daha iyisini istemesi nankörlük değil, hakkıdır. Öte yandan halkın da kendisiyle yüzleşmesi gereken taraflar yok değil. Şehrin en büyük sosyal etkinliklerinde insanların nasıl meydanlara aktığını görüyoruz. En küçük bir konser duyurulduğunda alanlar doluyor. Bu tablo aslında başka bir gerçeği gösteriyor. İnsanlar nefes almak istiyor, sosyal alan istiyor, kültür, sanat ve spor istiyor. Çünkü işsizlik yüksek, esnafın yükü ağır, geçim sıkıntısı ziyadesiyle yaşanıyor, sosyal yardımlarla ayakta kalmaya çalışan binlerce insan var. Hayatın yükü arttıkça insanlar biraz olsun sosyal hayata tutunmak istiyor. Belki de yıllardır gözden kaçan nokta tam olarak burasıdır. Şehirler sadece betonla büyümez, sadece binalarla kalkınmaz. Şehirler insana dokunan yatırımlarla gelişir. Ancak bütün bu tabloya bakınca kendimize dönüp sormamız gereken başka sorular da var. Çünkü mesele yalnızca eksik yapılan yatırımlar değil. Mesele biraz da Bingöl'ün yıllardır kurtulamadığı siyasi iklimdir. Bakın etrafımıza... Şehirde bilim konuşulduğunda ilgi sınırlı kalıyor, kültür ya da spor konuşulduğunda ilgi sınırlı kalıyor. Ama iş siyasete geldiğinde herkesin söyleyecek bir sözü oluyor. Seçim kulisleri konuşulmaya başlasın, hangi partinin kimi aday göstereceği tartışılsın, şehir bir anda hareketleniyor. Bazen Bingöl'ün siyasetle ilişkisini bir oksijen maskesine benzetiyorum. Nasıl ki komadaki bir hastanın oksijen maskesi çıkarıldığında yaşam belirtileri zayıflıyorsa, Bingöl'de de siyaset gündemden çekildiğinde şehir adeta sessizliğe bürünüyor. Gazeteci siyaset yazmazsa okunmuyor, sosyal medyada siyasi tartışma yoksa ilgi görmüyor. Şehrin geleceğini ilgilendiren birçok konu siyasi polemiklerin ya da hesapların gölgesinde kaybolup gidiyor. Daha da kötüsü, birçok meseleye çözüm üretmek için değil, siyasi pozisyon almak için yaklaşıyoruz. Ortak bir fikir ortaya çıksa, birileri "yarın aday olur" diye rahatsız oluyor. Bir isim öne çıksa, altını oymaya çalışanlar çıkıyor. Bir çalışma dikkat çekse, hemen siyasi bir hesap aranıyor. Hal böyle olunca da ortak akıl oluşmuyor. Ortak akıl olmayınca şehir meseleleri ortak hedefe dönüşemiyor. Belki de bu yüzden Bingöl'de birçok iş ya gecikiyor, ya küçülüyor ya da yarım kalıyor. Çünkü biz çoğu zaman projenin kendisini değil, projenin siyasi sonucunu konuşuyoruz. Oysa Bingöl'ün ihtiyacı olan şey yeni siyasi kavgalar değil; verilen sözlerin tutulmasıdır, başlanan işlerin bitirilmesidir, planlanan yatırımların geleceği düşünülerek yapılmasıdır. Havalimanında da, stadyumda da, hastanede de, sosyal yaşam alanlarında da çıtanın yükseltilmesidir. Çünkü bu şehir kimsenin lütfuna muhtaç değildir. Bu şehirde yaşayan insanlar vergisini veren, askerini gönderen, ülkesine katkı sunan vatandaşlardır. İstedikleri şey ayrıcalık değil, hak ettikleri hizmettir. Belki de artık "Bingöl'e bir şey yapılıyor mu?" değil, "Bingöl'e yapılan işler neden eksik kalıyor?" sorusu daha yüksek sesle sorulmalı. Çünkü mesele yapılan işlerin sayısı değil, niteliğidir. Ve bir şehrin geleceğini belirleyen de tam olarak budur.
YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ 07 Haziran 2026 Asıl Fıkra18 Mayıs 2026 Parçalanmış Bir Gücün Hikâyesi: Daraheni!16 Nisan 2026 Okul Kapısından Giren Kurşun, Manşetten Çıkar12 Nisan 2026 12Bingölspor ve Vicdanımızın Skoru
|