Süreci bozan hesabını verirSuruçtaki patlamanın ardından ülkede yaşanan olumsuz gelişmeler, çözüm sürecini bitirmenin eşiğine getirdi. 90lı yıllarda en büyük bedellerin ödendiği illerden biri olan Bingölde faaliyet gösteren SKT temsilcileri, çözüm sürenin devam ettirilmesi gerektiğini belirterek, süreci bozanlardan hesap sorulacağını vurguladı.![]() Ülkede son yaşanan olumsuz gelişmeler, Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere ülkenin birçok ilinde karışıklığa neden oldu. İŞID ile birlikte Kandil'e yapılan bombardımanlar, polis, asker ve sivile yapılan saldırılar ile illerdeki gözaltılar çözüm sürecini bitirme noktasına getirdi. “ÇÖZÜM SÜRECİ BİZİM CAN DAMARIMIZDIR” Bölge halkı olarak hiç kimse çözüm sürecinin bitmesini istemediğini kaydeden Doğu Anadolu Muhtarlar Konfederasyonu, Bingöl Muhtarlar Derneği Başkanı Abdullah Butaku, çözüm sürecinin bölge için can damarı olduğunu söyledi. Butaku, “Bundan sonra biz bu bölgede kanla, gözyaşıyla yaşamak istemiyoruz. Huzur içerisinde yaşamak istiyoruz bunun için biz halen çözüm sürecinden umutluyuz. İnşallah herkes aklıselim düşünerek, çözüm sürecinden yana tavır takınır ve bu meselede konuşularak halledilir. Bölgedeki son gelişmelerde karanlık ellerin devreye girdiğini düşünüyoruz. Bölgenin huzurunu bozmaya yönelik baskınlar, gözaltılar ve çeşitli eylemler halkın yararına değil zararınadır. Böyle eylemlerden biran önce acilen vazgeçilmesi gerekiyor” diye konuştu. “KARA BULUTLAR YAKLAŞIYOR” Türkiye'nin 80'li yıllardaki ekonomik kayıplarını özetleyen Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası (Bingöl TSO) Başkanı Erkan Çalbay ise, “Bu süreçten sonra yaklaşık üç yıldır devam eden barış ve huzur ortamında olumlu gelişmeler oldu, huzur ortamı arttı. Huzurla birlikte ticari faaliyetler arttı, ekonomimiz güçlenmeye başladı. 30 yıldır göremediğimiz doğa güzelliklerini keşfettik. Artık yol kesmeler, faili meçhul cinayetler, çatışma ve silah sesleri, adam kaçırmalar ve bunun gibi daha bir çok benzer korku ve kaos ortamını oluşturan şeylerden çok uzaktık. Devlet teşvikleriyle yerli ve yabancı yatırımcılar bölgede yatırımı düşünmeye başlamışlardı ve Geleceğe umutla bakmaya başlamıştık” dedi. “Maalesef kara bulutlar yaklaşıyor ve yaklaşan fırtınalar için en çok ihtiyacımız olan birlik ve beraberlik olmalıdır” diyen Çalbay, şunları söyledi: “Yakıp yıkmak, kanı kanla temizlemek hiç bir şeyi çözmez. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara izin vermeyelim bu ülke hepimize yeter gözlerin rengi, biçimi ne kadar farklı olursa olsun gözyaşlarının rengi hep aynıdır. İnsanlarımız ölmesin artık Analarımız ağlamasın ve Allah birliğimizi beraberliğimizi bozanlara savaş çığırtkanlığı yapanlara masum insanların ölümüne sebep olanlara fırsat vermesin.” “BARUT KOKUSU YERİNİ GÜL KOKULARINA BIRAKTI” 90'lı yılların karmaşıklığını en fazla Doğu ve Güneydoğu bölgesinin yaşadığını anımsatan Bingöl Tavz Kültür Sanat ve Kalkınma Derneği Başkanı Murat Soysal, “ Etrafın kan gölüne döndüğü, insanların birbirlerine endişe ile yaklaştığı karanlık dönemleri bizzat yaşadık. Huzur ortamı yok, ulaşım sağlanamıyor, yaya yolculukları endişe ile yapılıyordu. Tüm bu endişeler son yıllarda bertaraf edildi ve insanlar köylerine, dağlarına rahatça gitmeye başladı. 90'lı yıllardaki faili meçhuller, yol kontrolleri, adam kaçırmalar, köy yakmalar ve bütün olumsuz gelişmeler, geçmişe projeksiyon tutularak görülebilir. Son günlerde yaşanılan olaylar, bizlere 90'lı yılları anımsatıyor. ‘Türkiye geçmişe geri mi dönüyor, bulutlu günler geri mi geliyor' endişesi yaşıyoruz. Geçmiş yıllara dönersek, bedeli en fazla yine halk ödeyecek, en büyük zararı yine bizler göreceğiz. Halk son seçimle birlikte siyasilere, ‘bizi mecliste temsil edin, bizi yönetin' mesajı verdi. Bizi silahla terbiye edin demedi, size verdiğimiz iradeyle demokratik bir şekilde terbiye edin dedi. Halkın meclise gönderdiği siyasiler, birbirlerini silahlarla, ölümle, provokasyonlarla tehdit ettiler ve halk sokaklara döküldü” dedi. Suruç ile birlikte başlayan olayların, 90'lı yılları anımsattığını vurgulayan Soysal, “90'lı yıllarda barut kokuları içimize sinmişti. Bu günlerde gül kokan coğrafyalar, barut kokuyordu, kan kokuyordu. Barut kokularının yerini gül kokularına bıraktığı şu günlerde, çözüm sürecinin bitmesi noktasında kim mücadele veriyorsa, hesabını da bedelini de ödeyecektir. Biz bu sürecin sona erdirilmesini kesinlikle tasvip etmiyoruz, bu sürecini sona erdirmeye çalışanların da halkın iradesiyle hesap sorulacağının bilinmesini istiyoruz” diye konuştu. “ÇÖZÜM SÜRECİ SANCILI DÖNEMLER GEÇİRİYOR” 30 yıllık çatışmalı sürecin ardından 2013 yılında fiilen başlatılan çözüm sürecinin, son günlerde sancılı dönem geçirdiğini belirten Bingöl Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ömer Şanlı, “Seçimden önce siyasi partilerin seçim bürolarına, mitinglerine yapılan saldırılarla tırmanan şiddet olayları, seçimden sonra farklı bir boyut kazanarak çatışmalı sürece kadar geldi. Bu çatışmalı sürecin zararını tüm Türkiye görüyor. Geçmişte bunun acılarını tüm Türkiye yaşadı. 30 yılı aşkın bir süre boyunca devam eden çatışmalı süreçte 10 binlerce eve ateş düştü. Bu ateşin söndürülmesi için başlatılan çözüm süreci ile barış umutları yeşerirken, son günlerde yaşanan olaylarla bu umutlar azalmaya başladı” dedi. “Kürt sorununun 30 yıldır devam eden çatışmalı süreçle çözülemeyeceğini gördük” diyen Şanlı, “Çözüm için en iyi yol barıştır. Taraflar, öldürmekle bir yere varılamayacağını anlamalıdır. Ülkenin huzuru ve barışı için çatışmalı süreç derhal sona erdirilmeli, çözüm için diyalog kanalları geliştirilmelidir. Hesaplar ölüm üzerine değil, çözüm üzerine yapılmalıdır” ifadelerini kullandı. YORUM YAZIN ![]()
|
|