Bingöl Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emine Yeşim Bedlek'in, dünya çapında ses getirmesi beklenen ‘Yunanistan'da ve Türkiye'de Hayali Cemaatler: Atatürk Döneminde Travma ve Mübadele' (Imagined Communities in Greece and Turkey: Trauma and the Population Exchanges under Atatürk) isimli kitabı çıktı. Türkiye, Ortadoğu ve Osmanlı Devleti üzerine yayınladığı kitaplarla ünlenen I.B. Tauris isimli yayınevinde; bugüne kadar dünya çapında ses getiren, iyi satış grafiği yakalayan kitaplar basılmış.
Bedlek doktora tez çalışması sırasında hocası Agnes Clare Brandabur'un tavsiyesi üzerine Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanan Lozan Anlaşması ve mübadele üzerinde çalışma yapmaya karar verdi. Konu ile ilgili daha fazla kaynağa ulaşmak isteyen Bedlek, Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Renee Hirschon ile görüştü. Hirschon'un davetiyle TÜBİTAK bursu kazanan Bedlek, doktora tezini Oxford'ta tamamladı.
Bedlek kitabının konusu ve yazım süreciyle ilgili şunları söyledi: “Öğrencilik hayatım boyunca tarih en sevdiğim derslerden biriydi. Hocamın teşviki ile mübadele konusunda araştırma yapmak istedim. Mübadele modern Türkiye ve Yunanistan'ın nüfuslarının homojenleşmesine büyük bir katkı sağlamıştır. 1923'te imzalanan Lozan Anlaşması ile bir milyondan fazla insan anavatanından ayrılıp daha önce hiç gitmedikleri topraklara yerleştirilmişlerdir. Uluslararası diplomaside başarılı bulunan mübadele, 1948'te Hindistan ile Pakistan'ın ayrılmasında ve halklarının zorunlu göçe tabi tutulmasında da rol oynamıştır. Kitabımda mübadele konusunu üç edebi eser üzerinden incelemeyi uygun buldum: Dido Sotiriyu ‘Benden Selam Söyle Anadolu'ya', Louis de Bernieres ‘Kanatsız Kuşlar' ve Kemal Yalçın ‘Emanet Çeyiz' kitapta savaşların ve mübadelenin sıradan insanlar üzerindeki etkisini inceledim. Resmi tarihin merkeze almadığı sıradan insanların hayatı sözlü tarihte hayat bulmaktadır. Günümüzde sözlü tarih, tarih yazımında önemli bir yere sahip olmaya başlamıştır. Kitap ayrıca Anadolu'dan göç eden Rumların, Yunanistan'da yaşadıkları kimlik ve aidiyet sorununu da incelenmektedir. Osmanlı vatandaşı olan Rumlar, 1923'teki zorunlu göç ile Yunanistan'a göç ettiklerinde milli devlet sistemine adapte olmaları beklenmiştir. Ancak sözlü tarih göstermektedir ki bu adaptasyon pek de kolay olmamıştır. Kozmopolit yaşama alışık olan Osmanlı halkı tek kimlik vurgusu yapan milli devlet uygulamalarına uyum sağlamakta zorlanmışlardır. Anavatanları olan Küçük Asya'ya özlemleri her geçen gün artmış ve yerli Yunan halkı ile iletişim kurmakta sorunlar yaşamışlardır. Kitap sosyal bilimler alanında okuyan öğrenci ve araştırmacıların ilgisini çekecektir. Bu kitabın amacı Balkan Savaşları ve Kurtuluş Savaşı ile birbirine düşman olan Türkler ve Yunanlılar arasında barışı sağlamak ve sürdürmektir. Ege'nin iki yakasındaki kardeş halkların ortak kültürel değerlerine vurgu yaparak barışı tesis edebiliriz. Baklava ve kahveyi Yunanlılar ile neden paylaşamadığımızı merak eden herkesin bu kitabı okumasını tavsiye ederim. Çünkü barış ancak ortak kültürel değerlerimizin farkına vardığımızda ve Yunanlıları ötekileştirmediğimizde tam anlamıyla sağlanacaktır.”
Aynı zamanda profesyonel tur rehberi olan Emine Yeşim Bedlek'in ilk kitabı ‘Büyükçekmece Menzil Külliyesi ve Mimar Sinan' adıyla 2012 yılında Büyükçekmece Belediyesi Kültür Yayınları tarafından basılmıştı. Kitap İstanbul'un Büyükçekmece ilçesinde Kanuni Sultan Süleyman tarafından 16. yüzyılda Mimar Sinan'a yaptırılan mimari eserleri konu alıyor. Bedlek'in bu kitabının 2.baskısı da geçen hafta yapılmıştı.