Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
25 Şubat 2021 Perşembe
7 °C Güneşli
Misafir Kalem
Belirtilmemiş

Bir bisiklet, bir umut..!

03 ŞUBAT 2021 ÇARŞAMBA 21:56
5
2953
0
AA aa

‘Herkes kendi kapısını süpürürse…” diye devam eden öğüdü hayatına nakşetmiş annelerimizin, özellikle bayram arifelerinde kurutulmuş sarı renkli otlardan yapılan süpürgelerle temizlediği sokakların ‘çır' oynayan, misket yuvarlayan yeni nesliydik…

Sokak lambası altında bekletilen topu korumakla görevli, karanlık sokakları didik didik eden dedektif* misali arkadaşlarımızı sobelemeye çalışan bizler, her geçen yıl yeni oyunlarla birlikte yeni keşiflerle de tanışıyorduk.

Yeni Mahalle'den Dörtyol'a inişimiz, demir kaşıklarla kazınıp cam bardaklara konulan ve çay kaşığıyla yenilen portakal aromalı buzu yemenin hazzını yaşamakla yeni bir boyut kazanıyor, sonrasında kendimizi Devlet Su İşleri (D.S.İ.) Parkı'nda buluyorduk.

Kimi zaman arabalara kaçak binmeye çalışan, beceremeyince onca yolu sohbet ede ede yürümek zorunda kalan çocuklardık. Hayallerin anlatıldığı, mahalledeki minyatür kale maçlarının değerlendirildiği yolculuklar, D.S.İ Parkı'na varışımızla yeni bir serüvene dönüşüyordu.

Piknik yapan ailelerin yaktığı mangaldan yayılan enfes kokuların arasından süzülerek vardığımız Adali ya da Ayı Gölü'ndeki serin suyla buluşmamız, akıntıya karşı verdiğimiz mücadele ve pancar misali kızarana kadar yüzüşümüz…

İkindi vakti geldiğinde kulaç atmaktan takatimiz kalmaz, sonra da ormanda yemek arayan aç bir aslan misali parka dadanır ve gözlerimizdeki masumiyeti görüp yemek ikram dilmesini beklerdik.

Bir gün yine aynı anlatımı yaşıyor, parkta anlamsızca dolanıyorduk. Aslında gözlerimiz tanıdık ve bize “gelin yemek yiyin” diyecek bir sima arıyordu. Az ilerde bizimle birlikte aynı yerde yüzen bir çocuk takılmıştı gözümüze. Sedo ile konuşarak oturduğumuz çimlerin üzerinde “tanıdın mı?” dercesine bir bakış atmış ve ‘tanıdım' diyecek bakışı beklemiştik.

Beklediğimiz bakışı bulamayınca Sedo ile seslendik, sanki aynı mahallenin çocuğuymuş edasıyla.. Çünkü Yeni Mahalle'de her çocuk, gittiği komşusunun kapısından aç dönmezdi.

Mangalda pişen etleri tencereye doldurup yenilerini ekleyen teyze (çocuğun annesi) ise şaşkın bakışlarla bizi süzüyor, biz ise “oğlunuz bizim arkadaşımızdır, sebebimiz var ki izliyoruz” dercesine karşı bakışlarla yanıt veriyoruz. Ama korkuyoruz da..! ‘Terlik fırlatıp maşayla kovalar mı?' diye tedirginlik de yaşıyoruz.

Annesinin ızgara üzerinde nar gibi kızaran eti maşayla alıp somun ekmek arasına koymasıyla içten içe sevinen çocuk, ‘sizinle uğraşamam, annem kızar, ekmeğimi yemem lazım' diyerek uzandı minderlerin üzerinde!

Bir ara bize baktı iri yarı, heybetli teyze… Karnımızdaki zilin sesini duymuş ve açlığın gözlerimize yansımasını hissetmiş olacak ki, yerinden doğruldu ve bize ikramda bulunmak için eline aldığı maşayla mangala doğru eğildi.

Maşayı avuçladığında Sedo ile göz göze gelmiş ve “acaba maşayla vuracak mı?” diye bakışırken iki ayrı ekmek arasını bize uzatan teyze, “alın yavrum bu sizin için” deyince rahatlamış ve yüzümüzde beliren tebessümle bufalo avlayan aslan misali ekmek arası ızgaraya yumulmuştuk. Sonra da ‘Allah razı olsun teyze' diyerek uzaklaşmıştık oradan.

Eve doğru yol almış, sokak uçlarında sohbet eden yaşlı amcaları, halı yıkayan ablaları, akşam çayını koyup kısırla yutkunan ama sanki yanı başlarındaki terlikle her an eline alıp hatırlatabilirim edasıyla bakış atan teyzelerin arasından süzülüyorduk...

Derken, bir bisiklet bulduk müstakil bir evin yola bakan ana kapısının önünde. Büyük ihtimalle sahibini tanımıyoruz. Hem zaten biz bir üst sokakta yaşıyoruz, nerden bizi bulacak düşüncesiyle…

“Öncelikle bisikleti alalım sonra astrolojik hesaplamasını yaparız” diyerek (ç)aldık.

Sonra da kurallarımızı belirledik, ‘bir gün Sedo'da, bir gün bende' diye.

