Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
16 Ekim 2021 Cumartesi
8 °C Güneşli
Bünyamin Bayram
binbay12@hotmail.com

AFGANİSTAN CİHADI, TALİBAN VE ŞERİAT

21 EYLÜL 2021 SALI 17:00
7
1310
4
AA aa

Kısa bir özet:

İşgal, savaş, kan ve göz yaşının yüzyılı  aşkın bir süredir dinmediği coğrafyanın adıdır Afganistan… 1850'lerden sonra İngiliz işgal ve sömürgesine maruz kalmış,(Hindistan, Pakistan ve Afganistan bir kırallıktı) sömürgeye karşı yürütülen cihat ve mücadele sonrası  1919 yılında Emanullah Han tarafından birleşik kırallıktan bağımsızlığa geçen Afganistan, hala tam bir devlet olamadı. Etnik ve ideolojik iç çatışmalar ve dış müdahaleler bir türlü dinmedi. Ancak son kırk yıllık Afganistan tarihinde yaşananların ayrı bir önemi var. Adeta her şey 1979'da Marksist  Hükümet Başkanı Babrak  Karmal'ın Rusları ülkesine davetiyle başladı. Ruslar 620 bin kişilik bir orduyla Afganistan'a girdiler, ancak Afganistan'ın milli ve mücahit grupların cihat  direnişleri ile karşılaştılar.

Sovyet işgaline karşı yaklaşık 9 yıl süren savaş sonrasında, ABD nin Vietnam'da yaşadığını, Sovyet Rusya'sı  Afganistan'da yaşadı.Ülkesini canlarıyla savunan, cihat düşüncesiyle coşan o toplum karşısında duramayan Ruslar, binlerce yaralı ve  50 bin civarında askerini kaybederek, 1989 sonlarında zelil bir şekilde ülkeyi terketmek zorunda kaldılar. Beyaz saray danışmanı ünlü Brezisinki'nin dediği olmuştu. Çünkü ABD Sovyetlerin işgalini çok önceden öngörmüş ve Afganistan'daki gruplarının işgale karşı direnişlerinde; istihbarat bilgisi veren Pakistan ve finans desteğini sağlayan Suudi Arabistanla birlikte ABD her türlü desteği vermişlerdi. ABD, İslam ve insanlık adına bu desteği veriyor değildi elbette, zengin maden yataklarına sahip ve stratejik önemi olan bu coğrafyayı Sovyetlere kaptıracak değildi…

1989 da Sovyet ordusunun çekilmesi sonrasında, ülkede bir süper gücü yenmenin heyecanı vardı. Sovyet ve batılı kuruluşlar ülkeden çekilmişdi, ama devlet çökmüştü, ülke harabeye dönmüş, eğitim aksamış, eğitimli elit insanlar ülkeden kaçmıştı. Ancak, savaş ağaları ve uyuşturucu baronları silahlı grupları tahrik ederek ve destekleyerek huzur ve nizamın sağlanmasını engellemek için pravakasyon ve iç çatışmaları körüklüyorlardı. Mücahit lider Hikmetyar (Peştumlar), A.Mesut Şah,(Tacikler) Türkiye'nin desteklediği Dostum,(Özbekler) vb. İslamcı ve Milli gruplar arasında hakimiyet ve iktidar mücadelesi başlamıştı. İslam dünyasının acı kaderiydi bu… Bağımsızlık adına, cihat ruhuyla ülken için canını ortaya koy, ama sonrasında kardeşinle savaş…..

Dünyanın en çok uyuşturucu üreten bölgesi olduğu için uyuşturucu baronları da rahat durmuyor, kaosu körüklüyorlardı. Devlet yönetiminde yaşan boşluk nedeniyle vergiyi yolda toplayan, keyfince asayişi sağlayanlar çıkmaya başlamıştı. Maalesef o süreçte mal, can, namus emaneti kalmamış, elinde sadece silah bulunan ve başka bir şey bilmeyen gruplar kalmıştı.

Medreseler ve Taliban

Afganistan, Pakistan ve Hindistan belli bölgelerinde, geleneksel anlamda dini eğitim veren medresler var. 1850'lere kadar dayanan bu medreselere Diyobend medreseleri de deniyordu. Coğrafyada İslam toplumunun dini eğitiminde önemli görevi olan bu medreseler, İngiliz işgali sonrası yasaklanmıştı. Bu nedenle yer altına inen medreseler Diyobend köyünde gizli gizli faaliyetlerine başladıkları için bu köy adıyla da anılır oldular.

Son yıllarda özellikle kırsal kesimde  ve Peştu bölgesinden bu medreselere yönelişler oldu. Bunlar genelde fakir bölge insanları, mevcut eğitim sistemi dışında kalmış ve büyük bir mahrumiyet içinde olan kişilerden oluşmaktaydı. Köylerinin çoğunda elektirik bile yoktu.

ABD, Suudi Arabistan, Pakistan da bu medreselere her türlü desteği veriyordu. Zaten Sovyet İşgaliyle beraber kurulan dini örgütler bu medreselerden hep insan devşirmiştiler…

Bunlar sömürgeyi, dış güçlerin ülkenin başına neler getirdiğini görüyorlardı.

1989'da Sovyetin ülkeyi terketmesiyle birlikte yaşanan iç çatışmalar ve yönetim boşluğunu doldurabilecek bir güç haline geldiler. İşte 1990 ortalarından itibaren Taliban (Talebeler, öğrenciler, medrese öğrecileri) asayişi sağlayan ve güçlenen bir örgüt olarak ön plana çıktı. İç savaşın aktörü olduktan sonra büyüdüler. Güvensizlik nedeniyle güven kazandılar.

Kandahar'ın bir köyünde Molla Muhammet Ömer bir kesim halkın da talepleri sonucunda asayişi sağlama, devlet yönetimini ele geçirme amacıyla, 1994 yılından itibaren bulunduğu bölgelerdeki medreseleri organize etmeye ve silahlı bir güç oluşturmaya başladı.

1996 yılında Kabili ve Devlet yönetimini ele geçirdiler. Kentlilerle problemleri vardı adeta. Kendi dünyalarını kente uyduruyorlar, modern eğitim alan yok gibi, idareyi dolduracak kadroları yok, devlet yönetimini ve uluslararası ilişkileri de bilmiyorlardı.

İslam adına alabildiğince yasaklar getirdiler (sakal, kadın tek başına evden çıkması, yüzün kapalı (burka) olması, kadının şarkı söylemesi, namaz saati iş yeri kapalı, hapis, falaka, din değiştiren öldürülür, oyun, humar, fotoğraf, resim, sinema, müzik aletleri, bilardo, satranç, alkol, heykel, vb. sosyal  yaşamla ilgili ciddi yasaklar getirdiler. BM Raporuna göre yasaklar dolayısıyla binlerce kişi idam edilmiş.

Taliban yaklaşık 5 yıl (1996-2001) iktidarda kaldı. ABD nin destekleyip güçlendirdiği El-Kaide örgütü Talibanla işbirliği içine girmiş, artık ABD ye karşı duruyordu. (bilemiyoruz belki de karşı duruyor görünüyordu). 11 Eylül 2001 de ikiz kuleler yerle bir edilince, sorumlu El Kaide olarak görüldü, ABD başkanı Bush, El  Kaide Lideri Üsame bin Ladi'nin teslim edilmesini istedi. Ancak, Taliban teslim etmeyeceğini bildirince, Afganistan ABD tarafından işgal edildi. Taliban, yönetimi bırakıp çekilmek durumunda kaldı. Ülekede kaos ve göz yaşı bitmiyecekti. ABD işgalini meşrulaştırmak için, 1949'da kurulan NATO nun beşinci maddesi, “bir ülkeye yapılan saldırı tüm diğer ülkelere yapılmış sayılır” maddesi ABD tarafından işletildi, NATO  tarihinde ilk defa yürürlüğe konan bu madde kapsamında ve terörle savaş adı anltında, 50'ye yakın ülke göstermelik de olsa Afganistanda görev aldı. Türkiye, 2002'de asker göndererek burada yer almıştı.

NATO ülkeleri sözde güvenlik adına görev almıştı, özellikle Türkiye'den giden askerimiz, örnek tutumlarıyla Müslüman kardeşlerimizin gönüllerinde yer aldılar. Ancak, güvenlik adına fazlaca yapılacak bir şey de yoktu. ABD, huzur ve güveni sağlama bir tarafa, ülkeyi daha derin bir kan ve göz yaşına itmişti. Keyfi cinayetler, bombalamalar, iç çatışmaları körükleme, uyuşturucu ve savaş baronlarıyla işbirliği, aklınıza ne geliyorsa yapıldı.

Yaklaşık 20 yıl süren işgal sonrasında ABD, yaklaşık 200 bin silahlı askeri olduğu söylenen Talibana bırakarak Afganistan'ı terketmek zorunda kaldı. Afganlar, bağımzılık mücadelesini İngilizlere, Ruslara karşı verdikleri gibi ABD işgaline karşı da vermişti. ABD inanç ve yaşamlarını küçük ve hakir gördüğü bir topluluk  karşısında, süper güç olarak yenilmiş ve zelil olarak ülkeden çıkmak zorunda kalmıştı… Üstelik 300 bin kişilik Afgan ordusu, hiçbir direniş göstermeden ülkeyi Taliban'a bıraktı. Ağustos 2021 tarihinde Taliban, Kabile girdi, Devlet Yönetimini ele geçirerek Afganistan İslam Emirliğini ilan etti…

Taliban ve şeriat

Taliban'ın şeriatı, İslam'ın kendisi değil; kısmen geleneksel din anlayışı, bulunduğu coğrafya, bölgenin sosyal ve siyasal yapısının etkisiyle oluşan; otoriter, katı, şekilci, dayatmacı ve yasakçı anlayışların ve maalesef emperyal güç oyunlarının bir sonucudur.

Şeriat, genelde İslam kuralları olarak bilinir. İslam'ın toplumsal ve siyasal alanla ilgili hükümleri sınırlı sayıdadır. Bu nedenle toplumsal gelişim doğrultusunda mevcut hükümler çerçevesinde mezhep imamları ve ülemanın içtihat ve yorumlarıyla şeriatın alanı genişletilerek yeni dini hüküm ve uygulamalar geliştirilmiştir.

Yani sonuçta Şeriat adı altında uygulananlar, İslamın bizzat kendisi olmaktan çok bir anlayış ve bakış açısının sonucudur.  İşte tarih içerisinde uygulanan İslam, İslam'ın kendisi olmaktan çok ortam ve koşulların bir sonucudur

Bu durum, tarihte uygulanan tüm İslami devletler ve yönetimler için de geçerli olduğu gibi bugün Taliban'ın uyguladığı İslam için de geçerlidir.

İslam bir çok konuda ve özellikle yönetsel- toplumsal konularda genel ilkeler ve daha iyi bir duruma geçişi sağlayacak sınırlı sayıda hükümler önermiştir. Aycrıca, islam alimleri dini uygulamalarda dinin esasını oluşturan (İman, tevhid, ubudiyet, ahlak, adalet, ahiret, vb) hükümler yanında o günkü yaşam biçimiyle ilgili (kıyafet, ekonomi, aile biçimi, insani ilişkiler, vb.) olan kültür bölümünü ayırt etmişler. Kültür bölümü yenilenerek değişebilir. Allah hiç bir toplumun kültürünü, peygamberine ölümsüz bir medeniyet ve sistem olarak önermez.

İşte Taliban'ın yorumuyla oluşan birçok dini uygulama dinin değişim ve içtihada açık kültür ve sosyal bölümünü oluşturur.

Allah, İslam'ın bu kuralları ve genel ilklerinden, akıldan ve bilimsel çalışmalardan yararlanarak toplumsal gelişimi sağlayacak sistemler kurmayı insan çabasına bırakmıştır. İnsan çabasına değer vermesi ve toplumu belli bir tarihsel koşullarla sınırlamaması İslam'ın bugüne kadar çağlar üstü kalmasını sağlamıştır.

Allah İslamla hayatı bütünüyle sınırlayan kuralları önerseydi, İslam çağlar üstü olamazdı. Sınırlı ve genel ilkeker koyduğu için evrensel oldu ve her toplum o genel ilke ve esaslardan çağına uygun çıkarımlar yaparak Müslümanlığını sürdürebilir.

Öncelikle belirtelim ki Talibana bakarak islamı değerlendirmeyelim.

Öncelikle bunlar Müslüman kardeşlerimizdir. İşgal ve zulme uğramış bir topluluk olarak insanlık ve İslam adına onlara yaklaşılmalıdır. Ancak, Müslüman oldukları ve zulme uğradıkları için yaptıkları her şeyi doğru olarak görmek durumunda değiliz. Doğru islamiyeti ve islamiyete layık bir doğruluğu yaşamalarına, ülkelerinde siyasi birliği ve güvenliği sağlamalarına, huzur içerisinde yaşamalarına ülke olarak da yardımcı olabiliriz.

Dünyada ve ülkemizde ateizm (Allahsızlık) ve deizm (dinsizlik) yayılıyor. İnsanların yaşadığı inanç problemleri nedenlerinin başında, İslam ve din adına yapılan yanlışlıklar gelmektedir.

Unutmayın bu anda Taliban'ın uyguladığı İslam, kan ve göz yaşı akıtan emperyalist güçlere karşı canıyla direnen, silahla mücadeleyi ve öldürmeyi öğrenmiş, ciddi bir dini ve modern eğitim görmeyen insanların uygulamaya çalıştığı; kendi coğrafya ve kültürünün yanında kendi yorumlarıyla oluşan katı, yasakçı, savaşçı, ötekisini yok sayan, kısmen hoşgörü ve barıştan uzak anlayışları ile Vahhabi ve Selefi bir bakış açısını yansıtan bir İslam'dır.

Bu tür harketler Uluslararası hakim cereyanlar ve komitelerin etkisinden kurtulamadıkları için bağımsızlık ve dini kutsiyetlerini tam koruyamıyorlar.

Talibanın yapması gereken

Bir toplum İslam ahlakıyla eğitilip yetişmediği sürece, islamın kurallarını dayatarak ve yasakçı bir anlayışla uygulamak öyle kolay değildir. Bu nedenle Taliban'ın bir an önce eğitime el atması kız ve erkek çocukları milli, dini ve modern bilgi çerçevesinde eğitmeye  çalışmalıdır.

Batı medeniyetinin etkisiyle İslam ülkelerinde yayılan fuhuş, zina, kumar, oyunlar, faiz, vb. ahlaksızlıklara son vermeleri sevindiricidir. Evrensel ahlaki kaidelerin uygulanması ve insanların bireysel dünyalarında meşru yaşantı ve tarzlarına müdahale etmemeleri gerekiyor.

Özellikle hak, hukuk, adalet ve liyakat konusu dinin özünü oluşturur. Devlet yönetiminde hukukun üstünlüğünü esas almaları, ortaya koyacakları uygulamalarla Dünyaya güzel örnek olun, İslamı toplumunuza sevdirin ve dünya da güzel gösterin. Devletin asıl dini olan adalete sarılın.

Namusu kadın üzerinden, kadını sosyal hayattan çekerek, baskı kurarak yapmayın…

Ancak Avrupaya bir çift sözüm var: Batı medyası Afganistanı kadın üzerinden vurmaya çalışıyor. Tamam kadınlar çok özgür değil, baskı altında, eğitimsizler; ancak batının önce kendine bakması, kadının bir şehvet ve reklam aracı olarak kullanıldığını, binlerce kadınınfuhuşun kölesi haline getirildiğini, aile yuvasının yıkıldığını, batıdaki kadının daha zor durumda olduğunu görmeleri gerekiyor.

Ey  batı, ey Avruba, ey bir kısım Müslüman aydın diye geçinenler, siz Afgan kadının Burkasıyla uğraşacağınıza kendi kadınlarınızın profan yaşamını düzeltmeye çalışın…

Fikir, vicdan, ibadet ve teşebbüs özgürlüğü İslam'ın kabul ettiği esaslar olmakla birlikte artık dünyada da egemen değer haline gelmiştir. Herkesin sizin gibi düşünmesi gerekmiyor, muhalefete fırsat verin, onları hain deyip ötekileştirmekten vazgeçin.

Ey Afganlı kardeşim, çok büyük savaşlar verdin, canlarınız ve mallarınız heder oldu, ama cihad görevinizi hakkıyla yaptınız, ülkenizi alçak işgalcilerden kurtardınız, şimdi gerçek cihada dönün, yani nefislerinizi eğitin, gerçek İslamı hayata aktararak faziletli bir toplum inşaa edin…

Savaşcı anlayışlar geride bırakın, İslamın barışçı, kardeşçi, sevgi ve kucaklayıcı yüzüne, İman merhametine sarılın. Farklı etniklerden oluşan bir toplumsunuz bu nedenle daha bir kucaklayıcı olun.

Ülkenizin ekonomik kalkınmasına başlayın, huzur ve asayişi temin edin, dış siyasi ilişkilerinizi Ülke ve İslam dini yararına göre belirleyin.

Cihadınızda dış ülkelerden yararlandınız, ama onların sizleri çekmek istedikleri karanlık tuzaklarını gerçek İslamı uygulayarak kırın…

Eğer dürüst ve samimi olursanız Allah sizi muvaffak kılacaktır. Tüm Müslüman dünyanın duası ve yardımı sizinle olacaktır.

TÜRKİYE VE İSLAM ÜLKELERİNİN TAVRI

Taliban rejiminin doğruluğu ve yanlışlığı bir tarafa bırakılmalı, milli mücadelede bizlere her türlü yardımı yapan (kadınlar bileziklerini çıkarıp gönderdiler) bu Müslüman kardeş ülkenin, siyasi birliği ve huzuru için işbirliğine girilmeli, gereken destek verilmelidir.

Türkiye bir mülteci yol geçen hanı ve mülteci deposu olmamalı. Ancak, belli bir düzeyde kontrollü olmak ve çok iyi tedbir alarak bir kısım Afgan mülteci kabul edilmelidir.

Suriye mültecilerinin aksine Afgan halkı bu ülkeye daha yararlı olabilir. Afganlar hayvancılık ve tarımda çok iyiler, köylerimiz boşaldı, bunlar köylere yerleştirilerek, hayvancılık ve tarım alanında istihdam edilerek bu ülkeye katkı sağlayabilirler.

Sevgi ve saygılarımla.

 

Bünyamin BAYRAM

Eğitimci ve Yazar

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_85687)
23 Eylül 2021 Perşembe 15:29
Makaleyi pür dikkatle okudum. Katılmamak mümkün değil. Yüreğine sağlık kalemine kuvvet...
Beğendim (1) Beğenmedim (1)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_85697)
23 Eylül 2021 Perşembe 22:33
@Misafir Kullanıcı Teşekkür ederim değerli hocam
Beğendim (0) Beğenmedim (1)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_85669)
22 Eylül 2021 Çarşamba 22:50
Eline saglik hocam, nacizane tavsiyem yazılarınızdan güncel olanların kitaplaştırıniz, selam ve dua ile
Beğendim (1) Beğenmedim (1)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_85692)
23 Eylül 2021 Perşembe 18:52
@Misafir Kullanıcı Teşekkür ederim, inşallah
Beğendim (0) Beğenmedim (1)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın