Esed rejimi protesto edildi2011 yılında başlayan barışçıl protestolarla özgürlük isteyen halka kurşunla cevap veren Esed yönetimi protesto edildi.![]() Bingöl Bilgi ve Düşünce Derneği'nin çağrısı ile bir araya gelen halk Suriye İntifadasının 5.yıldönümünü yaptıkları kitlesel basın açıklaması ile selamladılar. Dün sat 15.00'te Saat Kulesi önünde düzenlenen protesto gösterisinde ”Yaşasın Suriye Direnişimiz” pankartının açıldığı eylemde sık sık getirilen tekbirlerin yanında “Katil ABD Ortadoğu'dan Defol” “Katil İran Suriye'den Defol” “Diktatörler Yenilecek İslami Direniş Kazanacak” “Bingöl Uyuma Kardeşine Sahip Çık” “Müslüman Zulme Ortak Olamaz” sloganları atıldı. 2010 yılından bu yana Müslüman coğrafyasının yeni bir uyanış dalgasının içerinde olduğunu söyleyen Bilgi ve Düşünce Derneği Başkanı Dr. Mustafa Yılmaz: “Yüzlerce yıllık şahlıkların, krallıkların, şeyhlerin, molaların diktatörlüğünde yaşayan halklarımız dört yıldır ayaklandı. Bu zalimlerin kılığı, şekli ve şemaili ne olursa olsun 'biz bunları isteniyoruz, bu zalimlerin sakıt olmasını istiyoruz' dediler. Bu ayaklanmalar Tunus, Mısır, Libya, Suriye'de büyük uyanış dalgası başlattı. Bu gün dördüncü yılını geride bırakan Suriye İntifadasında büyük acılar ve bedeller ödendi. Üç Bingöl nüfusu kadar insan katledildi. 200 bin insan hapsedildi, 15 bin kişi işkencelerle Zalim Esed tarafından katledildi. 20 bin kadın katledildi. 7500 kadın şuanda esir, kundaktaki bebekler katledildi. Esed'in keskin nişancıları çöplerden ekmek toplayan ihtiyarları vuruyor. Bunun karşısında bütün dünya suskunluk içeresinde” dedi. "DÜNYA, OLAN BİTENİ BOŞ GÖZLERLE SEYREDİYOR" Suriye halkının esarete karşı verdiği özgürlük savaşının 5.yılına girdiğini söyleyen Bilgi ve Düşünce Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Boğatekin: “Ortadoğu'da despotik rejimlerin tahakkümüne karşı kabaran öfke denizi bundan tam 4 yıl önce Suriye'de de karşılık buldu. Önceleri silahsız-barışçıl eylemlerle Esed rejiminden en doğal haklarına ilişkin taleplerde bulunan Suriye halkı ve gençliğinin talepleri zalimce bastırılmaya çalışıldı. Ve Suriye halkı geçtiğimiz dört yıl boyunca da tarihin gördüğü en vahşi kıyımlardan birine maruz kaldı. Kimyasal silahlar, füzeler, varil bombalarıyla katledildi. Sistematik işkencelerin kurbanı oldu. Hastalık, açlık ve tehcire maruz kaldı. Dünya ise bütün bu olan biteni boş gözlerle seyretti. Sadece seyretmekle kalmayıp, muhaliflerin İslami kimliğinden ötürü, Esed rejimine dolaylı destek de sundu. Bu desteği ne kimyasal silahların kullanımının açık tespiti ne de sistematik işkence fotoğrafları engelleyebildi” dedi. “300 BİN İNSAN KATLEDİLDİ” Suriye halkının onursuz bir yaşamı kabul etmediğini söyleyen Boğatekin, şöyle devam etti: “Suriye vakası dünya sisteminin adaletsizliğine ışık tutmakla birlikte, bizlere bir kere daha Müslümanların yaşadıkları acılar karşısında dünyanın umursamazlığını da göstermiş oldu. Suriye halkı ise bütün bu umarsızlıklar, katliam, tecavüz, zorluk, imkansızlık ve yalnızlıklara rağmen direnişten vazgeçmedi, zalim rejime asla taviz vermedi. Şartların olumsuzluğunu öne sürenlere inat, onursuz bir uzlaşmaya asla yanaşmadı. Öte yandan sürecin başından itibaren Suriye devrimini komplo teorileriyle karalamaya çalışıp, emperyal hesapların devrede olduğu iddiasıyla Suriye rejimine dolaylı ya da direkt destek sunanlar, ortaya dökülen tüm çıplak gerçekliklere rağmen tavırlarında hiçbir değişiklik göstermediler. 300 bine yakın insanın katli, binlerce masum çocuğun beton rengine bürünmüş fotoğrafları, Ebu Gureyblere rahmet okuturcasına binlerce Müslüman kadına yönelik sistematik işkence ve tecavüz onları ikna etmeye yetmedi. İddialarından bir adım geri atmadılar, sarf ettikleri sözlerden bugüne dek hiçbir utanç belirtisi göstermediler. Bırakın utanç ya da pişmanlığı, sırf tarafgir duygular ve mezhebi taassuplarından ötürü insanları aldatılmışlık, teröristlik, yabancı savaşçılık ve mezhep düşmanlığı yapmakla itham ettiler. Böylelikle kendilerine yakışan sıfatları mazlumları ve direnişçileri karalamada pişkince kullandıkları gibi; katliamlarını da meşrulaştırmış oldular. En yüksek rütbeli komutanlarını, en teknolojik silahlarını, tanklarını, uçaklarını alçak bir rejimi ayakta tutmak, mazlumların kanına girmek için kullandılar. Vahşilikte öyle ileri gittiler ki, artık mazlum Suriye halkının üzerine bombalar yağdıran uçakların koalisyona mı, yoksa işbirlikçi vampirlere mi ait olduğunun ayırdına varabilmek bile mümkün olmadı.” "SURİYE DİRENİŞİ 5. YILINA GİRDİ" Emperyalist müdahaleye rağmen direnişin sürdüğünü söyleyen Boğatekin: “Tüm bu katliam ve ihanet şebekelerinin zulümlerine rağmen Suriye direnişi 5. yılına girmiş bulunmakta. Bu, Batı'ya, Rusya, Çin, İran ve ABD'nin danışıklı dövüş politikalarına rağmen tam 4 yıldır kesintisiz direniş anlamına gelmekte. Onurlu, haysiyetli, uzlaşmaz ve başından bu yana 'Sadece ve sadece yardımı Allah'tan bekleme' şiarıyla. Direnişin uzun sürmesi ve kan kaybı yaşadığı süreçlere bakarak 'Bu daha ne kadar devam edecek?' diye soranlara ise asıl sorunun bu olmadığını hatırlatmak isteriz. Asıl soru Suriye halkının direnişi ne kadar sürdüreceği değil, insanım diyen herkesin ve bilhassa da Müslümanların bu zulme karşı ne kadar dayanışma içinde olabildiği, görevimizi ne kadar ifa edebildiğimiz sorusudur. Asıl mesele Suriye halkı ve direnişiyle imtihan edildiğimiz bilincinin kuşanıp kuşanılmadığıdır. Bu çerçevede bizler de, Suriye İslami Direnişiyle dayanışmamızı bir kez daha ifade ediyoruz. Suriye direnişini selamlamak ve Suriye halkıyla dayanışma amacıyla tüm sorumluluk sahibi kesimleri, Suriye halkının yalnız olmadığını ve kardeşlerimizin İslami kıyamını desteklediğimizi ortaya koymak için çabalarımızı artırmaya davet ediyoruz” dedi. YORUM YAZIN ![]()
|
|