+ - HZ. MUHAMMED VE YAŞADIĞI SIRA DIŞI BİR DENEYİM OLAN VAHİY OLGUSU
  Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
29 Kasım 2022 Salı
5 °C Bulutlu ve güneşli
Bünyamin Bayram
binbay12@hotmail.com

HZ. MUHAMMED VE YAŞADIĞI SIRA DIŞI BİR DENEYİM OLAN VAHİY OLGUSU

13 EKİM 2019 PAZAR 17:00
18
4419
4
AA aa

Değerli okurlar, sizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Allah'ın Salat ve Selamı onun Sevgili Peygamberi ve sizlerin üzerine olsun diyerek başlamak istiyorum.

Peygamberimiz Hz.Muhammed'in Allah'ın Resulü ve Peygamberi olduğunun delilleri arasında en önemli kanıtlardan biri de kendisinin peygamberlik süresi boyunca, alışılmışın dışında bir bilgi alma biçimi olan ve sıra dışı bir deneyim sayılan “VAHİY”olgusudur.

Bu yazımda, Peygamberimizin ilk defasında Hira Mağarasında başlayan ve sonrasında peygamberlik süresince devam eden “Kur'an Ayetleri” ve “İlahi Öğreti Paketleri”olarak niteleyeceğimiz, anlık ve saniyeler içerisinde alınan İlahi Vahiylerin; insanlığın alışılmış öğrenme ve bilgi elde etme biçimlerinin dışında bir deneyim olması bakımından; peygamberlik delilleri arasında en önemli kanıtlardan biri olduğunu ele almaya çalışacağım.

Bu asrın insanları olarak her konuda olduğu gibi, inanç ve dini konularda da sorgulayan, araştıran ve değerlendirmeler yapan bir yaklaşımla; akla, mantığa ve vicdana uygun deliller bularak inancımızı temellendirip inşa etmeye çalışıyoruz.

                Özellikle son yüz yılda, modern dönemle birlikte, bilim ve aklın eğitimde ve hayatta egemen birer değerler olarak ön plana çıkmasıyla, çağın insanları olarak artık tüm olaylara bu pencereden bakmaya başladık.

                Dolayısıyla, bizler de inanç esaslarına bilim, akıl, vicdan, ilim ve hikmet boyutuyla yaklaşabilmeliyiz.

İnançlarımız arasında Peygamberimiz Hz.Muhammed'e iman en temel esasta yer almaktadır. Çünkü biz Allah'ın varlığına, İslam'ın hak bir din olduğuna, peygamberimiz vasıtasıyla inanmaktayız. Yani biz öncelikle Peygamberimizin Allah tarafından gönderilen hak bir peygamber olduğuna inanıyor ve diğer tüm inançlarımızı bu esas üzerinden oluşturarak inşaa ediyoruz.

Dolayısıyla, Peygamberimiz hakkında küçük bir şüphe ve tereddüt inancımızı sarsar ve Peygamberi aradan çektiğimizde ise tüm inançlarımız çöker.

Nitekim, peygamberimizin tebliğine muhattap olan dönemin insanları öncelikle O'nun doğru ve samimi olduğuna inandıktan sonra söyledikleri diğer tüm imani esasları kabul etmiş ve tarihte sahabi toplumu gibi bir ünvanla şereflenmişlerdir.

 Bu nedenle, tam ve sarsılmaz bir imana ulaşmanın yolu; Peygamberimizin samimi, dürüst ve Allah tarafından gönderilen hak bir peygamber olduğunu gösteren bilgi, belge ve delillere/kanıtlara sahip olmamızdan geçiyor.

Peygamberimiz Hz.Muhammed'in, Allah (c.c.) tarafından gönderilen dürüst ve gerçek bir peygamber olduğu konusunda, İslam litaretüründe ve kaynaklarında bir çok bilgi ve kanıtlar yer almaktadır.

Bunlar özetle; O'nun güzel ahlakı, dürüstlüğü,  emin ve güvenilir oluşu, samimiyeti, büyük özverili mücadelesi, özel hayatı, okuma yazma bilmediği yani ümmi olduğu halde lisanından Kur'an ve Hadis gibi hikmet dolu sözler dökülmesi, bu hakikatlerin akla, vicdana ve kalplere uygunluğu, Kur'an'ın taklit edilemez bir kitap olarak mucizevi özelliği, peygambere gelen Vahyin sıra dışı bir deneyime dayanması ve özgünlüğü,  getirdiği din ile toplumda büyük bir dönüşüm sağladığı, bedevi bir toplumdan medeni ve Müslüman bir toplum inşa ederek insanların hayatında büyük değişimlere yol açtığı, gösterdiği bir çok mucizeleri, vb. deliller sıralanabilir.

Bu konularda inanılmaz güzel eserler ve bilgiler olduğunu da bilmekteyiz.

Ancak, İslami kaynaklarda “Vahiy” olgusunun bir özelliği var ki peygamberlik delilleri arasında yeterince dile getirilememiştir.

Peygamberin aldığı Vahiy biçimi ve Vahiy olgusu modern bilimlerin izah etmekte yetersiz kaldıkları bir alan olarak durmaktadır.

Özellikle, ümmi bir peygamberde, alışılmış bilgi elde etme yolları dışında (okuyarak, görerek, dinleyerek, yaparak ve yaşayarak öğrenme biçimi dışında) yaşanan sıra dışı “vahiy olgusu”, peygamberlik bilgi ve kanıtları arasında en önemlisini oluşturduğu halde İslam literatürlerinde yetereince ele alınamamıştır.

 

Düşünsenize...

Bir insan, kırk yaşına kadar, çok sade, sakin bir hayat sürmüş, düzgün mütevazi bir aile kurmuş, hayatını sürdürmek için ticaretle uğraşmış, çok şöhretli biri olmamakla beraber dürüst ve güvenilir bir şahsiyet olarak toplumda onurlu bir yer almış, Kilise ve Havra deneyimi olmamış, ümmi biri olarak mektep ve medrese görmemiş, okuma-yazma öğrenmemiş, kalemi, defteri ve bir kitaplığı olmamış, kırk yaşına gelinceye kadar yaşadığı toplumda, hiç bir kimseye din ve hikmet adına bir şeyler anlatıp konuşmamış, şiir okumamış, yani toplumda bir önder, şair, din adamı, vb. rollerde hiçbir çıkışı ve toplumsal görünürlülüğü olmamış, sade bir insan olarak yaşayan biri olarak, kırk yaşlarına vardığında;

Bir Ramazan ayında, iç dünyasındaki derin ve anlamsal duyguların yönlendirmesiyle; yozlaşmış ve birçok değerlerini kaybetmiş Mekke ortamından uzaklaşarak, Hira mağarasına çekilip, manevi içsel durulmaya yöneldiği bir zaman diliminde, ansızın sırlı perdelerin aralanarak, ötelerden gelen gizemli bir sesle,  bir “İlahi öğreti paketi” olan Kur'anı Kerimin ilk ayetleriyle, “Vahiy Olgusuyla” irkiliyor, sesin sahibi olan Cebrail'i bütün haşmetiyle görüyor, hiç beklemediği, aklından bile geçmeyen bir hakikatle karşılaşmanın o büyük heyecanıyla, aldığı o ilahi öğretiler içeren mesajı, ailesiyle ve diğer insanlarla paylaşmak adına Mekke sokaklarına iniyor.

İşte bir yönüyle, Peygamberlik hayatının hikayesi bu....

Böylece belli zaman aralıklarıyla aldığı o Vahiyler, yirmi üç yıl içerisinde yaklaşık 650 sayfadan oluşan bir kutsal Kitaba, Kur'anı Kerime dönüşüyor. Artık O Nebinin lisanında hakaik aşina bir hitap, elinde muciznüma bir kitap olan Kur'an var.

