Bingöl Barosu Başkanı Abdullah Alakuş, ‘10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü' dolasıyla yazılı basın açıklaması yaptı.
Diyarbakır'da çıkan silahlı çatışmada öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin insan hakları mücadelesinde, Türkiye'de çok önemli işler yaptığını kaydeden Alakuş, “Hiçbir zaman bu mücadelede geri adım atmayan Sayın Tahir Elçi'yi saygıyla anıyoruz. Bölgede yaşanan faili meçhullere, işkencelere, baskı ve zulümlere karşı her zaman onurlu bir şekilde karşı durabilen Sayın Tahir Elçi'nin yine bir hak mücadelesi sırasında katledilmesi hepimizi derinden üzmüştür. Bu yüzden insan Hakları mücadelesinin sembol isimlerinden biri olan Sayın Tahir Elçi'yi saygıyla anıyor ve yolun yolumuzdur, diyoruz” ifadelerini kullandı.
İnsan hakları mücadelesinin sembol isimlerinin bile katledildiği, insan yaşamının hiçe sayıldığı ve sadece güçlünün haklı olduğu bir dünyada insan hakları mücadelesi yürütme zorluğunun aşikardır olduğunu kaydeden Alakuş, “Ancak insan hakları mücadelesi ilk çağlardan başlayıp günümüze kadar devam eden ve devam edecek bir alandır” dedi.
“EN ÖNEMLİ SORUN HALA ÇÖZÜLEMEDİ”
Türkiye'nin insan hakları ve demokrasisinin en önemli sorununun Kürt sorunu olduğunu kaydeden Alakuş, şunları söyledi: “ve bu sorundan kaynaklanan savaşın halen çözülememiş olması, insan hakları açısından büyük bir engel oluşturmaktadır. Yine hak ihlalleri açısından, Roboski katliamının sorumlularının tespit edilip yargı önüne çıkarılmaması, faillerinin halen bulunamaması, Tahir Elçi'nin katledilmesinde faillerin yakalanmaması ve şüpheli sıfatıyla hiç kimsenin beyanının alınmaması düşündürücüdür. Alevi inanışında cem evinin ibadethane olarak tanınmaması, insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımını kaldırmaması, gözaltında kaybolan yüzlerce insanın akıbetinin araştırılmaması, doksanlı yıllarda yaşanan faili meçhul cinayetlerin üzerine gidilmemesi, Birleşmiş Milletler kayıplar sözleşmesine taraf olunmaması, uluslararası ceza mahkemesinin yargı yetkisinin tanınmaması, Suriye ve diğer ülkelerden gelen mültecilerin yaşam hakkının ihlal edilmesi ve insan ticareti yapan kişilerce güvensiz araçlarla geçişlerinin sağlanması sırasında yaşanan toplu mülteci ölümleri, Suruç Katliamı, Diyarbakır Katliamı, Ankara Katliamı ve Paris Katliamı, yine maden ocakları ve diğer iş kollarında yaşanan işçi ölümleri, basına yönelik baskı ve gazeteci tutuklamaları, kadına karşı yaşanan şiddet olaylarında, hasta tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerindeki durumlarından dolayı Türkiye'de ve dünyanın birçok ülkesinde hak ihlali yaşanmaktadır.”