Zazalar çok mazlumiyet yaşadıGazeteci Yazar İbrahim Dağılma, Tarih boyunca Zaza toplumu üzerinde çokça oyunlar oynanmış, Zazalar çok mazlumiyet yaşamış ve çile çekmiş, zulüm ve hakaret görmüşlerdir. Buna rağmen Zazalar, İslam dini üzere ayakta kalmışlardır dedi.Bingöl Üniversitesi tarafından düzenlenen "II. Uluslararası Zaza Tarihi ve Kültürü Sempozyumda" Zazaca ve Türkçe bir sunum yapan Doğruhaber Gazetesi yazarlarından İbrahim Dağılma, Zazaların İslami yaşamı ve geleneklerini anlattı. İslam'ın Hz Ömer'den buyana Zazaların yaşadığı yerlere hakim olduğunu belirten Dağılma, "O zamandan bu zamana Zaza topluluk, kabileler kendi Müslümanlıkları üzerinde durmuşlardır. Onlar İslam'ın dediği ile kalkıp otururlar. Her ne kadar bazı işlerde böyle olmasa da işlerinin çoğu bu (İslam) üzeredir" dedi. Müslümanlığın, Zazalar için tatlı bir su gibi olduğunu ifade eden Dağılma, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Onların bir sorunu olsa hemen derler ki: "Biz şeriata gidiyoruz!" Bu sebeple molla ve seydalar Allah dini için sevilmektedir. Tarih boyunca Zaza toplumu üzerinde çokça oyunlar oynanmış, Zazalar çok mazlumiyet yaşamış ve çile çekmiş, zulüm ve hakaret görmüşlerdir. Buna rağmen Zazalar, İslam dini üzere ayakta kalmışlardır. Gerçi bazı eylem, gidiş ve sözlerimiz İslam'dan uzaktır. Cahillik, bid'at ve hurafeler Zazalar arasında vardır. Yine de insanımızın hareket tarzı her zaman hak üzere olmuştur. Kadın-erkek, genç-ihtiyar... Yüce Allah(c.c), Zazalar için her şeydir. Onlar, ne zaman yürekten" Allah!" deseler akan sular durur. Zazalar, bilir ki Allah(c.c) her şeyi yaratandır. Rahman ve Rahim'dir. Kendi büyüklüğünü yaratıkları üzerinde (sanatlıca) gösterir. Zazalar, işlerini İslam ve şurayla görürler. Her sorunun çözümü şeriat ve cemaattir, onların yanında. Yine de bazı sorunlar (ın çözümü için) Hükümete ulaşılır. Zaza milleti arasında din asırlardır toplumsal bir birliktelik olarak yerini almıştır. Mollalar, dini her zaman muhafaza etmişler, medreseler çoğalmış, ilim talipleri artmıştır. Zaza topraklarındaki medreselerde Şafii fıkhı okutulmakta ve Şafii fıkhı yaygındır. Kur'an-ı Kerim dersi, Peygamber kıssaları, alim ve velilerin kişilikleri, fıkıh, ibadetler nasıl yapılır, hadis... öğretilir. Küçük çocuklar, ilk eğitimlerini evde alırlar. Her evde Kur'an-ı Kerim bulunmaktadır. Halk, medrese alimlerini diyanet görevlilerinden önde tutar. Toplumsal işler de (daha çok) medrese alimlerine kulak verirler. Zaza toplumu için " Allah bize yeter, O (c.c) ne güzel bir vekildir!" ayet-i celilesi bir ışıktır. Kadere iman güçlüdür. Bu sebeple tevekkül noktasında kalpleri sağlamdır. Köylerde bağ, bahçe ve toprak işleri birlikte yapılır. Çayır, buğday, arpa... Beraber biçilir. İnsanlar birbirini tutar. Aralarında birlik vardır. Fakir ve yetimlere el uzatırlar. İlk önce onların işlerini yaparlar. Öyle ki şu ayet onlar için (yürekleri serinleten) bir gölgedir: " İyilik ve takva üzere yardımlaşın!" Zazalar arasında akrabalık, yakınlık (ilişkileri) kuvvetlidir. Sıla-i rahim gözetilir. Gece, gündüz, bahar, sonbahar bayram, ölüm, evlilik, hastalık ve zorluklarda gidiş geliş, sorma ve yardımlaşma çoğalır. Akraba ve komşu arasında fark gözetilmez. Öyle ki, komşuyu sevgi ve yardımda (akrabadan) bir adım önde tutarlar. Komşuluk hakkını bilirler. Namaza, oruç, zekat... Terk etmezler. Namaz, hayattır, kimse namazını bir vakit dahi kaçırmaz. Eğer namaz, kaçırılmışsa bu ona göre ölüm gibidir. Ramazan ayında çocuktan büyüğe kadar herkes oruç tutar. (Genellikle) kimse orucunu yemez. Sadaka, bela ve musibetin defi olarak algılanır. Ne zaman ki birinin çocuğu olsa, yeni bir eşya alınsa, biri uzak bir yoldan gelmişse hemen bir sadaka dışarı atarlar. Sadaka (genellikle) ya para ya elbise ya yiyecek türünden olur. Çoğunlukla Cuma günü sadaka verilir. Şu duayı da sadaka için yaparlar: "Ey Rabbim! Bizi bela, kaza, afetlerden uzak tut ve koru!" Zazalar nazarında camii Allah'ın evi olarak bilinir. Camide herkes edeple oturur. Camiler, halkın eliyle yapılır. Cami onlar için her şeydir. Orada namaz için toplanılır, işler çözümlenir, istişare edilir, sorunlar konuşulur. Camiler, temiz tutulur. Haram şeylerden kendilerini uzak tutarlar. Kimse kimsenin mal ve namusuna göz dikmez. Fal, sihir... gibi şeyler necis sayılır. Nazar hakkında sağlam bir inanış vardır. Bu sebeple kendilerini nazardan sakındırırlar. (nazardan korunmak için) Ya bir sadaka verirler ya evde nazar ayeti bulundururlar. Yine de bu meselede cahilce yaklaşımlar çoktur. Kadınlar, edeple kalkar otururlar, gözlerini mahrem erkeklerden uzak tutarlar, dışarı çıktıklarında Allah'ın (örtünün) emrine binaen başörtüsü ve yüz örtüsü örterler. Örtüleri ya çarşaf ya da geniş bir giysidir. Kadınlar, evin içi olarak bilinir, ev işleri onların eliyle döner, o çocuklarının annesi ve onları terbiye edendir. Süt ve ahiret kardeşliği yaygındır. Gerçi halk, kendini sütkardeşliğinden uzak tutar; çünkü kaderlerinin bu şekilde bağlanmasını istemezler. Ahiret kardeşliği ise baba, anne ve kardeşlikten önce gelir. Onlar ki birbirini seviyorlar, birbirine kıymet veriyorlar ekser aralarında ahiret kardeşliği oluştururlar. Zazalar, yemin, adak, hastalık, taziye.... (gibi hususlar) üzerinde dururlar. Eğer bir çocuk doğsa, bir zorluk giderilse, hayırlı bir iş önlerine çıksa Allah(c.c)'aşükür maksadıyla adak adarlar. Taziye de ölü yakınlarının yanında bulunulur. Ona el uzatılır, (taziye boyunca) evinde yemek pişirmesine fırsat verilmez. Üç gün boyunca komşular her konuda ona el uzatırlar. Cenaze bekletilmez, ölü çabucak defnedilir, ölenin vasiyeti yerine getirilir. Öyle ki vasiyetin çabukluğu üzerine şu şiir söylenir: Kefenim hazır olmuş Suyum odur kaynamakta Hocalar üzerime toplanmış Oturmuş Kur'an okumakta Azrail kapıya gelmiş Şimdi artık fayda etmez Dünya malı hep benim olsa Artık kalmadı bir çare Biz Allah'tan geldik Biz Allah'a varacağız Ölünün elbiseleri fakirlere verilir. Eğer ölen günahsız bir çocuksa bilirler ki ona kabir suali yoktur, o çocuk hemen Cennete girer. Kim kendi eliyle canına kıyarsa ona da kurtuluş yoktur. Mezar ziyareti yapılır. Mezarlığa giden önce kabir ehline selam verir, sonra kendi ölmüş yakınına Kur'an okur. Ramazan ve Kurban Bayramı iple çekilir. Bayram geldiği zaman ilk iş olarak namaza gidilir. Bayram namazından sonra camii cemaati birbirini sorar. Akabinde herkes evine gider, ya evde durur misafirleri ağırlar ya da gider komşu ve akrabaları (n bayramını) sorar... O adetler ki, Zaza toplumu onların üzerindedir çoğu İslam'a uygundur. Biz de (bu bahsimizde) bazı adetlerden bahsettik. Hepiniz Allah'a emanet olunuz!” YORUM YAZIN
|
|