Ama yan yana olunca eşit haklarla aralıklı tur atmak gibi bir özgürlüğümüz vardı. Ne de olsa bizim olmayan ama bizimmiş gibi kullandığımız bir bisikletimiz vardı artık..

Bisikletin pedalı biraz bozuk olunca yokuşta itekleyip, inişte kanatlanıyoruz sonsuzluğun boşluğunda… Ama geçen araçların sürücüleri dikkatli olmasa pek da hayra alamet bir son olmayacak…

Neyse ki, yaşıyoruz.

Belki de şansımız, mahalledeki sevgilisine gözükme çabası olan bir kaç sürücüye denk gelmemiş olmaktı. Malum, bizim mahallenin âşıkları pek ayık sayılmazlardı. Ayık olanların da aşık olduğu söylenemezdi. Kafayı bulunca cesaretlenir, kızın kapısında Müslüm Gürses, Azer Bülbül, Şivan perver ya da Rençber Aziz dinlerlerdi.

Tabi mahallenin kuralları da vardı. Mesela bir araba bir defa geçerse sorun olmazdı. İkinci defada mutlaka kim olduğu sorgulanır, özgeçmişi öğrenilirdi. Ama âşıksa şayet ve edebiyle takılıyorsa, ona da müsamaha gösterilirdi.

Bir keresinde işyerinde birlikte çalıştığımız bir arkadaşla babasının arabasını alıp benimle birlikte bizim mahallede vurulduğu bir kızın evinin önünde iki üç tur attık ve en son Orhan'ın bakkalının orda bizimkileri gördüm.

Biraz tedirgindiler... Arabayı kullanan arkadaşım da tedirginlikle olayı anlamış ama yanında aynı mahalleden m'Èt'o var diye çok dışarı vermiyordu. Neyse indik, uğurladım! Arkamı döndüğümde bizimkiler etrafımda meraklı gözlerle, kimdi o m'Èt'o? Nerelidir, ne iş yapar? Kendimi asayiş memurlarının etrafını sardığı filmdekiler gibi sorgu odasında beyaz ve sert bir ışıkla aydınlanmış boş bir masada sorgulanan devrimcilerin konumunda hissettim bir an.

Sonra olayı ele aldım, kola içme bölümüne geçip bizden daha büyüklerin sohbetine oturduk. Onlar alkol alırdı bazen, bazen devrimci takılıp alkolü saklardı arkasında. Kimisi karşıydı tabi ki bunlardan!

Tabi bisiklet yeni anılar biriktiriyor, mahalledeki diğer arkadaşlarımızın da bir tur binmesine müsaade ediyorduk.

Kuzenim Sedo ile bisikletin kimde kalacağını kararlaştırmaya ve diğer günlerin astrolojik/matematik hesaplamasını yaparken bir kadın belirdi sokak başında.

Hayalimizdeki gibiydi. Elinde terlik, şişman ve gür sesli…

Kadının adımlarındaki hız, bizim kalp atışlarımızla eşdeğer ritimdeydi. Ne yapacağımızı şaşırmış, adeta kilitlenmiş ve olanlara anlam vermeye çalışırken bir anda Sedo ile bir birimize bakıp “Bisikletin sahibi çocuğun annesi bu” diyebildik ve kadının “kaçmayın” diye mahalleyi inleten gür sesiyle topuklamıştık.

Kadın ise arkamızdan sesleniyor “bu terliği kıçınızda hissetmek istemiyorsanız çabuk o bisikleti bırakın, evde çocuk ağlıyor” diye…

Bisikleti bırakıp kaçmış, sonrasında bir elinde terlik, diğer elinde bisikleti tutan kadının batan güneş misali ara sokaktan süzülüşünü izlemiştik..

Ve öylece ‘ilk bisiklet maceramız' bitmişti.

Artık bisikletimiz yoktu...

Ama yarınlara dair umutlarımız, ‘amasız' arkadaşlıklarımız, kapısında aç kalmayacağımız komşularımız, her günü ayrı bir macera olan büyüklerimizle yaşayacağımız günlerimiz vardı.

Yaşadığımız bu güzel hayatı bizlere terlikle önce göstererek abarttığımızda ise yumuşacık vuruşlarla kızarmış kıçımızın sıcaklığını hissederek bizlere öğreten analarımızın elinden öper, bu güzel anıları bir gün hatırlayıp ve paylaşma heyecanını bizlere yaşatan ve dünyanın neresinde olursa olsun o terliğini hala eksik etmeyen analarımıza minnettarlığımı sunarım! Yazıda geçen kişilere de ayrıca selamlarımı iletiyorum. 

Evet, medeniyetin en masum halini yaşayan annelerimizin aslında adaletin simgesi olduğunu yıllar sonra anlamıştım. Ve toplumsal dengenin de yegane temeli adalettir.  AnaYasa, AnaVatan, AnaDil, Anadolu, Toprak Ana, Doğa Ana gibi dünyanın tüm medeniyetlerinde geçen kavramların da mimarıdır Ana. Cenneti ayakları altında hissedecek kadar değerlidir ve bizlerin de görevi ancak bu cenneti onların ayakları altına sunmaktır.

Kalın sağlıcakla...

 

Metin Tunç / İtalya -Toscana 03.02.2021

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın