KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
01 Eylül 2026 Salı
°C
Yılmaz Ekinci
yekinci07@hotmail.com

Kişi Nesneleştikçe Özne Ölür

01 EYLÜL 2026 SALI 01:55
1
93
0
AA aa

Kimseye ta'n etmeye hiç dilimiz yoktur bizim

La-mekandan gelmişiz, bir ilimiz yoktur bizim”

                                                                                               Niyazi Mısri

 

Çağımız bir imaj çağıdır.

Her gün yeni kutsallıkların, totemlerin ve anlayışların ikonlaştırıldığı bir çağdır.

Bu çağda kimlikler tümüyle bağlamından koparılmıştır.

İnsan yeni kimlikler sayesinde hakikati göremeyecek kadar körleştirilmiştir.

 

İnsan denilen varlık bir erkek ile bir dişinin birleşmesinden vücut bulur.

Elinde olmayan kimliklerle dünyaya gelir.

Ve yine elinde “mümkün olan” ile” mümkün olmayan” kimlikler dairesinde yaşar.

Elinde olmayan kimliklerle dünyaya gelişi bir kaderdir ve tartışma konusu dışıdır.

Çünkü,

Anne babasını seçemez.

Doğduğu yeri (şehri, bölgeyi) belirleyemez.

Konuştuğu dili tayin edemez.

Irkını, kavmini seçemez.

Hatta içinde bulunduğu yerin rengini, inancını, kültürünü alır, içselleştirir.  Onları bile değiştirmeden, tartışmadan kutsal bir veri olarak alır, yaşamaya çalışır.

Oysa insan, elinde olmayan şeylerle değil “elinde olan şeyler”le   imtihan olur.

 

Seçme hakkı olmayan bir şeyle insanın sınanması akıldışıdır.

Yine seçme hakkına sahip olmadığı bir şeylerden dolayı da bir üstünlüğe sahip değildir.

İnsanın kendisine ait oluşu bir süreçtir.

Bu süreçte “mümkün olmayan” daireyi kutsamaz, mümkün olan dairede ise kendi kimliğini örmeye çalışır.

Çünkü insanın varoluşu “hayır” ile başlar ve cehd ile devam eder.

İnsan, kendi kimliğini oluşturmaya çalışırken, başka kimlikleri aşağılama ve horlama hakkına sahip değildir.

Kendi kimliğini inşa etme süreci “insanlaşma” sürecinin en önemli basamağıdır. 

İnsanın nesneler aleminden kopup “halifelik” makamına yolculuk etmeye başlaması, beşeriyetten kurtuluşun ilk adımıdır.

İnsanın başkalarından (atalarından) almış olduğu miras, onu özne kılmaz. İnsan, bazı süreçlerin sonuncunda insanlaşır.

İnsanı evrende eşrefül mahlukat kılan tek şey onun emeğidir.

Emek, varlık aleminde insanı özne kılan tek kimliktir!

İnsan türünü diğer türlerden ayıran en önemli özelliği emek olduğu için insan başkalarıyla iş birliği kurabilme potansiyeline sahip olmuştur. İnsan kendi kabilesi dışında diğer kabilelerle ilişki kurduğu için hayatta kalmıştır. Gelişme, ilerleme, iş bölümü, uzmanlaşma emeğin toplumsallaşmasıyla birlikte gelişmiştir. Yeryüzünün sosyal fethi emek sayesinde olmuştur.

İnançlar, toplumsal değerler, tarihsel mitolojiler, menkıbeler insanın zihnini işgal eden faktörler bazen insana nefes olabildikleri gibi aynı zamanda bir zindan işlevini de görebilirler. Oysa Allah insanı esaret altına alan bütün bağımlı ilişkilerden kurtarmayı/ azat olmayı emreder.

İnsanın örtülerden, yapay kimliklerden kurtuluşu ancak öz bilinçle mümkündür.

Öz bilinç insanın en saf en temiz halidir. Bu da insanın en yalın fıtratıdır.

Fıtrat, insanın çıplaklık halidir.

Onun için bir insanı değerlendirmek istiyorsanız, onun doğuştan getirdiği kalıtsal özellikleriyle değil kendi eliyle kâinata ilave ettiği şeylere bakarak değerlendirmek gerekiyor.

Evrende iyilik ve kötülük kendiliğinden peyda olmaz. Her şey bir tercih sonucunda ortaya çıkar. İyilik bilinci bir eylem sonucunda ortaya çıkar. Oysa kötülük çoğu kez sorgulanmamış doğrulardan peyda olur.  İyilik ve kötülük melikesi, her zaman iradi varoluşların sonucunda meydana gelmiştir.

Yalan, hep kendini başka örtüler altında kamufle ederek yaşar. Oysa gerçek buna ihtiyaç duymaz.

Hakikat kendi başına bir değer iken, günümüzde bu değer tümüyle bağlamından koparılmıştır. Her şey kendi bağlamından, kendi doğasından koparılıp kolayca bir işleve indirgenmiştir. Her şeyi işlevsel bir bakışa indirgeyen bir bilinç yaralıdır. Filozof Jean Baudrillard diliyle söylersek “nesneler, çağımızda varlığımızı belirleyen öznelere dönüşmüşlerdir”.

Acıdır fakat gerçek budur!

Ağaç artık ağaç değildir, bir kerestedir.

Kuzu artık canlı bir varlık değil, bir et parçasıdır.

Nehir artık nehir değildir, bir hidrolik santraldır.

İnsan artık insan değildir, bir iş görendir.

Varlığı araçsal kılan, tanımlayan her şey yapaydır ve kirleticidir. Varlığı araçsallaştıran imaj gerçeği temsil edemez. Onun için yalan hep başka örtülere/ kılıflara bürünür.

Her şeyin görünür olduğu bir yerde gerçeklik belirsizleşir ve insanlık ölür.

Daha çok görünür olmak aslında bir nevi körlüktür ve zehirdir. Her şeyin görünür olduğu bir yerde artık hiç kimse bir şeyi görmemekte ve sadece daha çok izlenen, gözetlenen ve temaşa edilen bir nesneye dönüşmekte.

Kişi nesnelleştikçe özne silikleşir ve varlığın ölümü de kaçınılmaz olur.

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın