+ - ÇOCUKLARA KARŞI DAVRANIŞLARIMIZDA MODERN EĞİTİM VE DİNİN BÜTÜNLEŞTİRİLMESİ
  Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
18 Mayıs 2022 Çarşamba
13 °C Çoğunlukla açık
Bünyamin Bayram
binbay12@hotmail.com

ÇOCUKLARA KARŞI DAVRANIŞLARIMIZDA MODERN EĞİTİM VE DİNİN BÜTÜNLEŞTİRİLMESİ

08 ARALIK 2019 PAZAR 18:30
3
2573
5
AA aa

Yaşadığımız dönemin en büyük sorunlarından biri de çocuklara karşı anne-baba ve büyüklerin tutum ve davranışlarında yaşanan çelişkiler ve çıkmazlardır.

Modern dünyanın çocuk ve çocuk eğitimine yönelik tutum ve davranışlarına ilişkin önerdiği anlayış ve bakış açılarıile geleneksel ve dinsel anlayışların, çocuk ve eğitimi üzerinde zemin bulmada yaşanan çelişkiler ve kısmen çatışmalar beraberinde bir farklılığı ve belirsizliği de getirmiştir.

Bugüne kadar kadim geleneğin ve dinlerin çocuklara yönelik davranış biçimlerine ilişkin önerileriyle, çağdaş bilimin ve modern eğitimin prensipleri arasında uyumu ve bütünlüğü sağlamanın yolu elbette akıl ve vicdan ile temel dini amaçlarının  bütünleştirilmesinden elde edilebilir.

Kadim gelenekten tevarüs eden ilke ve kurallardan yararlanılması gerekenler olduğu gibi,artık rakılması gerekenler de vardır.  Burada dini olanlar ile tarihi ve kültürel olanlarınayırd edilmesi önemlidir. Dinin tevhid, ubudiyet ve inanç konularının dışında kalanbir çok uygulamanın tarihsel ve toplumsal durumla ilgili olan kısımlarında önemli olan ise İslam dininin ve peygamber uygulamalarının asıl maksadını yakalayabilmektir.

Bu bakış açısı ile;

Modern eğitimin ve bilimin önerdiklerinin sürekli bir değişim ve yenilik içerdiği gerçeği de dikkate alınarak, ünlü bilim felsefecisi K. Poper'ındediği gibi “mutlak doğru yoktur, doğru yer ve zamana ve bireye göre değişebilir ve yeniden kurulabilir”,

Bilimsel anlayışları;

Bizi tutucu olmaktan kurtaracağı gibi, değişim ve yeniliğin dinamizmiyle sürekli iyiye ve güzele yönelmemezi de sağlayacaktır.

Bu asrın insanları olarak, olaylara düşünsel bakış açıcımızı bu anlayışla geliştirdiğimizde , dinsel ve geleneksel uygulamalardan bu asrın insanlarına ve temel anlayışlarına uygun çıkarımlar yaparak, bilimsel ilkeler ve modern eğitimin önerileriyle bütünlük kurmamız elbette daha kolay ve sağlıklı olacaktır.

Bu kapsamda Hz.Peygamberimizin (a.s.v.) çocuklara yönelik tutum ve davranışlarından  bize açılım sağlayacak iki örnek davranışındna, modern eğitim anlayışımızla uyumlu çıkarımlar yapmaya çalışalım.

Hz. Peygamber Medineye hicret edince kısa bir süreliğine Ebu Eyyübel Ensari hazretlerinin evinde kalır. Bu süre içerisinde insanlar peygamberimizi ziyarete gelir ve bazı hediyeler getiren de olur. Çok değerli büyük bir sahabi olan Enes bin Malik hazretleri 10 yaşlarındadır. Annnesi de onu peygamber hizmetinde bulunsun diye peygamberimize emanet olarak verilir.Peygamberimize annesi tarafından verilen biri olarak anlatıyor Enes b. Malik: Peygamberin yanında yaklaşık 10 yıl kaldım, ah keşke bir gün bana kızsaydı veya kırıcı bir söz söyleseydi. Ben çocuk olduğum için dışarılarda geç saatlere kadar oynardım, gelir beni bulur ve yanıma oturur, biraz benimle o da oynardı, sonrasında hadi eve gidelim derdi ve beni alıp götürürdü, şeklinde peygamberin çocuklara yönelik tutumunu genişçe anlatmıştır.

Şimdi soruyorum çocuklarına kızıp azarlamayan, hatta yumuşak da olsa tokat atmayan var mı?

Çocuğun dünyasına eğilip empati yapmak, onu anladığını ve yaşamına saygı duyguğunu ve dünyasını paylaştığını hissettirmek, onu etkilemede ve yönlendirmede ne kadar önemli olduğunu bu olayda görmekteyiz.

Yine Medine döneminde, çocuğun biri bahçedeki hurma ağaçlarından birini taşlar. Bahçe sahibi çocuğu yakalar ve peygamberimizegetirerek durumu anlatır ve cezalandırılmasını ister. Peygamberimiz “yavrum hurma ağacını neden taşladın?” Diye sorar. Çocuk da,“karnım açtı yemek için taşladım.” Cevabını verir. Peygamberimiz (s.a.s.) “bir daha hurmaları taşlama dibine dökülenlerden ye” buyururlar. Sonra çocuğun başını okşar ve ona dua ederek babasına vererek gönderir.

Bu örneklerden çocuk eğitiminde ve çocuğa karşı takınılacak davranışlarımızda takip edilmesi gereken ilkeler adına önemli mesajlar çıkarabiliriz.

1-Olayda peygamberimiz çocuğa işlediği suçtan dolayı hemen kızmıyor. Yavrum diye hitap ederek şefkat gösteriyor. Çocuklara önce sevgi ve şefkat ile yaklaşmak, onların yanlış davranışlarına karşı hemen kızıp cezalandırmaya gitmemek gerekir. Eğitimde cezanın (yaptırım veya mahrumiyet gibi) da yeri vardır ama bunun zamanlaması çok önemlidir. Önce anlayış, sevgi ve saygıyla başlamak gerekir. Anne-baba ve büyükler ile okullar empati, anlayış ve sevgiyi öğretmeli ve eğitim bu anlayışlar üzerine kurulmalıdır.

2- Çocuğun yanlış davranışına sessiz kalmamalı, onu uyarmalıyız. Ayrıca doğrusunu  dagöstermeliyiz.  Peygamberimiz (s.a.s.) çocuğun yanlış davranışını hoş görüp sessiz kalmıyor. Hurma ağacının taşlanmasının doğru olmadığını dile getiriyor. Ama alternatifini de gösteriyor. Çocuğa, yere düşenleri toplayıp yemesini öneriyor, yani acıkan ve canı hurma çeken çocuğun hurma yemeyi istemesini doğal kabul ediyor, ona bu arzusunu giderecek  yolu gösteriyor. Burada önemli olan karşı alternatifler ve farklı seçenekler sunulması yaklaşımıdır. Alternatif seçenek getirilmediği takdirde çocuk yanlış davranışlarına devam edecektir. Onu yapma bunu etme diyerek cocuğun hareket alanını daraltmak ne kadar etkili olabilir ki. Çocuk bu oynayacak, arkadaşlarıyla didişecek, televizyon izleyecek bir şeyler yemek isteyecek. Çocuğa “Duvarları çizme ama şu kağıdı istediğin kadar çizebilirsin”  “Salonda koşma fakat koridorda koşabilirsin” diyebilmeliyiz. Siz ona zararlı bir film izlemesini veya şiddet içeren oyunlar oynamasını yasaklıyorsanız alternatifini getirmeniz gerekir. Çocuğa daha güzel oyunlar oynama ve filimler izleme fırsatı sunmalısınız.

3.Çocukları dinlemeli ve onların dünyalarına girmeliyiz. Peygamberimiz de önce çocuğu dinliyor ve davranışlarının nedenini anlamaya çalışıyor. Bir anlamda çocuğu adam yerine koyup ona değer veriyor. Çocuklar çoğu defa yaptıkları yanlışı, bilerek yapmazlar. İçlerinden öyle geldiği için davranırlar. Biz büyükler onları büyük bir insan yerine koyarak yargılamaktan kaçınmalıyız. Değer verip adam yerine koymalıyız ama yargılarken çocuk olduğunu düşünerek yarıgılarımızı geliştirmeliyiz. Kesinlikle çocuklarımızı suçlamadan önce dinlemeliyiz.

4. Çocuklarımıza beddua değil dua etmeliyiz. Olayda peygamberimizin çocuğa dua ettiğini görmekteyiz. Peygamberimiz (s.a.v.) anne ve babanın çocuklara yaptıkları samimi duanın kabul edileceğini söyler. Bizim yöremizde anne ve babalar duadan ziyade beddua eder. “bana yaptıklarını çocuğun da sana yapsın” derler. Bu doğru değil. Çünkü dua ederek çocuğa iyi dileklerimizi ve iyilikler düşünmemiz gerektiğini de bir nevi öğütleriz.

5.Çocuklara dokunma da önemlidir. Başı okşanarak sevilen bir çocuk kendisinin sevilip sayıldığını duyumsadığı için öz güven kazanır.Öz güveni olmayan bir çocuk topluma bir şeyler veremez. Sözsüz iletişim dediğimiz dokunma insanlar arası iletişimde de önemlidir. Arkadaşınızın elini tutup konuştuğunuzda veya elinizi omzuna hafiften dokunarak konuşmaya başladığınızda daha etkili bir iletişim ortamının oluştuğunu hepimiz biliyoruz.Bu çocuk için de söz konusudur.Örnekte peygamberimizin Enes'in yanında oturması ve onun dünyasına girmesi gibi. Peygamberimiz yukarıda anlatılan olayda çocuğun başına elini koyarak dua ederek dokunması gibi.

Düşünün sınıfta öğretmen yanınıza yaklaşsa ve elini sırtınıza hafiften bir dokundurarak sizi sevdiğini gösterse ne kadar hoşunuza gidecektir. Benimsenip kabul edildiğinizi anlayacaksınız. Çocuklarımızla şakalaşıp oynamalıyız. Kucaklamalı ve sevmeliyiz. Peygamberimiz (s.a.s.) torunlarıyla şakalaşır oynar torunları olan Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin  O nun sırtına ve omuzlarına çıkar öyle oynarlardı. Peygamberimiz bundan çok hoşlanırdı. Hatta namazda bile onun sırtına çıktıkları halde incitmeden namazı sürdürdüğünü biliyoruz.

Sadece kendi çocuklarımızı değil bütün çocukları sevmeliyiz. Sadece kendi çocuklarımıza değil bütün çocuklara güzel davranmalıyız. Onları adam yerine koyarak öyle davranmalıyız.

Çocuk eğitiminde önemli olan bir anektotla bitirelim. İbn-i Haldün'e soruyorlar çocuklarımızı nasıl eğitelim. O da “siz kendinizi eğitin yeter” diyerek büyük bir gerçeğe dikkat çekmiştir.

Sevgi ve saygılarımla…

Bünyamin Bayram

Maarif Müfettişi

Eğitim ve Dentim Uzmanı

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_56542)
18 Mart 2020 Çarşamba 16:52
Bahçedeki hurma ağacını taşlayan çocuk Rafi Bin Amr'dır.Gerçekten çok enteresan bir olay günümüz eğitim metodu açısından.Zevkle okudum tebrik ederim.Selamlar.
Beğendim (0) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_53621)
20 Aralık 2019 Cuma 09:51
Kaleminize Yüreğinize Sağlık Hocam. Çocuk eğitimi konusunda yapmış olduğunuz çok faydalı bir çalışma, Teşekkürler.
Beğendim (1) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_53729)
23 Aralık 2019 Pazartesi 22:12
@Misafir Kullanıcı Teşekkür ederim, selamlar
Beğendim (0) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_53409)
11 Aralık 2019 Çarşamba 19:11
Eline sağlık değerli hocam
Beğendim (1) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_53436)
12 Aralık 2019 Perşembe 22:56
@Misafir Kullanıcı Teşekkür ederim selamlar
Beğendim (0) Beğenmedim (0)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın