Bingöl'de son günlerde yaşanan intihar vakalarının ürkütücü boyutlara ulaştığını kaydeden Karaarslan, “Bu şahıslar, nasıl psikolojik bir problem ve travma yaşıyorlar ki yaşamlarına son veriyorlar. Buna bir önlem alınması için konuyla ilgili kurum ve yetkililerin gerekli çalışmalarının bir an önce başlamasını diliyoruz. İntihar olaylarında, çoğunluğunun yoksul ailelerden gelmesi, kadınların eğitim düzeylerinin yetersizliği, küçük yaşta evlilik, kız çocuklarının istemedikleri halde aile büyüklerinin isteği üzerine zorla evlendirilmesi, aile içi şiddet, yaşadıkları travmalar beraberinde depresyon, psikolojik problemler, psikososyal etkiler bırakmaktadır. Ve sonuç da kişideki ruhsal çöküntüyü göremeyen veya görmezden gelen biz çevresindekiler sadece dizlerimize vurmaktan başka bir şey yapamıyoruz” ifadelerini kullandı.
“TOPLUMUN EĞİTİLMESİ LAZIM”
Depresyon ve ruhsal bir çöküntü sonucu olan intihar girişimlerini engellemek ve bu vakaların önlenmesi için toplumun eğitilmesi gerektiğini kaydeden Karaarslan, şunları söyledi: “Bunun için tek yolun da aile içi iletişimden geçtiğinin bilinmesini istiyorum. Bunun yanı sıra yetkililere buradan sesleniyorum; hastanelerde psikososyal destek ve krize müdahale birimlerinin artırılması, intihar düşüncesinde olan ve daha önce intihar girişiminde bulunmuş kişilere destek gruplarının oluşturulması için destek verilmesini talep ediyorum. Aile hekimlerinin mıntıkalarında olan ailelerle sıkı bir diyaloğa girip aile öykülerini öğrendikleri bu tür depresyon geçiren şahısların yakın takiplerinin yapılmasını istiyoruz. İl bazında sosyokültürel çalışmalarla, ruhsal çöküntüsü olan kişilere sorumluluk yüklenerek bir çözüm de üretilebilir. İntihar vakalarıyla evlatlarını, eşlerini, kardeşlerini yitiren tüm canların acılarını paylaşıyor, sabır diliyorum. Lütfen yakınımızda ruhsal çöküntü içinde olan her kim varsa iş işten geçmeden yanında olalım. İntiharın hiçbir sorunun çözümü olmadığını ve psikososyal destek alması için ikna edelim.”