Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
20 Ekim 2021 Çarşamba
8 °C Açık
Hakim Bayraktar
bingolonline@hotmail.com

Islam'ı tüketme mücadelesinde müslümanların rolü

05 AĞUSTOS 2016 CUMA 15:57
0
3053
0
AA aa

Dinsizlerin, tahrip edilmiş ve hak olma özelliğini yitirmiş dinlerin mensuplarının Müslümanları katlettiğine binlerce kez şahit olmuşuzdur. Fakat medyada, siz hiç Hristiyan bir cemaatin kafa kestiğine, toplu katliam yaptığına dair haberlere şahit oldunuz mu? Ben olmadım!

Hristiyan, Yahudi, Budist ve daha birçok hak olmayan dinin mensupları özellikle Müslümanlara yönelik katliam yaparken en fazla “Irkçı” söylemini duyarsınız. Katliamlara karşı yaptırım ya da önleme çabası ise asla görülmez! Çünkü katledilen Müslüman’dır. Ama iman itikadı zayıf, sadece Kelime-i Şehadet getirmiş Müslüman ya da Müslüman kılığında birileri yanlış yaptığında ilk tanımlama “Terör” şeklinde medyaya servis edilir.

Ve bu tanımlama, Batı’nın işgal ve saldırısı için geçerli bir sebeptir! Diğer tabiriyle bahanedir!

DEAŞ (IŞİD) gibi sapkın bir topluluk yaratarak isminin içerisine İslam” kelimesi koyan akıl, yapılan katliamlar üzerinden İslam dinini “terör” ile bağdaştırmayı başarıyor.

Nitekim DAİŞ üzerinden “Müslümanlar kafa kesiyor” algısı oluşturuldu ve özellikle Arap ülkelerindeki kıyafetler, bir terörist kıyafeti olarak algılanmaya başlandı.

Dünyanın dört bir yanı şöyle dursun, ülkemizde bile yıllar boyu, önce sahte imamlar yetiştirdiler, etraflarına yığınca insan doluşturup sonra operasyon yaptırarak “Sapkın kimseler, üfürükçüler vs.” tanımlamalarıyla kamuoyuna imamlık, hocalık, şeyhlik kavramlarının sakıncalı olduğu algısını empoze ettiler. Bu sayede artık “hoca” tanımı da toplumsal saygınlığını yitirmiş oldu.

Son olarak “cemaat” ismi lekelendi.

Bir “cemaatin” devlet içinde var olma, tüm önemli konumları ele geçirme gibi bir niyeti neden olsun ki?

Yargıda, askeriyede, emniyette, eğitimde ve daha birçok alanda militarist bir ruh yapısıyla insan yetiştirmenin ‘cihat’ ile ne gibi bir ilgisi olabilir ki?

Ülkeyi yönetenler başka bir dine mensup değil ki!

O halde, neden Müslümanlar genellikle ‘cihat’ kavramının içini doldurmaya çalışırken yine Müslümanlarla çatışır?

Neden Müslümanlar bir birini yok etme çabasında olur?

Öyle bir hale geldi ki, “cemaat” kelimesi genellikle bir tek zümreye atfedildiği için ülkedeki diğer dini yapılar, cemaatler kendileri için “cemaat” demeye korkar oldu.

Çünkü “cemaat” tanımı da, tıpkı “hoca” tanımı gibi etkisini ve geçerliliğini yitirdi, hafızalarda ‘zararlı’ türler hanesinde yer buldu.

Cemaatlerin en büyük yanlışı “3 Y” mantığından sıyrılamamaları olmuştur.

Nedir “3 Y” ?

“Yetiştir, yerleştir, yönet”

Yetiştir, yerleştir ve orada bırak. Gerçekten okulunda, kursunda, adı her ne ise… İslam ilmiyle yetişmiş, vatanına, milletine, bayrağına sadık, adil, hoşgörülü, imanlı gençler yetiştirilmesini hepimiz istiyoruz. Böyle bir gençlik yetiştirirken, fen ilimlerinde de iyi bir eğitim verip güzel makamlara gelmelerini sağladınız mı, gerisine karışmayın artık. Bir de o insanları, bulundukları makam üzerinden esir almayın, yönetmeye kalkmayın!

Bugün gelinen noktada “yönet” hususunda ısrar edilmesi ve bir hücresel yapılanmayla devlet kademelerinin ele geçirilmek istenmesi, Gülen cemaatini “FETÖ” terör örgütüne dönüştürdü.

Devlet ve Hükümet, bundan sonrası için elbette gerekeni yapacaktır.

Fakat buradaki sıkıntı şu! “Genelde İslam”ın zarar görmesi, ülke özelinde ise diğer İslami faaliyet gösteren yapıların olumsuz etkilenmesi!"

“Herkes kimin ne olduğunu biliyor” gibi bir yaklaşımla yaşananları geçiştirebiliriz ama algısal kalıntılar, geleceğe dair İslam adına yürütülen faaliyetler açısından “risk” teşkil edecektir.

Hristiyan, Yahudi, Budist veya diğer hak olmayan dinlere mensup ülkelerin İslam’ı ‘terör’ ile anmak adına hayata geçirdiği projeler, dikkat ettiyseniz genelde Müslüman ya da Müslüman görünümlü insanlar üzerinden yürütülüyor.

Müslümanlar bir birini katlederken, ayağını kaydırmaya çalışırken, Batı dünyası da avucunu ovuşturuyor. Onların derdi Müslüman ülkeleri yalnızlaştırmak, yoksullaştırmak ve gerekirse yok etmek. Bunun için en iyi silahları, para ve makam! Bunu da gayet iyi kullanıyorlar. Bir topluma para vermezler. Baş seçecekleri birileri üzerinden parayı akıtırlar, zaten ona biat edenlerin ardı arkası kesilmeyecektir. Ama Müslüman alemi olarak bizler bunu bir türlü idrak edemedik!

Gerçekten, samimi bir şekilde, bu sorunun yanıtını sadece kendinize verin; “Dinime ve vatanıma zarar vermem karşılığında teklif edilecek yığınca para, çok önemli bir makam ya da akıl almaz bir itibarı kabul eder miyim?”

Bugün yaşadıklarımız, ‘şer’ diye nitelendirdiğimiz durumlar belki de, İslam adına hayır olabilir, zararlı zümrelerin arındırılması ve İslam’ın “hoşgörü” dini olduğunun idrak edilmesi için güzel gelişmeler sayılabilir.

Müslümanlar bir birine düşürülebilir, İslam’ın yok edilmesi için Bat tarafından her türlü kumpas sergilenebilir. Ama unuttukları bir şey var! Elbette günü geldiğinde Yüce Allah’ın nuru tamamlanacak, İslam dünyaya hakim olacak. Bunu Batı dünyası istemese bile.

Bizler bu nurun tamamlanmasında bir nesne olabilirsek ne mutlu bizlere!

Umarım yaşananları doğru okur, tedbir alır ve gerçek İslam’ı yaşama yolunda başarı sağlayabiliriz.

Aksi halde, paranın, makamın ve itibarın esiri olarak ihanet edenler safında cehennemdeki ateşten köşkümüze doğru yol alırız!

Bu da tercih meselesi!

Sahi, sizin tercihiniz ne olacak?
 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın