+ - PEYGAMBER EFENDİMİZ KUR'AN'I KUTSAL KİTAPLARDAN MI KOPYALADI?
  Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
29 Kasım 2022 Salı
5 °C Bulutlu ve güneşli
Bünyamin Bayram
binbay12@hotmail.com

PEYGAMBER EFENDİMİZ KUR'AN'I KUTSAL KİTAPLARDAN MI KOPYALADI?

24 ARALIK 2021 CUMA 17:40
13
3900
6
AA aa

Bildiğiniz gibi Peygamberimizin en büyük mucizesi, kendi tabiriyle Kur'an'ı Kerimdir. Bir çok benzer ayette, “eğer kulumuza indirdiğimizden şüphe ediyorsanız, hadi bir benzerini, mislini getiriniz, samimi iseniz bilginlerinizden de yardım alınız” (Bakara, 23) şeklinde meydan okuyarak, Kur'an'ın bir beşer kelamı olamayacağını vurgular.

Bugüne kadar düşmanlar bir benzerini yapamadı. Müminler de binlerce tefsir yazdılar, hiç biri Kur'an'ın icazına (taklit edilemezliği) yetişemedi. Hatta peygamberimizin irfan ve hikmet içerikli hadislerine bakıldığında da Kur'an ayetleriyle farkı hemen anlaşılır.

Kur'an bir çok yönüyle mucizevidir. Ben bugün Kur'an'ın geçmişte yaşanan olaylar hakkında verdiği bilgiler bakımından mucizevi yönü üzerinde kısaca duracağım.

Kur'an'ın önemli bir kısmı, geçmişte yaşanan gaybi (bizce bilinmeyen) olaylar ile ibretli ve hikmet içerikli peygamber kıssalarından(yaşantılarından)  oluşur. Kur'an'da geçen bu kıssaların bir kısmı, benzer ve farklı yönleriyle Tevrat ve İncil'de ve birçok dini metinlerde de geçmektedir.

Kur'an'da Adem peygamberden tutun da Hz. Musa ve Hz. İsa'ya kadar 25 civarında peygamberin hayatı ve yaşadıkları olaylar yanında, birçok diğer meşhur kişiler ve kavimler hakkında da bilgiler geçmektedir. Herhangi bir kişinin Kur'an'da geçen bu konularda bilgi verebilmesi için, tüm dinleri çok iyi bilen bir filozof veya bilgin kadar ciddi bir bilgi birikimine sahip olması gerekmektedir. Bir filozof olsa bile Kur'an'da geçen bazı olaylar, başka hiçbir kaynakta geçmediği için yine bilemezdi.

Peygamber döneminde olduğu gibi bugün de inançsız bir kısım insanlar; Kur'an'da geçen bu kıssaların Hz. Peygamber tarafından diğer kitaplardan alındığı, kıssaları çeşitli din adamlarından öğrendiği ve eskilerin masalları olduğunu iddia edebilmişlerdir.

Evet, Kur'an'da geçen kıssalar ile  diğer Kutsal kitaplarda geçen kıssaların temel içeriğinde büyük benzerlikler var!.. Ama Kur'an'da kıssalar akla ve vicdana uygun, hikmet ve irfan dolu bir içerikte ele alınır. Diğer kitaplar, tahrif (zamanla değişime uğrama)edildiği için birçok yanlışlıklar ve çelişkilerler bulunmaktadır. Kur'an bu yanlışlara yer vermez, birçok yanlışı da düzeltir, bir çok konuda hiçbir kaynakta olmayan yepyeni bilgi verir.

Örneğin: Kur'an'da Yusuf suresi ile Tevratta'ki Yusuf kıssası arasında benzerlik var. Yakup peygamberin on iki oğlundan biri olması, gördüğü rüya, kardeşleri tarafından kuyuya atılması, köle olarak saraya gelmesi, vezir olması, en son ailesine kavuşması gibi. Tevratta bunlar çok detaylı ve bir peygambere uygun olmayan tarzda, bir sultan gibi ve dünyevilik boyutuyla bir hikaye gibi ele alınır. Kur'an ise olayları ilahi bir kitaba uygun anlatır. İnternete girip karşılaştırma yapabilirsiniz.

Yusuf'un gördüğü rüyada Güneş, ay ve onbir gezegen kendisine secde eder, Kur'an'da kıssanın sonunda, Hz. Yusuf'un anne-babası ve onbir kardeşi Mısır Sarayında ona saygı taziminde bulunurlar. Böylece Kur'an Yusuf'un gördüğü rüyayı doğrular. Tevratta ise rüyanın doğru çıktığı anlatılmaz, adeta bunu unutmuşlar. Kur'an'da rüyanın gerçekleşmesi çok muhteşem bir mucizedir!..

 Örnek: Adem kıssasında, Yasak meyve ile ilgili Tevrat ta şöyle geçiyor Tekvin 3, “Ama Tanrı bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın yoksa ölürsünüz” dedi. Devamında, “Yılan kesinlikle ölmezsiniz” dedi. Çünkü Tanrı biliyor ki o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız” Şeytan yılan şeklinde geliyor ve Havva annemize anlatıyor. Kıssanın sonunda yiyorlar ve ölmüyorlar, şeytan haklı çıkıyor. Haşa Allah yalan söylüyor.

Taha,20' de, “Şeytan ona vesvese verdi: “Ey Adem, (yediğin takdirde ebedileşeceğin) ebediyet ağacını ve tükenmeyecek mülkü göstereyim mi?” dedi. Araf suresi 21.ayette, “şüphesiz ki ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim diye ikisine yemin etti”  der. Adem kıssası ile ilgili başka yerlerde, Adem ile Havva yasak meyveden yememelerini söyler, onlar yerler, edep yerleri görünür,  pişman olurlar ve cennetten dünyaya gönderilirler. Olayların sonucunda Kur'an'da Allah doğru söylüyor, Şeytan yalancı çıkıyor.

Arada korkunç fark var.

Eğer peygamberimiz onu Tevrattan veya Yahudilerden öğrendiyse onun da onlar gibi anlatması ve aynı hataya düşmesi gerekirdi. Tarihi bir olayı Tevrat gibi kabul görmüş bir kitaba aykırı anlatmak kolay değildir. Size direk karşı çıkarlar ve delilin nedir derler. Haşa peygamber toplumu kandırmak isteseydi böyle bir riski almazdı, aynı bilgileri tekrarlardı.

Aynı kıssada şeytan cennete yılan kılığında girer, havva annemizi kandırır, o da Adem peygamberi, böylece kadın kandıran bir figür olur ve lanetlidir. Hiristiyanlıkta da aynı kısa benzerdir. Bu nedenle batıda cadı avında en çok kadınlar öldürülmüştür. Kadın erkeği saptıran kötü varlıktır…

Kuran tam tersi kadına böyle bir rol vermez, Bakara 36. Ayette “Şeytan o ağaç yüzünden ikisinin de ayağını cennetten kaydırdı ve içinde bulundukları nimetten onları ayırdı” der.

İkisini de şeytan kandırdı. Fetabe aleyhi yani Adem tövbe etti der. Bu şu demektir Adem de suça ortaktır. Tevratan bu yoktur. Peygamberimiz bunu kendiliğinden ve hangi bilgiye dayanarak söyleyebilir ki. Bu bilgiyi duyabileceği veya öğrenebileceği bir kaynak da yoktur. Ayrıca Kur'an, ilk defa  o güne kadar anlatılmamış hususlara yer veriyor…

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, hem de her kıssa ve konuda yapılabilir.

İncil'e baktığınızda Hz. İsa ve Meryem'in nasıl ilahlaştırıldığı görürsünüz. Tevrat ve açıklamalarına bakıldığında Yahudi kavminin nasıl ayrıcalıklı kılındığını, peygamberler eliyle, kendinden olmayan insanları öldürmeyi, hile ve ahlaksızlığın meşrulaştığını görürsünüz. Tevrat'ta kızları Nuh'a içki verir ve birleşirler nesillerini devam ettirirler. Davut kumandanın eşine aşık olur, Onu savaşta tehlikeli yerde görevlendirir ve ölmesini sağlar böylece onun dul eşini alır. Hz. Süleyman diğer topluluklara hoşgörüyle baktığı için Onu putperestlikle suçlarlar. Bunlar gibi İlahi kitaba yakışmayan yüzlerce saçmalık ve tahrifat var.

Ama Kur'an öyle mi? Hz. Süleyanın zenginliğine rağmen çok şükür eden bir kul olduğu, yeryüzünde adeleti hakim kılmaya çalıştığı, Hz.Davut'un takva ve güzel ses sahibi olduğu, Hz. Nuh'un büyük mücadelesini anlatılır. Bu karşılaştırmaları anlatmaya kalksak kitaplar yetmez…

Gördüğünüz gibi kıssalar benzer ama arada uçurumlar var…

Örnek: Firavun ve Musa kıssasında, Hz. Musa Alemlerin Rabbin'den bahsedince, Fravun, yardımcısı Haman'a, bana bir kule yap çıkıp bakayım Musa'nın dediği gibi Allah yukarıda mıdır? Emreder. Haman kavramı hiçbir kaynakta geçmez. Bundan iki asır önce Hiyeroglif yazı öğrenildikten sonra, Mısır Piramitlerinde yapılan çalışmalarda Haman adına rastlanır. Haman'ın Firavun'un inşaat ustası olduğu yazılır ve adı bizzat Haman diye geçer. Müthiş bir mucizedir. Ümmi bir peygamber olan Hz. Muhammed bunu nasıl bilibilir ki. O zatın kendinden konuşmadığı, yüce Rabbinden vahiy aldığı çok açık değil mi?.

Peygamberin bu kıssalar değinebilmesi için, Tevrat ve Mezmurları bilmeli, halbuki ilk çeviri peygamberimizden sonra 850 yılında yapılmıştır. İncil biliyor olması lazım. Peygamberimiz zamanında İncil antik Yunanca'dır. Bu İncilini ilk çeviriş 896 yılında yapıldı. Bir de Hıristiyanlarda şifahi rivayetler var Ashabı Kehf gibi olanlar Süryanice dir.  Adem ile Havvanın Hayatı kitabı Apokrif İncilden  eski Slavcası var.  Bu bilgilerin Mısır dili kıptice olanları da var. Babil Talmutu ve mişnayı bilmesi gerekiyor. Peygamberimiz bütün bu dilleri ve kaynakları ve anlatıları bilmesi gerekiyordu…

Halbuki, Kur'an'ın bir çok ayetinde, kıssalar anlatılmadan önce bunu sen daha önce bilmiyordun, biz sana anlattık (Yusuf, vb.);  bu gaybi haberleri sen de ve kavmin de bilmiyordunuz, (Hud:49)der. Kuran kıssalarının çoğu Mekki dir. Aynı bölgede yaşayan toplumun bilmediğini peygamber nasıl bilecek. Kuran, Peygamberimizi, Arapları, Yahudileri ve Hiristiyanları aşan bir bilgi içermektedir.

Şeytan sizi şöyle kandırıyorsa aklınızda problem var demektir. Peygamber çok zeki ve akıllıydı, tüm bu bilgileri öğrenip mantıkla değerlendirdi, öylece anlattı. Yani ön hazırlık yaptı. İnsanın bir ön hazırlığı olsa, mutlaka kendini gösterir. Tarihte bakın büyük adamların çocukluğundan itibaren bir çıkışları vardır, hatta birçok peygamberin çocukluğu da müthiştir. Peygamber olmadan önce Hz. Musa sarayda yetişmiş eğitimlidir, Hz. İsa marangozdur, ama Havra'da eğitim almış iyi bir Tevratçı dır.

Ama peygamberimiz çok sade ve normal yaşamıştır. İleride bir peygamber olma iddiasına götürecek, ne bir sosyal ve bireysel faaliyeti, ne bir tahsili ve eğitimi, ne de dini bir anlatımı olmamıştır.O ümmi bir peygamberdir. Mekke'de mektep ve medrese olmadığı için Peygamberimiz herhangi bir dini eğitim alamamıştır. Onlarca ayet peygamberin ümmi olduğunu söyler.Kur'ân-ı Kerîm'de açıkça bildirildiği üzere, Peygamberimiz (a.s.) ümmî olduğu gibi Arap kavmi de ümmiydi. Araf, 157. Ayette ehli kitaba, “…o ümmi peygambere uyun….” Der. Cuma, 2.ayet: “Ümmîlere kendi içlerinden, onlara âyetlerini okuyacak, onları arındıracak, onlara kitabı ve hikmeti öğretecek bir elçi gönderen O'dur. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.

Bunu, Peygamberimiz (a.s.) da:"Biz ümmî bir cemaatız. Ne yazı yazarız, ne de hesap biliriz!" buyurarak açıklamışlardır. Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 2, s. 52, Buhârî, Sahih, c. 2, s. 220,

Kaynaklar, Mekke'de okuma yazma bilen sayısının 10-15 kişi arasında olduğunu belirtirler. Ümmi kavramı okuma yazma bilmeme anlamı yanında, dini konularda bilgi sahibi ve ehl-i kitap (Tevrat ve İncil gibi kutsal kitap sahibi) olmama anlamına gelmektedir. Çünkü Mekkeliler putlara tapan müşrik bir toplumdu.

Peygamberimiz (a.s.)ın aralarında doğup büyümüş olduğu müşrik hemşehrilerine, akrabalarına karşı, Yüce Allah tarafından "De ki: 'Ben, ondan (Kur'ân'dan) önce, aranızda bir ömür durmuştum! Siz hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?” (Yunus, 16) buyurularak, onun aniden ortaya çıktığını ve Mekkeli'lerin Onu iyi tanıdığını göstermektedir.

O samimi, sadık, masum ve ümmi nebiye binlerce Salat ve Selam olsun…

Sevgi ve saygılarımla…

 

Bünyamin Bayram

Eğitimci-Yazar

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_88324)
06 Ocak 2022 Perşembe 23:43
Sayın Bayram Bey siz Eğitimci bir insansınız bence daha iyi bir başlik atabilirsiniz, öğretmensiz ve yıllarca eğitim camiasının içinde çok öğrenci yetiştirdiniz, selamlar
Beğendim (3) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_88343)
07 Ocak 2022 Cuma 14:10
@Misafir Kullanıcı Teşekkürler,
Beğendim (1) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_88273)
05 Ocak 2022 Çarşamba 14:38
Başlik tamamen yanliş ve hiç uymamiş hoş bir şey değil. Lütfen başlik atarken dikatli olun ve kafa kariştirmayin.
Beğendim (2) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_88293)
06 Ocak 2022 Perşembe 08:24
@Misafir Kullanıcı Teşekkür ederim
Beğendim (1) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_88249)
04 Ocak 2022 Salı 13:29
ÖRNEKLERLE ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ GÜNÜMÜZÜN EN BÜYÜK PROBLEMİ OLAN DEİZM'E YÖNELENGENÇLİĞİ BİRAZDA OLSA DÜŞÜNDÜRECEK BELKİ ARAŞTIRMAYA SEVKEDECEK GÜZEL BİR YAZI KATKI SUNACAĞINA İNANIYORUM.
Beğendim (5) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_88099)
30 Aralık 2021 Perşembe 12:26
Attığınız başlıktan günah kazanmaya baslamissiniz .. Dervişin fikri neyse zikri de odur vesselam .
Beğendim (3) Beğenmedim (4)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_88163)
01 Ocak 2022 Cumartesi 02:25
@Misafir Kullanıcı Eleştiriniz için teşekkür ederim, başlığı iyi seçmiş sayılmam, yazının amacı peygamberin ve Kur'an'ın mucizeleriğini vurgulamaktı, içeriğine bir itirazınız varsa duymak isterim.
Beğendim (3) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_88087)
29 Aralık 2021 Çarşamba 21:08
Bir öneri: Sayın yazar, Bingöl'de yaşayan her müslüman Kuran'ın kutsal kitaplardan kopyalanmadığını bilir. Kanaatimce bu yazıdan ziyade Kuran ahlakı, Kuran'da hak, adalet ve zülüm gibi konuları yazmanız daha müstefad olur.
Beğendim (4) Beğenmedim (3)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_88112)
30 Aralık 2021 Perşembe 17:14
@Misafir Kullanıcı Elbette belirttiğiniz konulara yer vermek gerekiyor. Ancak Bingöl'de herkesin Kur'an'ın kopyalanmadığına inandığı görüşünüze katılmıyorum. Ayrıca yazımda dolaylı bir biçimde peygamberin sadık bir Nebi olduğunu, Kur'an'ın da hak kelamullah olduğunu anlatmaya da çalıştım. Selamlar
Beğendim (1) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_88027)
25 Aralık 2021 Cumartesi 21:36
Çok akıcı bir şekilde yazılmış İncil Tevrat ve benzeri dini kaynaklar referans alınmış güzel bir bakış açısı ile izah edilmiş... Tebrikler Hocam
Beğendim (9) Beğenmedim (1)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın