KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
23 Ağustos 2026 Pazar
°C

Rondo alla turca

Televizyonlar alt yazılarında, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi tehdit ettiğini, “eğer Danimarka Başbakanı Rasmussen'ın NATO sekreterliğini engellerseniz sizin üyeliğinizi askıya alırız” dediğini bildiriyordu.

Rondo alla turca
07 NİSAN 2009 SALI 10:02
0
1207
0
AA aa
Fevkalade kibirli, küstah ve saldırgan bir açıklamaydı.

NATO ve Avrupa Birliği iki ayrı kuruluştu ve böyle bir tehdidin anlamı yoktu.

Duyanda, “alın Avrupa Birliği'nizi de...” türünden tepkili duygular yaratıyordu.

Hatta ben daha da ileri gidip, Avrupa'nın ve Türkiye'nin savunma güçlerini kıyaslayan grafikleri, Edirne'den Viyana'ya giden yolun haritasını yayımlamayı önerdim.

Çocuklar beni sükûnete davet ettiler.

Davete icabet etmedim.

“Ben Avrupa Birliği'nden çıkıyorum” dedim, çocuklar da “henüz girmiş değilsiniz, nasıl çıkacaksınız” dediler.

Düşündürücü bir soruydu.

Ben düşünürken yeni haberler gelmeye başladı.

İlk gelen haber, televizyonların verdiği haberlerin yalan olduğunu bildiren haberdi.

Televizyonlar uydurmuşlardı.

AB yetkililerden Olli Rehn bu konuda bir konuşma yapmıştı ama tehdit etmemişti, Rasmussen'ın AB adayı olduğunu ve Türkiye'nin buna karşı çıkmasının çeşitli sorunlar yaratabileceğini söylemişti.

Ben biraz yatıştım.

Sonra “gerçek” haberleri öğrenmeye başladık.

Başbakan Erdoğan, Rasmussen'ın sekreterliğine daha önceden sert bir şekilde karşı çıkmıştı.

İki nedeni vardı bu karşı çıkışın.

Bir tanesi Roj TV'nin Danimarka'dan yayın yapması.

Biri de Rasmussen'ın Müslümanları üzen karikatürler konusunda itinalı davranmamış olması.

Erdoğan, özellikle karikatür konusundaki karşı çıkışıyla Davos'tan sonra ikinci kez Müslüman dünyanın Avrupa'daki sözcülüğünü üstleniyordu.

Avrupalılara göreyse, gerek Roj TV, gerekse yayımlanan karikatürler “fikir özgürlüğüne” giriyordu.

Ve Türkiye fikir özgürlüklerine direnen bir ülke gibi değerlendiriliyordu.

Türkiye geri adım atmadı.

Avrupa da geri adım atmadı.

İş, ciddi bir krize dönüştü.

İtalya başbakanı, kendisini bekleyen Almanya Başbakanı Merkel'i podyumda yalnız bırakarak Erdoğan'la telefonda konuşmaya daldı.

Erdoğan “ııhhh” dedi.

Ardından Obama devreye girdi.

Türkiye'nin, Avrupa'nın ve Amerika'nın köşelerini oluşturduğu bir üçgen çıktı ortaya.

Birdenbire Türkiye “tek başına bir güç” haline gelmişti.

Çünkü “sekreterini” oybirliğiyle seçme zorunda olan NATO'nun kararını engelleme hakkı vardı.

Ve, bu hakkı kullanıyordu.

Erdoğan, Avrupa'nın “asi çocuğu” rolünü üstleniyordu.

Epey de öfke çekiyordu.

Yüz ifadesinden anlayabildiğim kadarıyla, Merkel, Ahmet Necdet Sezer'in duyduğundan da fazla bir nefret duyuyordu Erdoğan'a.

Avrupa'yla Erdoğan birbirlerine el ense çekip de yenişemeyince, Cumhurbaşkanı Gül ile Obama masaya oturdular.

Bilmiyorum Erdoğan'ı çekiştirdiler mi ama bir pazarlığa başladılar.

Amerika, Rasmussen'ın sekreterliğini destekliyordu.

Burada Türkiye sıkıştı.

Avrupa'dan sonra Amerika'yı da karşısına alırsa yapayalnız kalacaktı, üstelik Obama'nın fiyakalı Türkiye ziyareti de gölgelenecekti.

Ama, geri adım atıp “peki, Rasmussen sekreter olsun” derse bu kez de Erdoğan ve Türkiye alay konusu olacak kadar ağır bir yenilgiye uğrayacaktı.

Gül'le Obama yetmiş dakika konuştular.

Rasmussen de onlara katıldı.

Ve, herkesi memnun edecek bir yol arandı.

Tabii ki aranan yol bulundu.

Rasmussen sekreter seçilecekti, karşılığında karikatürler için özür dileyecek, Roj TV'yi kapatacak ve NATO genel sekreter yardımcılarından birini Türklerden seçecekti.

NATO'nun birlik beraberliği kurtuldu, her zamanki gibi olan Kürtlere oldu.

Davos'tan sonra Avrupa'nın üstünde bir “Erdoğan hayaleti” dolaşmaya başladı.

Erdoğan artık herkesi sinirlendiren, öfkelendiren ama siyasetin, her an bir sorun çıkartabileceği için kendisine “itina” ile davranılan “asi çocuğu” haline geldi Avrupa'da.

Bu çıkışlarıyla Müslüman dünyada edindiği taraftar kitlesi de onun diplomasi arenasındaki etkisini arttırdı.

Şunu da itiraf etmek gerekir ki Gül'le Erdoğan Avrupa'da başarılı bir ikili oldular.

Sorun çıkartan yaramaz Erdoğan, sorunları çözen sakin Gül.

Ve, her halükarda artık dikkate alınması gereken bir Türkiye.

Erdoğan krizi biraz “sert” başlattı ama çıkan krizi “zamanında” durdurmayı da becerdiler.

Fazla uzatmadılar.

Artık Erdoğan'ın Türkiye'deki kadar düşmanı var Avrupa'da.

Başbakan, düşman edinerek dostlarını arttırıyor, sonra “dostluklarının” sağladığı gücü “düşmanlarını” etkilemek için kullanıyor.

Büyük bir ihtimalle Davos'u olduğu gibi NATO'yu da bedelsiz atlatacak.

Bütün bunlardan sonra ben Avrupa Birliği'ne girmeyi daha da çok istemeye başladım, çünkü bu üyelik olursa, dünya da biz de her gün yeni olaylarla heyecan yaşayacağız.

Bu arada, yalan haberlerle içimdeki “kahraman Türk'ü uyandıran” ve beni silahlı grafikler çizdirmeye sevkeden yalancı medyaya da teşekkür ederim, cengâverliğin tadını çıkartabildim sayelerinde.

Taraf
YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
21.08.2026
22:19
MURAT NEHRİ`NDE KAYBOLAN MEHMET HAZAR`IN CANSIZ BEDENİNE ULAŞILDI
MURAT NEHRİ'NDE KAYBOLAN MEHMET HAZAR'IN CANSIZ BEDENİNE ULAŞILDI
Bingöl'ün Genç ilçesinde Murat Nehri'ni geçmeye çalışırken akıntıya kapılarak kaybolan 29 yaşındaki Mehmet Hazar'ın cansız bedenine ulaşıldı. Hazar'ın cenazesi, kaybolduğu noktanın yaklaşık 100 metre ilerisinde bulundu.
21.08.2026
21:07
Murat Nehri`nde can pazarı: 1 kardeş kurtarıldı, diğeri kayıp
Murat Nehri'nde can pazarı: 1 kardeş kurtarıldı, diğeri kayıp
Bingöl'ün Genç ilçesinde Murat Nehri'nin karşısına geçmeye çalışan iki kardeş, baraj kapaklarının açılmasıyla yükselen su debisi nedeniyle boğulma tehlikesi geçirdi. Kardeşlerden biri jet ski ile kurtarılırken, akıntıya kapılarak kaybolan diğer kardeşi bulmak için ekipler seferber oldu.
21.08.2026
21:06
Bingöl Üniversitesi Türkiye`de bir ilki başardı
Bingöl Üniversitesi Türkiye'de bir ilki başardı
Bingöl Üniversitesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen Çevre Yönetim Birimi Yeterlik Belgesi'ni almaya hak kazandı. Üniversite, söz konusu yeterlik belgesine sahip Türkiye'deki tek devlet üniversitesi oldu.
21.08.2026
21:04
Bir türlü bitmeyen Çirişli Tüneli yılan hikâyesine döndü
Bir türlü bitmeyen Çirişli Tüneli yılan hikâyesine döndü
2017'de yapımına başlanan Çirişli Tüneli'nde kazı ve destek çalışmalarında yüzde 60, nihai beton imalatında yüzde 49 seviyesine gelindi. 2024'te '2025'te kalan kısmın ihalesi yapılacak', Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ise '2026'da tamamlanacak' denilen proje için şimdi hedef 2028 sonu. Yıllardır değişen tarihler, tünelin akıbetine ilişkin soru işaretlerini büyütüyor.
21.08.2026
21:03
Bingöl`de organik arıcılığa güçlü destek
Bingöl'de organik arıcılığa güçlü destek
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın desteğiyle yürütülen proje kapsamında Bingöl'de organik bal üreticilerine yönelik destekler sürüyor. 2022'den bu yana yüzde 75 hibe desteğiyle 740 organik arı kovanı dağıtılırken, 2026 yılında 15 üreticiye yüzde 50 hibeyle 15 bal sağım çadırı temin edildi.
21.08.2026
21:02
Solhan`da maden arama tartışması TBMM`ye taşındı
Solhan'da maden arama tartışması TBMM'ye taşındı
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, Bingöl'ün Solhan ilçesine bağlı Arslanbeyli köyündeki maden arama faaliyetlerini TBMM gündemine taşıdı. Dinç, su kaynakları, tarım arazileri ve ormanlık alanların risk altında olduğunu belirterek, gerekli incelemeler tamamlanıncaya kadar çalışmaların durdurulmasını istedi.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın