Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
10 Nisan 2021 Cumartesi
16 °C Yer yer bulutlu
Bünyamin Bayram
binbay12@hotmail.com

Özgürlük Arayışı ve İstanbul Sözleşmesi

22 MART 2021 PAZARTESİ 12:58
6
2783
2
AA aa

Özgürlük düşüncesi insanı her zaman büyülemiştir. İnsanlık tarihini bir anlamda özgürlük mücadele tarihi olarak bile ele almak mümkündür. İnsanoğlu, kendisini sınırlayan tüm esaret zincirlerini kırmak istemiştir. İnsanlık tarihinde, düşünce, inanç, yaşam biçimi, davranış, ahlak, eğitim, vb. birçok alanda özgürlük motifi toplumu en çok etkiliyen söylem olmuştur.

İnsan doğarken özgür doğar, ancak birçok insan sonradan, yaşadığı toplum içinde, bu özgürlüğünü derece derece kaybeder. İsanlık geçmişinde, zirve yaşayan ilkel kölelik ve tutsaklık; moder zamanlarda ego/nefis egemenliği, iş hayatı ve otoriterlik karşısında nitelikli modern kölelikler şeklinde devam edebilmiştir…

İnsanlar, düşünce ve yaşam biçimini belirlemede özgür olmalı, fikirlerini korkmadan dile getirebilmelidirler. Hakikata ulaşmanın yolu özgür düşünceden geçer. Özgürlük bir erdemdir, bir var oluşun ifade biçimidir. Kişiler özgür oldukça daha insani ve kendileri olurlar.

Fikir özgürlüğünün olmadığı yerde, bireysel irade ortaya çıkmaz; iradenin ortaya çıkmadığı yerde, sorumluluk ve ahlak oluşturulamaz.  Dolayısıyla özgürlüğün olmadığı yerde ahlak, ahlakın olmadığı yerde din olamaz. Bu nedenler İslam, özgür Müslümanı muhattap almıştır. Köleler tam özgür olmadığı için birçok islami hükümden muaf tutulmuşlardır. Örneğin kölelere had cezaları hürlerin yarısı kadardır.

Allah, insanın özgür tercihine çok önem vermektedir. İslam dini, insanın akıl ve vicdanını kullanarak iman etmesini makbul görmüştür. Allah Kur'an'da insanı iman etmeye çağırdığı gibi, kendisine inanmama hakkını da tanımıştır. Allah, inanmadığı için kişilerin canını almamış ve rızıklarını da kesmemiştir. Allah'ın bu dünyada cezasına maruz kalanlar, genelde zulum ve haksızlık girdabında olanlardır.

Hz.Ömer bir Hıristiyan ile Hz. Ali de bir Yahudi'yle İslam mahkemesinde muhakeme olabilmişlerdir. Hz.Ömer Mecusilere dokunmamıştır. Hiç kimseyi zorla Müslüman yapmamışlardır.

Gazali ve birçok islam bilgini Allah a inanmıyan kişilerle çok özgür bir ortamda ve halkın önünde tartışabilmiş, konuşabilmişlerdir. Adam Allah a inanmadığı için afaroz edilmemiştir.

Peygamberin baskıcı, dışlayıcı Mekke ortamından Medine'ye hicreti, özgür ve serbest bir ortam arayışının sonucudur. Böylece ilahi buyrukları hayata geçirme ve yaşama imkânı bulmuştu. Sanıldığı gibi Medine'de yönetimi ele geçirip, dini insanlara dayatma ve diğer insanları egemenlik altına almayı asla düşünmemiş ve böyle de davranmamıştır. Çok etnik yapılı bir toplumu Medine Sözleşmesi kapsamında eşit vatandaşlık düzleminde bir arada tutmuş, inanç ve dinlerini yaşama özgürlüğü tanımıştır.

Ama kendisi boş durmamış. Önce mescit yapıp ibadetlerini özgürce yerine getirmiştir. Yahudilerin hile ve haksızlık üzerine kurdukları pazarın karşısına, islam kurallarını esas alan bir islam pazarı kurmuş, arkasından Cami bünyesinde bir eğitim modeli olarak ashabı suffanın ve müslümanların eğitimini devreye koymuş; insan ilişkileri ve aile hayatının ve aynı zamanda Müslüman toplumun lideri olarak aralarında adaletle hükmetmetmenin örneklerini göstermiştir.

Yani Peygamber, Medinenin özgür ortamında inancını pratize edip uygulamaya geçirerek,  diğer insanlara islamın güzelliğini göstererek gönüllerini kazanmış, islam çok kısa zamanda Medine'de hâkim olmuştur. Yasakların olmadığı özgür ortam her zaman Müslümana yaramıştır.

Müslüman olarak bizler, bireysel ve toplumsal düzeyde İslamın güzelliğini ve ahlakını özgür bir ortamda gösterdiğimiz takdirde başarılı olabileceğiz. Sadece siyasal jargon ve söylemlerle veya güç kullanarak bu dine örenk olmamız mümkün değildir.

Elbette insanlar düşünce, inanç ve davranışlarında özgür olmalıdırlar. Yaşam biçimlerini kendileri belirlemelidirler. Yukarıda belirttiğim alanlarda özgürlükler İslam'ın hoş gördüğü bir husustur. Ancak, çağımızda özgürlük,  adeta insanın ne isterse yapabileceği anlamına gelmiş; ahlak ve kural tanımaz nihilist bir anlayışa dönüşmüştür. Vicdanı, ahlakı, insanlığı, aileyi yıkan değerlerin ön plana çıkmasını sağlayan bir özgürlük anlayışı, insanlık için en tehlikeli bir durum olarak görülmelidir.

İnsan, ahlak üreten ve uyulması gereken kurallar geliştiren bir varlıktır. Bu nedenle insanlık, ahlak ve toplumsal kuralların sınırını aşmayan bir özgürlük anlayışını benimsemelidir. Sınırsız özgürlük dağ komşularımız olan hayvanlarda bile yoktur. İnsanın ne kendisine, ne de başkasına zarar vermeyecek kadar özgür olmalıdır. Ben istediğimi yaparım diyerek uyuşturucu kullanana, özgürlük adına hoş bakmak onun ölümüne göz yummak, ahlak ve vicdanla bağdaşmaz.

Başkasının özgürlüğünün başladığı yerde sizin özgürlüğünüz durabilmelidir. Özgürlüğümüz ahlak ve vicdan sınırına geldiğinde durmalıdır. Bunu aşan talepler özgürlük değil hay……tır.

  İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özelliği irade sahip olmasındadır. İradesiyle davranışlarını kontrol edip yöneten insan, erdeme, vicdana ve insanlığa yönelir. Aksi durumda, her arzusunun peşinde koşan, insanlığını kaybeder, dağ komşularına benzer…

İnsanı insan yapan irade kontrolüdür. Allah'ın insanı yeryüzünde tabi tuttuğu sınav da irademizden geçmektedir. Allah insana, akıl, vicdan, nefis-ego, bencillik, şehevet ve saldırganlık gibi çok özel duygular ve yetenekler vermiştir. Ancak, insanın yaratılışında ve tabiatında arzu ve duygularına herhangi bir sınır konulmadığı için, insanlar farklı davranışlar sergileyebilmektedirler. Örneğin insan aklını, irfan ve hikmette kullanabileceği gibi; başkalarını kandırmakta veya şeytani hilelerde de kullanabilir. Kızgınlık ve koruma güdüsünü; namusunu, kendisini, vatanını, dinini korumada kullanabileceği gibi, mal ve canları yok etmekte de kullanabilir. Kendisine verilen nefis ve egoyu, kendisi ve insanlık için yararlı şeyleri ayırt etmede kullanabileceği gibi; başkasının namus ve mallarını gasbetmekte de kullanabilir. Tarihe ve günümüze bakıldığında; insanlara zulüm eden firavunları ve cebbarları; insanların emeklerini sömürüp gasbeden sermayederleri; korku bilmeyen terörist olup can ve malları yok edenleri, namusları payimal eden namus avcılarını görebiliriz.

İnsanın duygularına tabiatında bir sınır konulmamış, ancak sınırlar ve ilkeler İlahi kitaplar yoluyla insanlığa sunulmuş; insanlığın bu buyruklar doğrultusunda iradesini kullanmasını ve davranışlarını yönetmesi istemiştir.

İşte insanoğlunun yeryüzündeki sınavı da burada yatmaktadır. Kendisine verilen bu emanetleri doğru yolda, istikamette kullanıp kullanamaması. Bu sırdan dolayıdır ki müminlerin en büyük dualarından biri “Allah'ım bizi istikametten ayırma” şeklinde olmuştur.

Aklını ve duygularını ahlak ve inanç ilkeleri doğrultusunda kontrol edip yönetmek insan olmanın gereğidir. Bu nedenle sınırsız bir özgürlük, ahlak ve vicdan tanımayan, tüm kadim değerleri yerle bir eden özgürlük olamaz ve olmamılıdır.

Yukarıda birçok örneğini verdiğim gibi İslam; insanların özgür iradeleriyle inançlarını ve yaşam biçimlerini belirlemelerine, düşüncelerini özgürce söylemelerine asla karşı değildir. Ancak, İslam tüm insanlığı derinden sarsacak ve yok edecek, özellikle aile hayatını yok edecek ahlaksızlığa karşıdır ve asla ahlaki olmayana hoş görüyle bakmaz.

Batının düştüğü sınır tanımaz nihilizm hastalığını doğuran sınırsız özgürlük, İslam'ın ve vicdanın kabul edemeyeceği bir özgürlük anlayışıdır. İşte İstanbul Sözleşmesi de batının bu sınırsız, nihilist ahlak anlayışının bir sonucudur. Batı bu anlayışla kendini yaktığı gibi, diğer insanları da yakmak istemektedir…

İstanbul Sözleşmesi, aslında İstanbul Cinsellik anlaşmasıdır. Kamuoyuna “kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti engelleme” şeklinde hoş gelecek şekilde sunuldu, ama içeriği tamamen cinsellikle alakalı. Erkek ve kadın tanımına ilaveten 6 (altı) cinsiyetin kabulünü öneriyor. Ne erkek ne kadın, erkeğe benzeyen kadın, kadına benzeyen erkek, vb. birçok yeni tanım getiriyor. Türkiye bunları resmen kabul etmesi gerekiyordu. Bunlara pasaport, kimlik, vs. verilecekti. Aynı sözleşmenin gereği, 1.sınıftan itibaren cinsellik eğitimi verilecekti. Öğrencilere Prezervatif anlatılacak ve taşıma önerilecekti; cinsellik eğitimi adı altında, çocuğun duymadığı her türlü sapık ilişki, cinsel ilişki şekilleri bilgi diye verilecek ve böylece körpe zihinler bulandırılacaktı. Bu vb. ahlak dışı, insanlığı karanlığa götürecek birçok öneri vardı bu sözleşmede. Avrupa'da birçok ülkeye yaptırdılar. Türkiye uygulamayı geciktirmişti. Hikâye çok uzun. Dile getirmek bile insanı ürpertiyor.

Aileyi yıkan, temel ahlaki değerleri sarsan, ahlakı bireyin keyfine bırakan, cinsiyet değişikliğinden tutun da aynı cins insanların evliliğini hoş gören ve Türkiye'nin de taraf olduğu, çok şükür, geç kalınmış olsa da Cumhurbaşkanımız'ın kararıyla fesh edilen  “İstanbul Sözleşmesi” batının sınırsız ve ahlak tanımayan özgürlüğün bir sonucuydu.

Yere batsın böyle özgürlük anlayışı…

Gönlünüzce ve muhabbetle kalın…

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_82064)
23 Mart 2021 Salı 20:46
Sizin bahsettiğiniz bu kadar tehlikeleri barındıran toplumu ahlakı aileyi mahveden bu sözleşmeyi İstanbul da bizim öncülüğümüzde 35 küsür devletle imzalayan ve TBMM de oy birliği ile geçen ve yaklaşık 7 yıldır yürürlükte olan bu sözleşmeyi imzalayanlar ve o zamanlarda ne kadar önemli bir iş yaptığın dillendirenler bilmiyorlar mıydı?
Beğendim (0) Beğenmedim (2)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_82092)
24 Mart 2021 Çarşamba 19:09
@Misafir Kullanıcı Demek bilmiyorlardı, uygulamalar olmadı, ana adım adım kapıya dayanacaktı
Beğendim (1) Beğenmedim (0)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın