Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
22 Eylül 2021 Çarşamba
28 °C Kısmen güneşli
Yılmaz Ekinci
yekinci07@hotmail.com

HAYATIN VE ÖLÜMÜN ARASINDA İZ SÜREN KADINLAR: LAVİNİA ÇİÇEĞİ ve MAVİ KELEBEĞİN DANSI

07 MART 2021 PAZAR 21:13
8
3017
1
AA aa

Eski kadim zamanın insanları- şifai kültürün temsilcileri olarak - her şeyi bir mesel ile anlatmayı pek severlerdi.

Hak da veriyorum.

Henüz matbaanın icat edilmediği ve sesin şekle bürünmediği (harf) zamanlardı.

Destanlar, masallar, mitolojiler, darbımeseller, menkıbeler, türküler, maniler, halk dansları ve benzeri  sanatlar şifai kültürün ürünü olarak nesilden nesile aktarılarak bugüne geldiler.

Bu sanatların en hikmetlisi darbımesellerdir ve darbımesellerin en iyi yanı; eğitici ve yol gösterici  olmalarıdır. Özellikle Şeyh Sadi Şirazı' nın “Bostan ve Gülistan” kitabi bu anlatım türün şaheseri sayılır.

Ben de bugün size bir darbımesel anlatmak istiyorum.

Tarihte kendi babalarının yaptığının tam aksini yapan nice insanlar görürüz.

Bundan şaşılacak fazla bir şey yoktur. Tam aksine bir hikmet vardır.  

Her doğan çocuk şayet kendi atalarının dinini takip etmiş olsaydı tarih diye bir şey olmazdı ve kendileri de tarihin öznesi olamazdılar .

Çünkü birilerinin gerçeği her zamanın gerçeği olmayabilir! 

Onun için her firavunun sarayında bir Musa ve her Sezar'ın yanında bir Brütüs mutlaka çıkar.

Tarihte nesne ve özne olmak da önemli değildir.

Önemli olan insanın tekamül yolculuğuna yaptığı katkının derecesidir. 

Bu yolda diken de olmak mümkündür, gül de! Önemli olan bülbülü kendine çekmektir.

İnsanlık tarihi bir bakıma yaşatmayı ya da öldürmeyi sevenlerin/seçenlerin tarihidir.

Düşünen ve erdemli insanlar için hayat bir yaşa(t)ma sanatıdır.Kin ve nefret sahibi olanlar için ise hayat hep bir savaş ve mücadele alanıdır.

Hayatı kavga ve mücadele alanı olarak görenler, insan kazanma ve yaşatma sanatında mahrum bir şekilde ölene kadar habis bir ruhla yaşarlar.

Hayati güzelleştirmezler.

Burada dile getireceğim yaşam öyküsü bir kadın filozof olan Hypetia'nın yaşamı gibi dramatik ve onun ölümü kadar ibretlik bir darbımesel temasını içermektedir.

Lavinia, Roma İmparatorluğu'nun Başkumandanı Titus Andronicus'un kızıydı.

Dünyalar güzeliydi.

Babasının aksine hayat doluydu.

Öldürmeyi değil, yaşatmayı severdi.

İyi kalpliydi, yardımseverdi, merhametliydi.

Titus'un savaşta olduğu bir gün düşmanları tarafından tecavüze uğradı.

Haber Roma'ya tez yayıldı.

General Titus'un itibarı alt üst olmuştu.

Yanlış geleneğin/kanunun suçunu masum kızı ödeyecekti.

Böylece itibarı ve saygınlığı korunmuş olacaktı.

Titus savaştan döndükten sonra kızını kendi elleriyle öldürdü.

Yine masum bir hayata kıymıştı ve üstelik kendi elleriyle kendi öz kızını...

Şehrin uzağında bir tepeye kızını gömdü.

Aylar sonra mezarının üzerinde bir çiçek çıktı.

Ahali o çiçeğe “Lavinia” ismini verdi.

Lavinia, ölüm çiçeği demekti.

Genelde ölülerin gömüldüğü yerde açar ve özellikle mavi kelebekleri kendine çeken bir çiçektir.

Aslında hayat bir kelebektir ve kelebekleri yaşatan da çiçeklerdir.

Çiçeksiz yerde kelebekler ve kelebeksiz yerde çiçekler olmaz.

Mavi kelebeğe gelince, bu kelebekler çok seçicidirler.

Her çiçeğe konup balözünü emmezler.

En çok Lavinia (ölüm otu) çiçeğinin balözünü severler.

İnsan da “mavi kelebek” gibi hep seçici olmalıdır.

Çünkü insan seçen bir varlıktır.

 Ve her insan kendi seçimlerinin bir ürünüdür.

Rastgele her yere konmamalıdır!

İyilik, güzellik ve doğruluk ırmakları nerelerde akıyorsa; o suları bulup, o sulardan yıkanmaya cehd etmelidir.

Hikayemizin özüne dönersek;

-Derler ki, Roma başkumandanı Titus, Mısır'a girdiğinde, orada yaşayan ve her sorulan soruya cevap veren büyük bir bilgeden bahsederler.

Roma generali zamanla halk tarafından takdir ve saygıyla anılan bu bilgenin ismi altında ezilir.  

Sinirleri bozulur, uykuları kaçar ve bir çözüm bulmak için danışmanlarıyla günlerce danışır.

Bilgeye öyle bir soru sormalıdırlar ki, asla bilge bilmemelidir.

Sonunda bir karara varırlar.

General eline bir kelebek alacak ve bilgeye soracaktır.

"Elimdeki kelebek ölü mü, diri mi ?"

Bilge "diri" derse, sıkıp öldürecek.

"Ölü" derse elini açıp serbest bırakacak…

Böylece bilge bilmemiş olacak ve general de bu vaziyetten kurtulmuş olacaktır.

Halka duyuru yapılır.

Halk agorada toplanır.

Bilgeyi getirirler.

Titus, halkın gözü önünde bilgeye sorar.

"Elimde bir kelebek var; ölü mü, diri mi? "

Bilge hiç düşünmeden cevaplar:

-"O senin elinde" der.

Evet, kıssadan hisse; dünyayı güzelleştirip ve yaşatmak sizin elinizde!

Seçim de sizin!..

Dünyayı güzelleştiren kadınların “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nü kutluyorum.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_81611)
12 Mart 2021 Cuma 17:39
Çok mükemmel bir yazı ibret ve dersler dolu en son tümce yerine oturtulmuş ksdınında erkeğide güzel ve dolu bir hayatı yaşayi onların elinde tercih herkesin
Beğendim (4) Beğenmedim (0)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın