Bingöl Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Kalkınma Derneği (BİN-DER) Başkanı Doğan Karasu, yaptığı açıklamayla, Bingöl nüfusunun yarsının açlık sınırında yaşadığını söyledi.
Bingöl'ün yoksulluk verilerini açıklayan BİN-DER Başkanı Karasu: “Bingöl yoksul, sosyal göstergeleri düşük, sürekli göç veren bir şehirdir. Önemli oranda üniversite öğrencisi nüfusuna rağmen Bingöl nüfusu 2012 yılında sadece 244 kişi artmıştır. Bingöl'de 262.263 kişi yaşıyor. Bingöl'de 128.000 kişinin hiçbir sosyal güvencesi yoktur, Yeşil Kartlıdır. Yeşil Kart kimlere veriliyor? Yeşil Kart aylık geliri Asgari Ücretin 1/3 ten az olanlara, aylık geliri 258 liranın altında olanlara veriliyor. Asgari ücret 774 liradır. Bunun 1/3'ü 258 liradır. Bu demektir ki, Bingöl'de aylık1lira ile 258 lira arası geliri olan 128 Bin kişi bulunmaktadır. Bingöl'de hane halkı büyüklüğü 6,4'tür. Yani, Bingöl'de 41 Bin aile ve bir ailede ortalama 6,4 kişi yaşamaktadır. Yeşil kartlı sayısını aile sayısına böldüğümüzde her ailede 3,1 yeşil kartlının olduğunu görüyoruz. Bingöl'deki her ailenin yarısı yeşil kartlıdır ve hiçbir sosyal güvencesi yoktur” dedi.
“BİNGÖL FAKİR BİR KENTTİR”
Bingöl'de 128 bin yeşil kartlının olduğunu vurgulayan Karasu: “Bingöl fakir bir kenttir, bütün parametreleriyle yoksulluğun pençesindedir. Yukarıdaki verilere asgari ücretle çalışanlar, asgari ücret sınırında ve ona yakın geliri olanlar, emekliler ve diğer dar gelirli sosyal güvenceliler dâhil edilmemiştir. Ekonomik ve sosyal göstergelere bakıldığında Bingöl nüfusunun yarısına yakını açlık sınırında, yarısından fazlası yoksulluk sınırındaki göstergelere sahiptir. Verilere göre dört kişilik bir ailenin (açlık sınırı) sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı 985 liradır. Bu demektir ki Bingöllü 128 bin yeşil kartlının tamamı açlık sınırındadır. Ve ortalama her ailede 3,1 kişi açlık tehdidi altındadır. Bu kadar yoksulun olduğu bir kentin hayat bulgularının normal olması beklenemez. Yoksulların kentin değerleri, sorunları, hizmet almaması, iltimas, hırsızlık, haksızlık; kente kendilerini katma, rasyonel bir kent yönetim modeli talep etme, olumsuz anlayış ve yönetim modellerinden rahatsız olma inisiyatifleri yoktur. Bingöl'ün bu kadar kötü yönetilmesinin, hizmet alamamasının, Bingöllülerin yönetilenler tarafından dikkate alınmamalarının temel nedeni yoksulluğun bu düzeyde yaygın oluşudur. Orta sınıf gelişmedikçe Bingöl normalleşemez, doğru yönetilemez, Bingöllüler sağlıklı hizmet alamaz” ifadelerini kullandı.
“DEVLETTEN GEÇİNME KÜLTÜRÜ BİNGÖLLÜLERİ DEVLETE ESİR YAPMIŞTIR”
Karasu: ‘Bingöl'de nüfusun büyük bir kısmı devletin eline bakıyor, devlete mahkûmdur, devletin tembeli durumundadır. Devlet Bingöllüleri üretimden uzaklaştırmış, önemli geçim kaynağı olan hayvancılığı bitirmiş, insanların üretim iradelerini ve kültürünü ortadan kaldırmış, tüm bileşenleri ile kendisine bağımlı hale getirmiştir. Devlet Bingöl'ü elde tutmak için yoksulluk kültürünü yaygınlaştırmış, Bingöllüleri aç bırakarak ve kendisine mahkûm ederek yönetme seçeneğini tercih etmiştir. Devletten geçinme kültürü Bingöllüleri devlete esir yapmıştır. Bingöl'ün Kalkınma Bakanı var, Bingöl'ün kalkınma bileşenleri perişan durumda. Sayın Cevdet Yılmaz her yerde istihdam, büyüme, üretim der ama Bingöl'de üretim tesisi açmaz. Kalkınma Bakanı Bakanının üretim tesisi açmaması, toka dükkânı açması normal mi? Bingöl'deki genel kanaat Sayın Cevdet Yılmaz'ın siyasi bir aktör olmaktan çok devlet memuru gibi davrandığı yönündedir. Bingöllüler devlet memuru oluyor. Niye? Memur olmaya mahkûmlar da ondan. Tıpkı Kenyalıların koşucu, Amerika zencilerinin basketbolcu olmaları gibi. Bingöllüler devlet eline mahkûm olmayı reddetmedikleri sürece yaşam bileşenlerini normal hale getiremez” şeklinde konuştu.