Kırk yaşında, aldığı vahyin heyecan ve aşkıyla hiçbir dini tecrübesi olmadığı halde, birden ve aniden ortaya çıkarak, ben Allah'ın Resulüyüm diyerek insanları Allah'a iman etmeye davet ediyor.

Okuma yazma bilmeyen, herhangi bir eğitim almayan,  lider ve bir bilge de olmayan bir insan için çok büyük ve akıl almaz bir çıkış bu…

Burada dikkat çeken ve bizim yazımızın konusunu oluşturan en önemli olay “Vahiy” olgusudur. Çok farklı bir durum var burada. Hadislerden elde edilen bilgilerden öğrendiğimiz kadarıyla, Vahiy alırken Peygamberimize bir hal çöküyor, rengi değişiyor, terliyor, (Hz.Aişe, kışın soğuğunda bile Peygamberimizin Vahiy esnasında anlından terlerin damla damla döküldüğünü söylemiştir.)  çoğu defa uyku hali alır bir vaziyete giriyor, bu esnada kendisinin dışından bir ses (melek sesi) ve okunan bilgi akışı ona doğru yöneliyor, kalbine yerleşiyor ve unutmuyor. Kendisi ilk defa böyle bir deneyim ve bilgi demetiyle karşılaşıyor. Hiç bilmediği konularda bilgileniyor, üstelik kendisini hayrette bırakan ve ümmi bir insan olarak hiçbir ön bilgisi olmayan konularda ve gayet edebi içerikte, insanları bu bir sihirdir dedirtecek düzeyde hayrette bırakan ilahi öğretiler içeren mesajlara muhattap oluyor.

Kur'an okuyan herkes biliyor ki Kur'anda, çok önemli tarihi ve peygamber kıssaları, hukuki düzenlemeler ve kurallar, hak ve hukuki ilkeler, ahlaki değerler, ibadet esasları, dünya ve ahiret bilgileri vb. dünya kadar bilgi var (6666 ayet, 650 sayfa, 30 cüz,114 sure) Zaten bir çok ayette bu bilgilere peygamberin daha önce sahip olmadığı da belirtilir. Bu konu ayrı bir yazıda ele alınabilir.

Bu başlı başına ele alınıp anlaşılması gereken ve insanın bilinen doğasını aşan mucizelerle dolu bir durum değil midir?

                Neden mi? Düşünsenize!..

Okuma ve yazma bilmeyen, mektep ve medrese görmemiş ümmi bir Nebi; Yirmi Üç yıl boyunca, sınırlı aralıklarda yani yaklaşık beş-on veya on beş-yirmi saniyelik zaman dilimlerinde, vahiy meleğinden aldığı onlarca ayet, adeta kalbine nakış olurcasına işleniyor ve aldığı bu ilahi mesajları olduğu gibi, hiç bir noktasını unutmadan, diğer insanlara sözlü bir şekilde okumaya başlıyor.

Neden dersiniz? Düşünsenize!..  

Mektep ve medrese görmüş bizler, bir sayfalık bir makaleyi bir kaç gün ve taslak çalışmalar yaparak ancak yazabiliriz veya ciddi bir birikime ve arka plana sahip bir yazar bir makaleyi bir kaç saatte ancak yazabilirken; bizlerin saatlerce çalışıp ancak ezberleyebildiği veya o miktarda cümleleri oturup yazmak için belki saatler ve haftalar gereken Sure ve Ayetleri; O Peygamber, yaklaşık on-on beş saniyelik bir zaman diliminde, üstelik hiç bir ön bilgisine sahip olmadığı konularda, bazen sayfalar miktarında olmak üzere ilahi öğreti demeti olarak alıyor, kalbine yerleşen o ilahi öğretileri diğer insanlara okumaya başlıyor.

Ayrıca, vahiyle gelen o ilahi mesajlar karşısında şairler, edipler, bilginler, kahinler, din adamları ve onu yakından tanıyan Mekke halkı şaşkın ve suskun kalıyor. Üstelik “inanmıyorsanız,  tüm bilgin ve ediplerinizi toplayın bir sure bile olsa bu Kur'anın bir benzerini getirin” diyen meydan okuyuşu karşısında insanlar yine suskun ve inanmayanlar sadece, “sen ancak büyülendin” demekten başka ellerinden bir şey gelmiyor.

Şimdi soruyorum?

Peygamberimizin, hiçbir ön çalışma yapmadığı ve ön bilgi sahibi olmadığı konularda, on-on beş saniyelik zaman diliminde; içeriğinde hikmet, kural, ibadet, peygamber kıssaları, olaylar, Allah ve ahiret konularından oluşan ve ciddi bir bilgi birikimi gerektiren konularda bir anda onlarca ayetin muhattabı olması;

Bilgi-insan-öğrenme ilişkisinde alışılmış insan doğasını aşan bir durum değil mi? On saniyede bir insan en fazla bir kaç cümle kurabilir. Biz insanların öğrenme ve bilgilenme doğal sürecini aşan bu olay, ancak İlahi bir durumla izah edilebilir.

Peygamberimiz, hiçbir ön bilgisi ve eğitimini almadığı bu ilahi öğrenme paketinde dile getirilen sözleri/ayetleri, kendiliğinden ve saniyelik zaman diliminde haşa uyduramayacağına göre;

Kendisine gelen O İlahi Öğreti Paketleri olarak nitlenen o ayetlerin Allah tarafından “İlahi Alemden” O'na akan bilgiler olduğunu kabul etmek durumunda değil miyiz?

Evet evet, Peygamberimizin, insaların alışılmış bilgi elde etme dışında yaşadığı sıra dışı bir deneyim olan “Vahiy Olgusu” ve okuma yazma bilmediğini, herhangi bir dini ve dünyevi eğitim almadığını belirten “Ümmiliği” Hz.Peygamberin, hak bir peygamber olduğunu gösteren en önemli bir bürhan ve kanıt olarak Peygamberlik delilleri arasında yer almaktadır.

Selam ve Saygılarımla. Muhabbetle kalın.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_64817)
27 Kasım 2020 Cuma 16:54
Ümmi konusu tartışmalıdır
Sadece önceki dinler ile ilgili bilgisi olmadığı ile ilgili iddiaya ne dersiniz?
Beğendim (1) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_59592)
21 Haziran 2020 Pazar 14:10
Biz hiç öyle düşünmüyoruz. Mitolojik masallara karnımız yok.
Beğendim (1) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_51604)
15 Ekim 2019 Salı 20:15
Sayın Bayram, Arif Tekin adlı ilahiyatçı vahiy olayına sizin gibi bakmıyor. Kuranın, Muhammed'e vahiy yoluyla gelmediğini, hocaların yazdırdığını söylüyor. Bu hocaların adlarıñı da veriyor. Bakınız 'Hazreti Muhammedin Hocaları'
Beğendim (3) Beğenmedim (8)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_51630)
16 Ekim 2019 Çarşamba 18:07
@Misafir Kullanıcı Arif Tekin, i. Arsel, t. Dursun vb. Bu tür iddialarda bulunabilir, siyeri bilemeyen ve konuya ideolojik yaklaşanlar için bu hoş gelebilir, Hıristiyanlsr da peygamberin din bilgilerini 12 yaşındayken rahibadan öğrendiğini söylüyor. Güneşe de uzaktan bakanlar güneşi küçük görürler. Koskoca bir din, büyük bir kitap, iki kölenin veya bir kaç din adamının aktardığı bir dinle mı olacak, o günkü müşrikler de bu iddiada bulundular. Ömer, Osman,Ali gibi dahiler her an peygamberin yanındaydılar, onları ve milyonları kandırdı mi , onlar göremediler de bu asrın kendini aydın satan insanlar mı gördü.
Beğendim (14) Beğenmedim (1)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın