Seçim sonuçları bizi rehavete sevk etmemeliKonuk olduğu TV programında seçim sonuçlarını yorumlayıp gündeme ve geleceğe dair değerlendirmelerini paylaşan Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, seçim sonuçlarının AK Partide bir rehavet oluşturmaması gerektiğini vurguladı. Yılmaz, HDPnin yaşadığı oy kaybına ve Çözüm Sürecine dair görüşlerini de aktardı.![]() Başbakan Yardımcısı ve Bingöl Milletvekili Dr. Cevdet Yılmaz, TV NET'te Nil Gülsüm Gül'ün sunduğu “Anlamak İçin” adlı programa canlı yayın konuğu olarak katıldı. 1 Kasım seçim sonuçlarını, AK Parti'nin seçim beyannamesi ve Çözüm Sürecine dair soruları yanıtlayıp değerlendirmelerini paylaşan Başbakan Yardımcısı Yılmaz, AK Parti teşkilatlarına da mesaj verdi. 7 Haziran sonuçlarının göz ardı edilmemesi ve 1 Kasım sonuçlarının buna göre değerlendirilmesini isteyen Yılmaz; “Bu bizi bir rehavete sevk etmemeli, her an böyle diken üstünde olmamız lazım, sürekli bir şekilde o sorumluluğun bilincinde olmamız lazım” dedi. Yılmaz'ın katıldığı programda öne çıkan başlıklar ve detaylar şöyle; “HUZUR VE İSTİKRAR İSTEĞİ MESAJIYDI” 1 Kasım 2015 genel seçim sonuçlarının il değerlendirmesini Bingöl'den yaparak başlayan Yılmaz, Bingöl'de ki sonucun önemli olduğunu ifade etti. 7 Haziran'da yüzde 47 olan oranını 1 Kasım'da yüzde 65'e taşıdıklarını ve bu sebepten ötürü Bingöl halkına teşekkür edip şükranlarını sunan Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz; “Bu tabii bizim için çok büyük bir onur, şeref, aynı zamanda da büyük bir sorumluluk. Bu tabii bence önemli bir mesaj, yani özellikle Bingöl'ün verdiği mesajın ben önemli olduğunu düşünüyorum. Bu mesaj aslında, daha fazla huzur isteği, daha fazla istikrar isteği ve yine Doğu ve Güneydoğu'ya bakışta böyle tek tipçi bir yaklaşımla gitmememiz gerektiğine dair, oradaki çoğulculuğu göstermesi bakımından bence çok önemli bir mesaj. Bunun Türkiye'nin geleceği açısından da çok önemli olduğuna inanıyorum” dedi. “HALK, BÜTÜNLÜĞÜE HİTAP EDEN AK PARTİ'Yİ TERCİH ETTİ” Sunucunun “AK Parti'nin 1 Kasım seçiminde elde ettiği başarının temel sebepleri ne? 7 Haziran'dan bugüne ne değişti de böyle bir başarılı şey ortaya çıktı?” sorusuna “Aslında 7 Haziran seçimlerini yaparken başka konular tartışılıyordu ve AK Parti'nin tek başına iktidarı sanki devam edecek, burada bir sorun olmaz gibi bir yaklaşım vardı” yanıtını veren Yılmaz, şunları söyledi; “7 Haziran'dan sonraysa Türkiye aslında istikrarsızlığın ne demek olduğunu hissetti, yani hem ekonomik alanda, hem sosyal alanda, siyasi alanda maalesef seçimden sonraki süreçte birçok terör grubunun eşzamanlı saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Ekonomide yine bu istikrar, daha doğrusu siyasi belirsizliğin getirdiği sorunları yaşadık, sosyal alanda tartışmalar yaşadık. Bütün bunların neticesinde vatandaşımız bir karar verdi ve 1 Kasım seçimlerinde temel tartışma noktası şu oldu: AK Parti tek başına iktidara devam etsin mi, etmesin mi? Burada da etmesinin daha hayırlı olacağına karar verdi vatandaşımız. Daha merkezde, işte Türkiye'nin bütününe hitap eden, bütün etnik gruplara, bütün inanç gruplarına, bütün bölgelere hitap eden bir merkez parti olarak AK Parti'ye bir yönelim gerçekleşti, bundan dolayı da tabii çok mutluyuz.” “1 KASIM SEÇİMLERİNİ 7 HAZİRAN'LA HEP BİRLİKTE DÜŞÜNMELİYİZ” Başbakan Yardımcısı Yılmaz, sunucunun “Buradaki şaşırtıcı bir netice miydi, bekleniyor muydu? Yani bu denli?” sorusuna da şu yanıtı verdi; “Anket firmalarının da yaptığı çalışmalarda daha düşük bir netice görünüyordu, ama halkımız son sözü söyledi tabii, gerçek anket seçim günü, dolayısıyla halkımızın kararını hep birlikte orada görmüş olduk. Beklentilerin üstünde bir destek olduğunu söyleyebilirim, özellikle de 13 yıl gibi bir tek başına süresinden sonra bu ölçüde bir desteğin veriliyor oluşu gerçekten çok istisnai bir durum, bunun kıymetini çok iyi bilmeliyiz. Bu bizi bir rehavete sevk etmemeli, her an böyle diken üstünde olmamız lazım, sürekli bir şekilde o sorumluluğun bilincinde olmamız lazım, bu bize ağır bir sorumluluk ve ağır bir emanet aslında. 1 Kasım seçimlerini 7 Haziran'la hep birlikte düşünmeliyiz. 7 Haziran'ın da her işte bir hayır vardır denir ya o da aslında bence hayırlı oldu. Sonuçta AK Parti'nin bir kendi iç muhasebesini yapması için, kendisini bir gözden geçirmesi için, nerede eksiğiz, nerede daha iyisini yapabiliriz, nerede vatandaşımızın beklentilerine tam karşılık veremiyoruz bütün bunları aslında çok iyi analiz etti AK Parti. 1 Kasım sonuçlarının biraz da bunu yansıttığını düşünüyorum, diğer partiler bunu yapmadılar maalesef, inşallah şimdi yaparlar. Ama şimdi de bence şunu analiz etmeliyiz daha geniş saha çalışmalarıyla: Bu oy artışını ve bunun arkasındaki beklentiyi bizim çok iyi analiz etmemiz lazım ve buna çok iyi karşılık vermemiz lazım. “SÖZLERİMİZİ İNŞALLAH HAYATA GEÇİRECEĞİZ” AK Parti'nin seçim beyannamesine değinen sunucunun, vaatlerin hayata geçirilme önceliklerine dair sorusuna “Seçimde vatandaşa ne dediysek, ne söz verdiysek, önüne ne koyduysak şimdi bunu bir hükümet programına dönüştüreceğiz, hükümet programından sonra da eylem planlarımızı ortaya koyacağız. Bunlar dediğim gibi kısa vade, orta vade, uzun vadeli unsurları içermiş olacaklar ve birer birer bu sözlerimizi inşallah hayata geçireceğiz” yanıtını veren Yılmaz; “Elbette belli bir zamanlama bazıları işte kanun gerektiriyor Meclis çalışmaya başlayınca kanuni düzenleme yapılacak, bazılarında Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor, bazıları işte idari birtakım çalışmalarla gerçekleştirilecek hususlar her birinin özelliğine göre bu belli bir takvim içinde gerçekleşecek” dedi. 2019'a kadar Türkiye'de seçim olmayacağına da işaret eden Yılmaz, temsil gücü çok yüksek bir Meclis'le istikrarlı bir hükümetin birleştiği bu dönemi reformlar için, Türkiye'nin dönüşümü için çok iyi değerlendirmek gerektiğini vurguladı. TAŞERON İŞÇİLER… Sunucunun, taşeron işçilerle genel bir değerlendirme talebini de yorumlayan Yılmaz, şöyle devam etti; “Bu konuda bir düzenleme yaptık biliyorsunuz, kanunu çıkmıştı geçen dönem, şimdi ikincil düzenlemelerini gerçekleştiriyoruz. Burada da Maliye Bakanlığımız sorumlu Bakanlığımız, ilgili diğer bakanlıklarla birlikte çalışıyor. Çalışma Bakanlığı başta olmak üzere, sendikalarla, ilgili tüm taraflarla birlikte bir çalışma yürütüyor. Bu işçilerimizden asli işlerde çalışanların bir listesini oluşturacaklar, bir sınıflandırma yapacak, buna dayalı olarak bu kardeşlerimiz kamuda istihdam edilmiş olacak. Olmayanlarla ilgili olarak da inşallah iyileştirici adımlarımız devam edecek, onu belirteyim. Tabii bunu bekleyeceğiz, en kısa sürede inşallah Maliye Bakanlığımız bu çalışmayı bitirdiğinde hepimiz net tabloyu görmüş olacağız.” HERKES HDP'Lİ DEĞİL, HDP DE HERKESİ TEMSİL ETMİYOR Sunucunun, HDP'nin Doğu ve Güneydoğu'da yaşadığı oy kaybına ve çözüm sürecinde gelinen noktaya dair sorularını da yanıtlayan Yılmaz, şunları ifade etti; “Şimdi HDP'nin ciddi anlamda bir oy kaybına uğradığını, özellikle Doğu, Güneydoğu'da oyların düştüğünü hep birlikte gördük bu seçimlerde. Kısa bir süre içinde bu gerçekleşti. Bunun gerçekten iyi analiz edilmesi lazım. Ben burada temel faktörün şu olduğuna inanıyorum: HDP'ye oy veren seçmen 7 Haziran'da önemli bir kısmı işte Meclis'e gidilecek huzur için, barış için, bölgenin huzuru için bir çalışma sergilenecek şeklinde bir beklenti içindeydi. Ancak 7 Haziran'dan sonra maalesef HDP terör karşısında, şiddet karşısında toplumun beklediği net tavrı ortaya koyamadı diye düşünüyorum. Yani siyaseti şiddetin, terörün önüne koyan, terörü, şiddeti net bir şekilde dışlayarak siyasi kanalları güçlendiren bir tavır geliştiremedi, bir siyasetsizlik ortaya koydu ve bunun da ben toplumda önemli bir kırılmaya yol açtığını düşünüyorum, özellikle Doğu, Güneydoğu'da yaşayan insanlarda. Yine bu seçimler şunu gösterdi; Doğu'da, Güneydoğu'da yaşayan insanlarımız veya Kürtler, Zazalar, tek tipçi bir anlayışı hiçbir zaman kabul etmeyecekler bunu görmüş olduk, burada bir çoğulculuk var. Herkes HDP'li falan değil, herkes belli bir partiden yana değil, yani HDP herkesi temsil ediyorum gibi bir hava içinde siyaset yapmaya çalışıyor, bunun da gerçeklerle bağdaşmadığını bir kez daha görmüş olduk. HDP kendisine özgür iradesiyle oy verenleri ancak temsil edebilir Türk veya Kürt, Güneydoğu'da yaşayan veya yaşamayan. Güneydoğu'da, Doğu'da yaşayan insanlar arasında bir çoğulculuk var, değişik etnik yapılar var inanç grupları var, siyasi görüşler var bu çoğulculuğu bizim daha fazla görmemiz lazım. Aslında demokratikleşme sürecimiz açısından da, huzur ortamı açısından da bu önemli. TÜRKİYE ASLA O GEÇMİŞE DÖNMEYECEK Diğer yandan, milli birlik kardeşlikle ilgili de şunu söyleyebilirim: Hükümetimizin politikası çok açık ve net. Bir taraftan kamu düzeninin sağlama konusunda en küçük bir taviz vermeyeceğiz, terörle kararlı bir şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ama diğer yandan da demokratik kazanımlarımızı da titizlikle koruyacağız ve geliştireceğiz burada da tüm toplum bizim muhatabımızdır ve milli birliğimizi, kardeşliğimizi de güçlendirmeye devam edeceğiz, bundan da hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye hiçbir zaman o eski dönemlere dönmeyecek, Türkiye artık çok farklı bir noktada, bazılarının zihinleri hala o eski Türkiye'de olsa da özellikle bazı kesimler Türkiye'yi o eski Türkiye'ye dönüştürmeye çalışsa da Türkiye asla o geçmişe dönmeyecek, yoluna devam edecek. Hem daha güvenli, emniyetli bir ülke, hem daha demokratik bir ülke olacak. HERKESİN SAMİMİ OLMASI LAZIM Samimiyetin göstergesi nedir? Söylediğiniz sözle davranışınızın uyması. Bir taraftan silahlar patlarken, hendekler kazanılırken, yatırımlara saldırılırken, mesela barış ve demokrasi sözünün bir anlamı kalır mı? Kalmaz, içini boşaltmış olursunuz bu kavramların. Herkesin samimi olması lazım, herkesin toplumla kurduğu diyalogda samimi ve gerçek neyse, hakikat neyse ona göre toplumun karşısına çıkması lazım. Toplumun gözünden artık bir şey kaçmıyor. Belki belli algı operasyonlarıyla belli bir süre toplumun gözünü boşamaya çalışabilirsiniz ama eninde sonunda toplum samimiyeti görüyor, söylediğiniz sözle, ortaya koyduğunuz politikayla gerçekliği mukayese ediyor. Ve buna baktığınızda da şunu görüyoruz: Demokratik siyasetle silah aynı anda olmaz, artık bu silahların gündemden çıkması lazım. Hem bir taraftan silah olacak, yasadışı bir yapılanma olacak, halk üzerinde baskı olacak, tehdit olacak, bir taraftan da demokratik siyaset diyeceksiniz, bu ikisi aynı anda olmaz; bunu artık bu önümüzdeki dönemde çok net bir şekilde göreceğimize ben inanıyorum.” YORUM YAZIN ![]()
|
|