KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
26 Temmuz 2026 Pazar
°C

Budan; 'İnsan doğduğu toprağı sırtında taşır'

Yıllardır Kazakistan'da yaşayan, uluslararası projelere imza atan, binlerce kişiye istihdam sağlayan iş insanı ve Kazakistan Cumhuriyeti Mersin Fahri Konsolosu Ahmet Budan, Bingöl Online'a konuştu. Budan; memleket sevgisinden ailesine, başarı anlayışından eğitime, insana yaptığı yatırımdan Türkiye'nin geleceğine kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. İşte o röportajın detayları…

Budan;
26 TEMMUZ 2026 PAZAR 19:19
5
366
1
AA aa

Bingöl Online Özel Röportaj Serisi…

BİR HAYAT, BİR HİKÂYE…

Ahmet Budan ile röportaj…

Hayat bazen insanı doğduğu şehirden binlerce kilometre uzağa götürür. Yeni ülkeler, yeni şehirler, yeni insanlar... Zaman içinde adresler değişir, unvanlar değişir, sorumluluklar büyür. Ancak bazı insanlar için değişmeyen tek bir gerçek vardır: Doğdukları topraklarla kurdukları bağ.

İş insanı ve Kazakistan Cumhuriyeti Mersin Fahri Konsolosu Ahmet Budan da onlardan biri.

Yıllardır Kazakistan'da yaşıyor. Farklı ülkelerde büyük projeler yürütüyor, uluslararası yatırımlara yön veriyor. Ancak onu tanıyanların zihninde bütün bu unvanlardan önce başka bir kimlik yer ediyor: "Bingöllü Ahmet Budan." Nam-ı diğer "Zaza Güneşi."

Yıllar içinde yüzlerce kişiye istihdam sağladı; farklı ülkelerde önemli projelere imza attı. Anne ve babasının adını yaşatan eğitim yatırımları yaptı, yüzlerce öğrenciye burs verilmesine öncülük etti, depremzedeler için kalıcı eserler kazandırdı. İş dünyasında olduğu kadar sosyal sorumluluk alanında da memleketiyle bağını hiç koparmadı.

Ancak onunla konuştuğunuzda ne şirketlerini ne de yürüttüğü projeleri uzun uzun anlatıyor. Daha çok güveni, vefayı, ailesini, memleketini ve insana dokunmanın değerini konuşuyor.

Çünkü ona göre başarı; yalnızca büyük projeler inşa etmek değil, insanların hayatında iz bırakabilmek...

Belki de bu yüzden röportaj boyunca en çok üzerinde durduğu konu, doğduğu topraklara duyduğu bağlılık oluyor.

Nitekim sohbetimizin daha ilk dakikalarında kurduğu bir cümle, aslında hayat hikâyesini de özetliyor:

"İnsan doğduğu toprağı sırtında taşır."

Bingöl Online'ın sorularını içtenlikle yanıtlayan Ahmet Budan; iş hayatındaki başarılarından çok, hayatı boyunca benimsediği değerleri, ailesinden aldığı terbiyeyi, memleket sevgisini, insana bakışını ve geleceğe dair vizyonunu samimiyetle anlattı.

Ve satır aralarında şu gerçeği bir kez daha hissettirdi: İnsan bazen doğduğu şehirden ayrılır. Ama doğduğu şehir, hiçbir zaman onun içinden ayrılmaz.

İşte o röportajın öne çıkanları….

"MEMLEKET İNSANIN İÇİNDE TAŞIDIĞI SESTİR"

Uzun yıllardır yurt dışındasınız. Farklı ülkelerde büyük projeler yürütüyorsunuz. Ama sizi tanıyanlar hâlâ önce "Bingöllü Ahmet Budan" diyor. Ya da "Zaza Güneşi" diye hatırlıyor. Sizce insanın memleketle bağı ne kadar uzağa giderse gitsin değişmiyor mu?

Kesinlikle değişmiyor. Hatta insan yaş aldıkça bunu daha iyi anlıyor. Gençlik yıllarında insanın aklı daha çok hedeflerinde oluyor; çalışmak, üretmek, ayakta kalmak istiyor. Ama yıllar geçtikçe insanı ayakta tutanın aslında nereden geldiği olduğunu fark ediyorsunuz.

Ben bugün Kazakistan'da, Polonya'da ve farklı ülkelerde büyük projeler yürütüyor, uluslararası ortamlarda çalışıyorum. Farklı kültürlerden insanlarla aynı masaya oturuyorum. Ama içimde hâlâ Bingöl'ün insanı, kültürü ve bana kazandırdığı değerler var.

Çünkü insan nerede yaşarsa yaşasın, karakterini doğduğu topraklarda şekillendiriyor. Ben dürüstlüğü de, çalışmanın değerini de, paylaşmayı da memleketimde öğrendim.

"Bingöllü Ahmet Budan" ya da “Zaza Güneşi” diye anılmak benim için bütün unvanlardan daha kıymetlidir. Fahri konsolosluk da, iş hayatındaki başarılar da elbette gurur veriyor. Ama insanın doğduğu şehirle, sahip olduğu değerlerle anılması bambaşka bir duygudur.

Çünkü memleket dediğimiz şey coğrafya değil. İnsanın içinde taşıdığı sestir.

Ben Bingöl'ü özlediğim için değil... Bingöl zaten benimle olduğu için hiçbir zaman uzak hissetmedim.

İnsan doğduğu toprağı sırtında taşıyor. Bunu yıllar geçince daha iyi anlıyor.

Günün sonunda herkes geldiği yere döner. Kimi bedenen döner, kimi gönlüyle... Ben ise gönlümün bir parçasını hiçbir zaman Bingöl'den ayırmadım.

 

Yıllar içinde yüzlerce Bingöllüye iş imkânı sağladınız. Bugün geriye dönüp baktığınızda, bir hemşehrinizin hayatına dokunmuş olmak mı daha değerli, büyük bir projeyi tamamlamak mı?

Bir köprüyü, bir otoyolu ya da büyük bir projeyi tamamlamak elbette gurur verici. O projelerin arkasında büyük emek, büyük sorumluluk var. Ama yıllar geçtikçe insanın gurur duyduğu şeyler de değişiyor.

Bugün geriye dönüp baktığımda, bir hemşehrimin evine ekmek götürmesine vesile olmuş olmak bana çok daha farklı bir mutluluk veriyor.

Çalıştığımız projelerde nice genç arkadaşımız meslek öğrendi. Operatör oldu, formen oldu, mühendislik tecrübesini güçlendirdi. Bazıları bugün kendi işini kurdu, bazıları çocuklarını üniversitede okutuyor.

Bunları gördükçe şunu anlıyorum; yaptığınız yolların da bir ömrü var, binaların da... Ama bir insanın hayatında bıraktığınız iz çok daha uzun yaşıyor.

Yıllar sonra karşılaşıp "Sizin yanınızda çalışmıştım" diyen insanların gözündeki samimiyet, bugüne kadar aldığım bütün plaketlerden daha değerlidir.

İşte insan, yıllar sonra geriye baktığında yaptığı binaları değil, dokunduğu hayatları hatırlıyor.

BABADAN KALAN EN BÜYÜK MİRAS: GÜVEN VE SORUMLULUK

Rahmetli babanızın bir konuşmasında, ailenin yükünü büyük ölçüde sizin omuzladığınızı ifade ettiği sözleri vardı. O cümleleri duyduğunuzda neler hissetmiştiniz?

Babam Hacı Selim Budan'ın o sözleri benim için büyük bir onurdu ama aynı zamanda ağır bir sorumluluktu.

Hayatta en değer verdiğiniz insanın size güven duyduğunu bilmek tarifsiz bir duygudur. O konuşmayı dinlerken aklımdan geçen ilk şey, "Allah beni mahcup etmesin." oldu.

Ben hiçbir zaman bunu bir yük olarak görmedim. Ailem için çalışmayı, mücadele etmeyi, bir arada durmayı ve onların duasını almayı en büyük kazancım olarak gördüm.

Babam bana sadece çalışmayı değil, dürüstlüğü, verilen sözün arkasında durmayı ve insanlara karşı sorumluluk taşımayı öğütledi, öğretti. Bugün dönüp baktığımda, bana bıraktığı en büyük mirasın bu değerler olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca aile olmak sadece kan bağıyla değil, sadakatle de olur. Bu anlayışla baktığınızda bizim ailemiz bugün binlerce kişiye uzanıyor.

 

VEFANIN ADI: EĞİTİM VE İNSAN YETİŞTİRMEK

Anne ve babanız adına yaptırdığınız okul aslında sadece bir bina değil; vefanın ve minnet duygusunun kalıcı bir sembolü. Bu projeye karar verirken sizi en çok etkileyen duygu neydi?

Anne ve babam bana çalışmayı, dürüstlüğü ve insanlara faydalı olmayı öğretti. Ben de onların isimlerini yaşatmanın en güzel yolunun eğitime katkı sunmak olduğuna inandım.

Bir bina elbette yapılır. Ama o okuldan yetişecek çocuklar geleceğe yön verecek. Belki yıllar sonra içlerinden biri doktor olacak, biri öğretmen olacak, biri mühendis olacak. Belki de bir gün biri çıkıp, "Bu okul sayesinde hayatım değişti." diyecek.

İşte benim için en büyük mutluluk o cümleyi duymaktır.

Sadece okul da değil... Deprem bölgesinde onların adını taşıyan 20 konut yapıldı. Yüzlerce öğrenci bugün onların adına burs alıyor. Bütün bunlar benim için bir yardım değil; anne ve babama duyduğum vefanın küçük bir ifadesidir.

KAZAKİSTAN'DAN TÜRKİYE'YE UZANAN GÖNÜL KÖPRÜSÜ

Yıllardır Kazakistan'da yaşıyor ve çalışıyorsunuz. İlk gittiğiniz dönemdeki Kazakistan ile bugünkü Kazakistan arasında sizi en çok etkileyen değişim ne oldu?

İlk gittiğim yıllarda gelişmekte olan genç bir ülke vardı. Bugün ise altyapısı, şehirleşmesi ve yatırım ortamıyla bölgenin en güçlü ekonomilerinden biri hâline geldi.

Bu değişimin içinde yer almak ve birçok projeye katkı sunmak benim için ayrı bir gurur kaynağı oldu.

Kazakistan bana sadece iş hayatında yeni kapılar açmadı. Aynı zamanda ikinci bir vatan kazandırdı. Orada yıllar içinde kurduğumuz dostluklar, edindiğimiz tecrübeler ve ortak başarılar hayatımın önemli bir parçası hâline geldi.

 

Türkiye ile Kazakistan arasındaki ilişkiler son yıllarda farklı bir noktaya geldi. Hem iş insanı hem de fahri konsolos olarak baktığınızda, iki ülkenin birbirinden hâlâ yeterince keşfedemediği yönler var mı?

Kesinlikle var. İki ülke sadece dost değil; ortak tarih, ortak kültür ve güçlü gönül bağlarına sahip kardeş ülkelerdir.

Ticaret, sanayi, tarım, eğitim ve teknoloji alanlarında çok daha büyük iş birlikleri kurulabilir. Ben yıllardır iki ülke arasında bir köprü olmaya çalışıyorum.

İnanıyorum ki önümüzdeki yıllarda bu ilişkiler çok daha güçlü bir seviyeye ulaşacak. Çünkü iki ülkenin birbirine vereceği çok şey var.

"İNSANLAR ÖNCE PROJENİZE DEĞİL, SİZE İNANIR"

Yurt dışında yaşayan birçok Bingöllü genç sizi bir başarı hikâyesi olarak görüyor. Siz kendi hayatınıza baktığınızda başarınızın arkasındaki en belirleyici unsur neydi?

Başarıyı üç kelimeyle anlatacak olsam; çalışmak, inanmak ve kararlı olmak derim.

Hiçbir zaman kolay yolu seçmedim. Sabrettim, dürüst oldum ve verdiğim sözün arkasında durdum. Çünkü hayat bana şunu öğretti: İnsanlar sizin ne söylediğinizi zamanla unutabilir ama verdiğiniz güveni unutmaz.

Bugün insanlar yürüttüğümüz projeleri görüyor. Oysa o projelerin arkasında yıllarca süren emek, alınan riskler, bazen uykusuz geçen geceler ve kimsenin bilmediği zorlu mücadeleler var. Özellikle iş hayatında zor dönemler de yaşadık. Ama hiçbir zaman "Vazgeçelim." demedik. Her sıkıntıyı yeni bir başlangıcın parçası olarak gördük.

Hayatta güven kazanmak, para kazanmaktan çok daha zordur. Ama güveni kazandığınızda başarı zaten arkasından geliyor. Dünyanın farklı ülkelerinde bunu defalarca gördüm. İnsanlar önce projenize değil, size inanıyor. Siz güven veriyorsanız, birlikte yol yürümek isteyen insanlar da çoğalıyor.

Ben gençlere her zaman şunu söylüyorum: Hayal kurun. Ama o hayali gerçekleştirecek kadar da emek verin. Çünkü emek verilmeden kurulan hayaller, sadece hayal olarak kalır.

Bir de şunu hiç unutmasınlar; başarı, herkesten daha zeki olmakla değil, düştüğünüzde yeniden ayağa kalkabilmekle ilgilidir. Bazen insanı hedefe ulaştıran şey attığı ilk adım değil, vazgeçmediği son adımdır.

 

"EN BÜYÜK ESER BETON DEĞİL, İNSANDIR"

Bugün Ahmet Budan'ın sahip olduğu makamları, şirketleri ve unvanları bir kenara bıraksak... Yıllar sonra insanlar sizin adınızı duyduğunda hangi özelliğinizle hatırlanmak isterdiniz?

İnsan ömrü boyunca bir şeyler inşa etmeye çalışıyor. Kimi bina yapıyor, kimi yol yapıyor, kimi fabrika kuruyor... Ama zaman bana şunu öğretti; geride bırakılan en büyük eser beton değil, insandır.

Yaptığınız bir bina yıllar sonra yenilenebilir, bir yolun güzergâhı değişebilir. Ama eğitimine katkı sunduğunuz, elinden tuttuğunuz ya da iş sahibi olmasına vesile olduğunuz bir insan, sizden sonra da yaşamaya devam eder. Asıl kalıcı yatırımın insana yapılan yatırım olduğuna inanıyorum.

Hayatım boyunca imkânım olduğu ölçüde insanların hayatına dokunmaya çalıştım. Çünkü bana göre gerçek başarı, sadece kendinizin yükselmesi değil; yükselirken başkalarının da elinden tutabilmektir.

Makamlar gelir geçer. Şirketler büyür, küçülür. Ticarette inişler de olur çıkışlar da... Ama insanlara bıraktığınız güven, itibar ve güzel hatıralar kolay oluşmuyor. Ben hayatım boyunca en çok bunları korumaya gayret ettim.

Eğer bir gün ismim anıldığında; "İyi bir insandı. Memleketini unutmadı. İmkânı olduğunda insanların elinden tuttu." denirse, benim için bundan daha büyük bir miras olamaz.

Çünkü bizim kültürümüzde en büyük servet, banka hesaplarında biriken para değil; insanların gönlünde bırakabildiğiniz izdir. İnsan öldüğünde malı mülkü geride kalır ama adı, yaptığı iyilikler ve ardından edilen hayır duaları yaşamaya devam eder.

Ben de ardımdan büyük eserler konuşulsun diye değil, bir Fatiha okunsun, birkaç hayır duası edilsin diye yaşamanın daha kıymetli olduğuna inanıyorum. Bana göre insanın gerçek zenginliği de, gerçek mirası da budur.

"GELECEK KENDİLİĞİNDEN KURULMAZ; PLANLANARAK İNŞA EDİLİR"

Uzun yıllardır farklı ülkelerde yaşıyor, yatırım yapıyor ve şehirlerin gelişimine yakından tanıklık ediyorsunuz. Tüm bu tecrübeleriniz ışığında, sizce genelde Türkiye'nin, özelde Bingöl'ün geleceğini şekillendirecek en önemli öncelikler neler olmalı?

Yıllardır farklı ülkelerde yaşıyor, çalışıyor ve yatırım yapıyorum. Gördüğüm en önemli gerçek şu; gelişmiş ülkeleri gelişmiş yapan şey sadece ekonomi değil, planlama kültürüdür.

Biz bazen beş yılı planlıyoruz. Oysa güçlü devletler elli yıl sonrasını planlıyor. Çünkü biliyorlar ki, gelecek kendiliğinden kurulmaz; bugünden doğru adımlar atılarak inşa edilir.

Ben bir mühendisim. Mesleğimiz bize işe başlamadan önce zemini incelemeyi öğretir. Sağlam bir temel olmadan yapılan hiçbir yapı uzun ömürlü olmaz. Aslında bu kural sadece binalar için değil; şehirler, kurumlar ve toplumlar için de geçerlidir. Sağlam bir gelecek de sağlam temeller üzerine kurulabilir.

Bu nedenle kalkınmayı sadece ekonomik büyüme olarak görmüyorum. Eğitim, üretim, bilim, hukuk güvenliği, çevre bilinci ve sosyal dayanışma birbirini tamamlayan unsurlardır. Bunlardan biri eksik olduğunda gerçek anlamda sürdürülebilir bir kalkınmadan söz etmek zorlaşır.

Deprem gerçeği de bu bakış açısının önemli bir parçasıdır. Coğrafyamızın bize yüklediği sorumlulukları dikkate alarak şehirlerimizi güvenliği önceleyen bir anlayışla planlamak gerektiğine inanıyorum. Çünkü tedbir almak, bedel ödemekten her zaman daha kıymetlidir.

Yurt dışında dikkatimi çeken bir başka konu ise şu oldu: Güçlü şehirler, sadece bugünü yaşayan insanlar için değil; çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler de düşünülerek tasarlanıyor. Bir toplumun medeniyet seviyesi, en güçlü insanına değil; en kırılgan insanına sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür. Bu bakış açısı beni her zaman etkilemiştir.

Benim hayalim, Bingöl'ün de potansiyelini en iyi şekilde değerlendiren; eğitimiyle, üretimiyle, güven veren şehir yapısıyla ve yetiştirdiği insanlarla örnek gösterilen şehirlerden biri olmasıdır. Çünkü inanıyorum ki, şehirleri asıl büyüten yüksek binalar değil, büyük hedeflerdir.

Sporla olan yakın ilişkinizi biliyoruz. Bu bakımdan, Son olarak da şehrin simgesine değinelim istiyoruz.  12 Bingölspor'da yaşanan yönetim belirsizliği, yeni başkan Menaf Yiğit ve oluşturulacak yeni yönetimle birlikte sona erdi. Uzun yıllardır kulübe destek veren bir iş insanı olarak bu yeni dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle yeni başkanımız Sayın Menaf Yiğit'i ve birlikte görev alacak yönetim kurulunu yürekten tebrik ediyorum. Böyle zor ve büyük sorumluluk gerektiren bir göreve talip olmak her şeyden önce cesaret ve memleket sevgisi ister. Kendilerine başarılar diliyorum.

Aynı şekilde bugüne kadar büyük emek veren önceki başkanımız Sayın M.Engin Özturan ve yönetim kuruluna da teşekkür etmek gerektiğine inanıyorum. Bir spor kulübünü yaşatmak kolay değil. Zamanını, emeğini ve imkânlarını bu şehir için ortaya koyan herkese Bingöl adına teşekkür borcumuz var.

Doğrusunu söylemek gerekirse, yönetim konusunda yaşanan belirsizliğin sona ermiş olmasını memnuniyetle karşıladım. Çünkü 12 Bingölspor, sadece bir futbol kulübü değildir. O, Bingöl'ün ortak heyecanı, ortak sevinci ve ortak değeridir. Böyle bir değerin sahipsiz kalması hiçbir Bingöllünün arzu edeceği bir durum değildir.

Ben bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da imkânlarım ölçüsünde kulübümüzün yanında olmaya devam edeceğim. Çünkü bu takım bir kişinin, bir yönetimin ya da belli bir kesimin değil; hepimizin takımıdır.

Bu noktada sadece yönetime değil, iş insanlarımıza, esnafımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza ve tüm hemşehrilerimize de önemli görevler düşüyor. Başarı ancak ortak sahiplenmeyle gelir. Eğer 12Bingölspor'u gerçekten şehrimizin markası olarak görmek istiyorsak, herkes elini taşın altına koymalı.

İnanıyorum ki birlik ve dayanışma ruhu korunursa, 12 Bingölspor yeniden başarılarıyla konuşulan, Bingöl'e gurur yaşatan bir kulüp olmaya devam edecektir. Ben de her zaman bu ortak hedefin yanında olacağım.

 

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119600)
26 Temmuz 2026 Pazar 19:37
Sadece Bongollun degerı degıl tüm turkıyenın degerı vızyonuyla bu adamın degerını bılmemız lazım .keske Bıngol e vekıl olsa
26.07.2026
17:18
TOKİ`den konut değil dert sahibi oldular!
TOKİ'den konut değil dert sahibi oldular!
Bingöl Esentepe Mahallesi Şeyh Ahmet Mevkii'nde inşa edilen 800 TOKİ konutunda anahtar teslim süreci yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Yaklaşık 14 aydır hem kira hem taksit ödeyen hak sahipleri; teslim öncesi talep edilen KDV, Halkbank üzerinden sigorta yaptırma zorunluluğu iddiası, ek maliyetler ve dairelerdeki kalite sorunlarına tepki göstererek, 'Sosyal konutun sosyal yönü kalmadı' dedi.
26.07.2026
17:13
Kiğı`da Siyanürlü Madenciliğe Karşı Buluşma Çağrısı
Kiğı'da Siyanürlü Madenciliğe Karşı Buluşma Çağrısı
Çevre örgütleri ve doğa savunucuları, 6 Ağustos'ta Bingöl'ün Kiğı İlçesi'nde düzenlenecek yürüyüş ve basın açıklamasıyla siyanürlü madenciliğe karşı ses yükseltecek.
26.07.2026
17:01
Filenin Bingöllü Sultanları Türkiye Finallerinde!
Filenin Bingöllü Sultanları Türkiye Finallerinde!
Anadolu Yıldızlar Ligi (ANALİG) yarı finallerini namağlup lider tamamlayan Bingöl Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Kulübü Kız Voleybol Takımı, kızlar voleybolunda Türkiye Finalleri'ne yükselen ilk takım olarak spor tarihine geçti.
26.07.2026
16:50
İnternetten Alışverişte Yeni Dönem 1 Ağustos`ta Başlıyor
İnternetten Alışverişte Yeni Dönem 1 Ağustos'ta Başlıyor
E-ticarette tüketiciyi korumaya yönelik yeni düzenlemeler 1 Ağustos itibarıyla yürürlüğe girecek. Yapay zekâ ile hazırlanan reklamlardan influencer paylaşımlarına, indirim kampanyalarından ürün yorumlarına kadar birçok alanda yeni kurallar uygulanacak.
26.07.2026
01:29
12Bingölspor`un yeni başkanı Menaf Yiğit oldu
12Bingölspor'un yeni başkanı Menaf Yiğit oldu
12 Bingölspor'da beklenen karar Ankara'da yapılan istişare toplantısıyla netleşti. Kulübün yeni başkanı Menaf Yiğit olurken, Yiğit ilk açıklamasını Bingöl Online'a yaptı. 'Takım bizim değil, Bingöl'ündür' diyen Yiğit, tüm şehri kulübe sahip çıkmaya davet etti.
26.07.2026
01:28
DEM Partili Kaya`dan İl Özel İdaresi`nin Arsa Satışına Tepki!
DEM Partili Kaya'dan İl Özel İdaresi'nin Arsa Satışına Tepki!
DEM Parti Bingöl İl Genel Meclis Üyesi Aydın Kaya, İl Özel İdaresi'nin Recep Tayyip Erdoğan Mahallesi'nde bulunan 3 bin 164 metrekarelik arsayı ihaleyle satışa çıkarmasına tepki gösterdi. Kaya, satış bedeli ve ihale sürecine ilişkin çeşitli iddiaları gündeme getirerek kamuoyuna açıklama yapılmasını istedi.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın