Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
25 Ekim 2021 Pazartesi
14 °C Çok bulutlu
Yılmaz Ekinci
yekinci07@hotmail.com

MEVCUT YOLDA KALARAK YENİ KITALAR KEŞFEDİLEMEZ !

13 EKİM 2021 ÇARŞAMBA 16:10
2
1435
0
AA aa

Her varlığın mutlaka bir yol hikayesi vardır.

Küçük bir çocuk iken severek okuduğum bir yazardı Samet Behrengi.

Anlatacağım yol öyküsü onun “Küçük Kara Balık” kitabından geçer.

Yola meraklı küçük ve kara bir balığın  hikayesini anlatır. Hikaye, merak  ve heyecan ile başlar. Bir balığın başından geçen öngörülmez tehlikelerle ilerler.

Yaşanılanlar bir balığın dilinde tasvir edilir. 

Küçük Kara Balık hikayesinin içindeki umut ve heyecan o çocuksu masum kalbinizi sarar ve yeni bir şeylerin keşfiyle yüreğinizin attığını hisedersiniz .

…..

Küçük Kara Balık bir gün içini annesine açar.

“Anneciğim, gitmeliyim.

-Ama sabahın köründe nereye gideceksin ?

-Irmağın nereye kadar gittiğini görmek istiyorum. Biliyor musun anneciğim, aylardır bu “ırmağın sonu neresi “diye düşünüp duruyorum ama  işin içinden çıkamadım. Dün geceden beri gözüme uyku girmedi. Nihayet, gidip ırmağın sonunu bulmaya karar verdim. Başka yerlerde neler olup bittiğini bilmek istiyorum.

-Oğlum ben de çocuk iken senin gibi çok düşünürdüm böyle şeyleri. Yavrucuğum, ırmağın başı sonu olmaz ki. Irmak hep akar, durur ve hiçbir yere de varmaz.

-Ama anneciğim, her şeyin bi sonu olmaz mı ? Gece sona erer, gündüz sona erer; ay öyle, yıl öyle…

……Hikaye öyle başlar.

Her varlığın “yol hikayesi”  anne rahmine düştüğünde başlar ve dış dünya ile temas sağladığı anda  bir sancı ile  ilerler. Her sancı aslında kendi içinde bir keşfin ve bir yolcuğun hikayesini barındırır.

Merak, insanın varlık aleminde kendi konumunu sorgulayan en büyük yetidir.

Merak olgusunu baskılayan ve kamçılamayan her yapı, insanın fıtratını zedeler. Ve insanı doğmatik  fikirlere, zindanlara hapseder. Doğmatizm ,onun için her türlü yenilikçi düşünceye karşıdır. Çünkü doğmatizm kalbin donuklaşması ve beynin ölümüdür.

Keşfetmek yetisi ise bilincin  bir fiilidir ve  onun ardından yapılan yolculuk ise bedenin bir eylemidir. Bilincin ateşi meraktır ve bedeni yola çıkmaya zorlar ve tetikler.

Bedenin hareketliliği bilinçle paralel a(r)tar ve  mekandan çıkmak ister. Mekan, bedeni  fiziki  olarak  hapsetmeye çalışır. Oysa beden canlı ve dinamik bir yapı olduğu için hep mekandan  firar etmeyi ister. Bedenin seyahatı mekandan  çıkmak ile olur.

Onun için insan yerleşik olamaz,hep seyahat etmek ister

Beden ile mekan arasındaki ilişki, kalıcılık üzerine değil geçicilik üzerinde inşa edilmiştir.

Beden, mekanlar arasında seyahat etmek ister.

Çünkü bedenin içinde zaptedilmesi mümkün olmayan bir cevher vardır. Bu cevher ruhtur ve beden ruh için geçici bir konaktır. Ruh, tenden azat olmak ister. Ruhun tenden azat olması  ölümdür. Ölüm ise ruhun  tüm maddi  ve manevi bağlantılardan kurtuluşunun adıdır ve özgürlüğe açılan kapısıdır.

Ruh,  ancak ölümle özgürleşir ve ölümsüz olur.

Onun için yola çıkmak için olağan üstü bir kişiliğe sahip olmanız gerekmez. Mevcut yoldan çıkmanız için de olağanüstü  bazı şeyler yapmamıza gerek yoktur. Çünkü nasıl olsa bir gün ruh bedenden kurtulup uçmak ister.

Ruh, teni yorar ve teni kırıştırır.

Yaşlılık, ruhun değil bedenin yorganıdır.  Yorgan zamanla yıpranır ve onun için fıtrata giydirilen her yapay şey zamanla ters teper.

Çünkü insan özgür yaratılmıştır!

İnsan,  nihayetinde kendini ve evreni keşfetmek ister. Onun için sol göğsünün altında yüreği atanlar her zaman mevcut yoldan çıkmaya teşne olup yeni yola yönelirler. Çünkü ruh, hiçbir dünyevi şeyi muhafaza etmek istemez. Bu dünyada asi bir çocuk gibidir ve hep yeni şeyleri keşfetmek ister.

 Özgür bir ruh, her zaman özüne doğru yeni seyahatler düzenler.

Yol, insanın özünü gürleştirir.

Çünkü insan  “kendisi olmak” ve “kendisi kalabilmek” için  başka kıyıları keşfetmeye meraklı bir varlıktır. Kişi başkaları ne düşünür, neler söyler nağmelerine bakmaksızın ve mevcut tabulara, korkulara  ve zindanlara boyun eğmeden hep  kendi özünü keşfetmeye can atar. Bu onun  fıtratının bir gereğidir.

Bu dünyada kendi özünü keşfetmeye çıkanlar, aslında özgürlüğü de tatmış olan kişilerdir.

İnsanı insan kılan da özündeki olan cevheri gün yüzüne çıkarmasıdır. Onun için eğitim bizim içimizdeki potansiyel olan statik enerjinin kinetik enerjiye  çevirmesinin adıdır. Aksi takdirde tüm yaratıcı hasletlerimiz körelir ve ölürüz. Onun için “eğitim önemlidir”, derler.

Varlıklar aleminde herkes yola çıkamaz ve herkes ile de yola da çıkılamaz!  

Kendi kabuğunu kırmayan ve kendi kabuğunun dışında diğer kıyıları keşfetmeye meraklı olmayanlarla nereye kadar yola çıkılabilir  ki?

 Başka bir değişle nefsine, başkalarına ve çoğunluğa teslim olan kişi ne kadar kendisi ola bilir ki?

Kişi kendini gerçekleştirmek istiyorsa, özünü özgürleştirmeden özgür olamaz. Bunun yolu da “yoldan çıkmak” ile ancak mümkündür.

Mevcut yolda kalarak yeni kıtalar keşfedilemez !

Kişi kendi içindeki Afrikayı keşfetmek istiyor ise ,yoldan çıkmayı mutlaka göze almalıdır.

Yol uzun ve meşaketli olabilir, ama yol özgürlüktür.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın