Sağlık çalışanlarına şiddeti meclis'e taşıdıBDP Grup Başkanvekili ve Bingöl Milletvekili Baluken, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi verdi.![]() Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na verilen teklifin gerekçelerini de açıklayan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Grup Başkanvekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti, verdiği kanun teklifiyle Meclis gündemine taşıdı. ‘Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, sağlık hizmet sunumunun hemen tüm aşamalarında yaşanır hale gelmiştir' diyen Baluken: “Bu durum birçok akademik çalışma ve araştırma raporu tarafından da ortaya konmaktadır. Yapılan bu çalışmalarda sağlık alanındaki iş yeri şiddetinin, diğer sektörlerdeki şiddetten doğası gereği farklılıklar gösterdiği, sağlık kurumlarında çalışmanın, diğer iş yerlerine göre şiddete uğrama yönünden çok daha riskli olduğu belirtilmektedir. Çalışmalarda sağlık personeline yönelik şiddetin nedenleri arasında; toplumsal şiddet ortamı, sosyo-kültürel düzey, sağlık politikalarının hastayı müşteriye indirgeyen etkisi, politikacı ve yöneticilerin olumsuz tutumu, medyanın rolü, acil servislerde yaşanan eksiklikler, iş yükünün fazlalığı, içeriği boşaltılan hasta hakları, çalışma koşullarının olumsuzlukları, hekim-sağlık çalışanları eksikliği sayılmaktadır. Sağlık çalışanları; Acil servislerde hasta yakınlarının öncelik taleplerine göre değil de tıbbi öncelik durumuna göre hastayı görmeden ilaç yazmadıkları için, tıbbi gerekliliklere aykırı raporları yazmaktan kaçındıkları için, hasta ya da yakınlarının istediği reçeteyi değil hastayı muayene ederek kendi koyduğu tanıya uygun reçeteyi düzenledikleri için, poliklinikte nüfuza göre değil sıraya göre hastaları muayene etmekte ısrar ettikleri için, hastanın hastalığına göre gerekli süreyi ayırmaları halinde diğer hastaları beklettikleri için, hastaları her koşulda iyileştiremedikleri için ya da ölümlerine engel olamadıkları için ve daha pek çok nedenle fiziki ve sözlü saldırılara maruz kalmaktadırlar” dedi. Baluken: “Şiddet nedeniyle sağlık hizmetini özerk, yararlı ve adaletli bir biçimde sunmak gitgide daha da zor hale gelmektedir. Bu durumdan sadece sağlık hizmetini sunan sağlık çalışanları değil sağlık hizmetine gereksinim duyan hastalar da olumsuz etkilenmektedir. Anayasa'nın 56/3.maddesinde; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak devletin yükümlülükleri arasında sayılmıştır. Kuşkusuz bu yükümlülük, Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu; Biyoloji Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları Ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi'nin 4.maddesinde belirtildiği gibi sağlık hizmetlerinin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılmasını sağlamayı da beraberinde getirmektedir. Tıbbi Deontoloji Tüzüğü'nün 6.maddesinde ise tabip ve diş tabibinin, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatine göre hareket edeceği ifade edilmiştir. Tüm bu kurallar, insan yaşamıyla doğrudan ilişkisi olan sağlık hizmetinin uygulanması sırasında, bu hizmeti verecek kişilerin alacakları kararlarda ve yapacakları işlemlerde yalnızca hastanın yararını gözetmelerini, hiçbir baskı ve etki altında kalmamalarını gerektirmektedir. Sağlık hizmetinin bir ekip işi olması nedeniyle, yalnızca tabip ve diş tabiplerinin değil sağlık hizmeti veren bütün sağlık personelinin hukuksal koruma altında olması gerekeceği açıktır. Sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi ise ancak güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarıyla mümkün olacaktır. Güvenli ve sağlıklı çalışma ortamı; sağlık hizmetinin sunulabilmesinin, bireylerin tedaviye ulaşma haklarını kullanabilmesinin bir diğer deyişle hasta haklarının korunmasının da ön koşulunu oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin nedenlerinin tespit edilerek, önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan Baluken, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Sağlık hizmetinin kamusal niteliği göz önünde bulundurulduğunda, sağlık personelinin hukuka aykırı fiillerle etki altına alınmasının aynı zamanda kamuya karşı işlenen bir fiil olduğunun kabulü de zorunludur. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin nedenlerinin saptanarak önleyici tedbirlerin alınması yaşamsal hale hastalara müdahale ettikleri için, gelmiştir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti artıran unsurlardan birisi de şiddeti uygulayan kişilerin cezalandırılmayacakları ya da önemsenecek bir yaptırımla karşılaşmayacakları düşüncesidir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete asla hoş görü ile gösterilmeyeceği, aksine şiddet suçlarının mutlaka cezalandırılacağı düşüncesinin yerleştirilmesi ile kamu sağlığını bozduğu için de ayrıca cezalandırılacağı düşüncesinin oluşturulması önleyicilik açısından önemli bir adım olacaktır. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin geldiği yer nedeniyle, Türk Ceza Kanununun birinci maddesindeki önleyicilik, koruyuculuk işlevinin yeni bir düzenleme yapılarak kamu sağlığının korunması amacı ile harekete geçirilmesine acil ihtiyaç bulunmaktadır. Türk Ceza Kanunu'nda, meslek mensuplarına yönelik hakaret, tehdit, yaralama ve öldürme gibi saldırılara ilişkin özel düzenlemelerin bulunmadığı, bu saldırılar kamu görevlisine görevi nedeniyle işlenmiş ise ağırlaştırıcı unsur olarak düzenlenip cezanın arttırılması yoluna gidildiği bilinmektedir. Bu nedenle genel sistematikten farklı olarak sağlık çalışanlarına yönelik saldırılarda saydığımız suçların işlenmesi halinde diğer meslek mensupları aleyhine işlenen suçlardan daha ağır bir ceza verilmesi beklenmemektedir. Türk Ceza Kanunu'nda “Adliye Aleyhine İşlenen Suçlar” bölümünde yargı görevi yapanlar bakımından, yargılama hizmetini etkilemeye yönelik hukuka aykırı davranışları cezalandıran bir düzenleme bulunmaktadır. Madde gerekçesinde korunan hukuki yararın kamunun yararı olduğu belirtilmiş bu nedenle ayrı bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiştir. Hekimlere yönelen eylemler de aynı zamanda sağlık hizmetinde bozulmaya, aksamaya neden olmakta, kamu sağlığına zarar vermektedir. Sağlık alanındaki kamu yararının korunması amacıyla tıpkı adliye aleyhine işlenen suçlarda olduğu gibi sağlık personelini etkileme ve kamu sağlığını kesintiye uğratma başlığı altında ek madde düzenlemesi yapılmıştır. MADDE GEREKÇELERİ Madde 1- Madde ile sağlık personeline emir vermek, baskı yapmak, nüfuz icra etmek veya her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs etmek fiilleri ile sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ceza yaptırımına bağlanarak, sağlık personelinin mesleki bağımsızlık ve güvenlik içinde çalışması hukuksal koruma altına alınmıştır. Madde 2- Yürürlük Maddesidir. Madde 3- Yürütme maddesidir. 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNUN'DA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ Madde 1- 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na aşağıdaki ek madde eklenmiştir. Sağlık personelini etkileme ve sağlık hizmetini kesintiye uğratma EK MADDE 1: Sağlık personeline yerine getirdiği sağlık hizmeti nedeniyle yapmaması gereken bir işi yapması veya yapması gereken bir işi yapmaması için emir veren veya baskı yapan veya nüfuz icra eden veya her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kimseye iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Bu fiiller sonucunda sağlık hizmeti kesintiye uğramışsa yukarıdaki fıkraya göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır. Madde 2- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Madde 3- Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.” YORUM YAZIN ![]()
|
|