KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
10 Temmuz 2026 Cuma
°C

Akp'nin kapatılmasını mı istiyor?

MHP Genel Başkanı'nın "Biz de mahkemeyi esastan bozalım" teklifi "MHP, el altından AKP'nin kapatılmasını mı istiyor?" sorusunu sordurdu...

Akp`nin kapatılmasını mı istiyor?
25 EKİM 2008 CUMARTESİ 10:00
0
1184
0
AA aa
"MHP el altından AKP'nin kapatılmasını mı istiyor?" bu soru Vatan yazarı Reha Muhtar'ın bugünkü köşe yazısının başlığı.

"Geçen sefer Cumhurbaşkanlığı seçiminde gargaraya geldi ama bu sefer olayı gargaraya getirmeye hiç niyetim yok..." diyen Reha Muhtar, "Geçen sefer gargaraya geldi ama bu sefer Bay Başbakan'a söylemeliyim ki:

1) Bay Bahçeli ile liberal zevat arkadaşların tuzu kurudur...

2) Size verilen gaz seviyesi arttıkça her biri kendi çapında daha da mutludur...

3) Nedense her tökezlediğinizde Bay Bahçeli size el vermektedir...

4) Anlayamadığım şudur:

Bay Bahçeli sizi ayağa kaldırma aracı mıdır?..

Neden sizi ayağa kaldırmak için bu kadar uğraşmaktadır?.." sorularını ardarda sıralıyor...

Reha Muhtar yalnız değil. Yeni Şafak yazarı Kürşat Bumin de "Ak Parti'ye dışarıdan bir öğüt: Aman bu sefer dikkat!" uyarısında bulunuyor bugünkü yazısında ve diyor ki: "Anayasayı benim çizdiğim sınırların dışına çıkarak değiştiremezsin" diyen bir Anayasa Mahkemesi'nin yetkilerini bir anayasa değişikliği ile ortadan kaldırmak!

Bu yolda bir girişimin nasıl daha güçlü bir kayaya çarpacağını şimdiden görmemek için MHP olmak lazım..."

Ve Kürşat Bumin, "İnanmazsanız deneyin" diye bitiyor köşe yazısını....

***

İşte her iki köşe yazarının bugünkü yazısının tamamı:

MHP el altından AKP'nin kapatılmasını mı istiyor?..

Geçen sefer Cumhurbaşkanlığı seçiminde gargaraya geldi ama bu sefer olayı gargaraya getirmeye hiç niyetim yok...

Bakıyorum yine Bay Devlet Bahçeli çıktı, Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi Başbakan'a elini uzattı...

Kısaca demekte ki, “Anayasa Mahkemesi'nin türban kararı hukuki değil, siyasidir... Yetkilerimize müdahaledir...

Anayasa Mahkemesi'ni tırpanlayalım...

70 milletvekilim arkandadır...”


***


Bay Bahçeli gibi, temelden her şeye karşı liberal zevat da, hücum borusunu Anayasa Mahkemesi için öttürüyor bugünlerde...

Zaten “taban” adı verilen ve sertlikle yaşam bulan zevat “Tayyip gol gol gol...” tezahüratı altındadır...

Arkadaşlar maaile bağırıyorlar ki, Bay Başbakan Anayasa Mahkemesi'ne “Yürüü anca gidersin” desin, “Sizi tırpanlıyorum...” diye buyursun...


***


Geçen sefer gargaraya geldi ama bu sefer Bay Başbakan'a söylemeliyim ki:

1) Bay Bahçeli ile liberal zevat arkadaşların tuzu kurudur...

2) Size verilen gaz seviyesi arttıkça her biri kendi çapında daha da mutludur...

3) Nedense her tökezlediğinizde Bay Bahçeli size el vermektedir...

4) Anlayamadığım şudur:

Bay Bahçeli sizi ayağa kaldırma aracı mıdır?..

Neden sizi ayağa kaldırmak için bu kadar uğraşmaktadır?..


***


Bay Bahçeli Başkanlığındaki MHP'ye de sormalıyım ki:

1) Nedir amacınız ve derdiniz?..

2) Sakın bana demokrasi, millet iradesidir demeyiniz...

3) Amacınız AKP'nin elinden türban kozunu almaksa?..

Siz o kozu alınca Türkiye rahatlayacak mıdır?..

4) Cumhurbaşkanı seçtirmeme kozunu da elinden almıştınız...

Şu andaki gerginlikten mutlu musunuz?..

5) Siz sakın alttan alta, bu AKP'yi kapatmaya oynuyor olmayasınız?..

Anayasa Mahkemesi'yle AKP'yi papaz ettirecek her olayda maşallah ayaktasınız...

6) Geçen sefer bir oydan kapanmadı, yoksa bu sefer mutlaka kapanır hesabında mısınız?..


***


Son söz herkese:

Yeter artık daha fazla üstüne gitmeyiniz...

Bekleyiniz, zaman geçsin, toplum bir nebze nefeslensin...

Bu memlekette milyonlarca kişi için tek süpap, Anayasa Mahkemesi kaldı...

Bari onu da tarumar etmeyiniz...

Kendi ellerinizle felaketi getirmeyiniz...

REHA MUHTAR - VATAN - rmuhtar@gazetevatan.com  

Ak Parti'ye dışarıdan bir öğüt: Aman bu sefer dikkat!

Önce şu soruya cevap arayalım:

Ne dersiniz, Anayasa Mahkemesi'nin iki önemli davaya ilişkin karar gerekçelerinin birer gün ara ile açıklanması sizce de tuhaf kaçmadı mı?

(Bu sorgulamada, Anayasa'nın "iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanmaz" (madde 153) şeklindeki hükmünün niçin kaale alınmadığını –artık bıktığımız için- hatırlatmıyoruz bile.)

Söz konusu karar gerekçelerinin ilki 50, ikincisi için ise 750 sayfaya yakın.

Dolayısıyla, gerekçeleri aylardır bekleyen kamuoyu açısından gerekçelerin birer gün ara ile açıklanması gerçekten sürpriz olmuştur. Sanki Mahkeme, bu iki gerekçeyi kaleme alma işlemini tamamlayıp bir nefes aldıktan sonra işin açıklanma faslına geçmiştir.

Anayasa'nın 10. ve 42. maddeledinde yapılan değişikliğe ilişkin açılan iptal davası 5 Haziran'da karara bağlanmıştı.

Ak Parti'nin kapatılması davasına ilişkin karar ise iki aya yakın bir süre sonra, yani 30 Temmuz'da çıkmıştı.

Ama gerekçeler - ikisinin birden hazır tutulduğu besbelli olduğundan-- birer gün ara ile açıklandı. Bu durumda sorabiliriz herhalde:

İkincisinin yanında çok ufak kalan ilk davaya ilişkin karar gerekçesinin –davaların sonuçlandırılması tarihleri de göz önüne alınarak- kaleme alınıp açıklanması için beş aya yakın bir süre beklenilmesinin ne gereği vardı?

Ayrıca bu davaya (10. ve 42. maddeler) ilişkin gerekçenin (Karşıoy fasılları hariç) neredeyse orta öğretim müfredatı içinde yer alan bir "yurttaşlık bilgisi" dersinin-kitabının içeriğinin sınırlarını aşmayan bir "tez" çerçevesinde kaleme alındığı hatırlandığında, bu gecikmeyi anlamlandırmak daha da güçleşmiyor mu?

Neyse, işin aslını bilmiyoruz tabii ki; belki de Mahkeme, bu birbirinden "hoş" iki gerekçeyi bir arada açıklayarak haklarında dile getirileceği muhakkak olan eleştirilerin bir çırpıda yapılıp bitmesini amaçladı.

Mahkeme'nin Anayasa değişikliğine ilişkin kanun hakkında verdiği iptal kararı gerekçesinin analizine –üzerinde çok konuşulduğu için- girmeyeceğim. Bu metnin Karşıoy yazıları dışında son derece sıkıcı bir tekrardan ibaret olduğunu bilmeyen kalmadı herhalde. Anayasa Mahkemesi'nin 89'daki iptal kararından başlayıp sırasıyla 91 yorumu, Refah Partisi davası, Fazilet Partisi davası, Leyla Şahin davası ile devam eden ve çok şaşırtıcı biçimde AİHM'in "Dahlap-İsviçre kararı"na (çok şaşırtıcı, çünkü söz konusu dava başörtülü bir öğretmenle ilgili, öğrencilerle değil) ulaşan atıf gezintisiyle örülen bu gerekçe gerçekten son derece sıkıcıydı.

Madem öyle, biz gelelim bundan sonrasına:

Bundan sonra izlenecek tek yol kalmıştır. Bu "yol haritası" da, yeni bir anayasadan başka bir şey değildir. Milletin bu gidişle, genel olarak "hukuk", özel olarak "anayasa hukuku"ndan topluca yaka silkmesinin, "Anayasa Mahkemesi" adıyla anılan kurumların "milli irade" karşısında "fasülyeden" kurumlar olduğu yolunda kesin bir kanaate varmasının önüne geçmek için yeni bir anayasa şarttır. Bu çerçevede atılacak başka bir adım kalmamıştır. Anayasa'nın bazı maddelerini değiştirmeye çalışarak ülkenin dayandığı bu büyük "siyasal-hukuksal" krizin aşılacağını sanmak boş bir hayaldir.

Bu hatırlatmayı MHP Genel Başkanı'nın dün gazetelere "Biz de mahkemeyi esastan bozalım", "Biz de Mahkemenin yetkisini kısalım" gibi başlıklarla yansıyan önerisinin Ak Parti'yi –bir kere daha- heyecanlandırmaması için özellikle yapıyorum. Ak Parti, bu türden girişimlerin (10. ve 42. madde örneğinde olduğu gibi) varolan dertlere çare olmanın tam tersine ortaya yeni dertler açtığını görmüştür sanırım.

"Anayasayı benim çizdiğim sınırların dışına çıkarak değiştiremezsin" diyen bir Anayasa Mahkemesi'nin yetkilerini bir anayasa değişikliği ile ortadan kaldırmak!

Bu yolda bir girişimin nasıl daha güçlü bir kayaya çarpacağını şimdiden görmemek için MHP olmak lazım.

İsterseniz burada durup, bu yönde muhtemel bir girişimin gecikmeden karşılaşacağı yeni bir iptal kararının gerekçesinin ne türden gerekçeler barındırabileceği üzerine bugünden bir tahminde de bulunalım. Bana göre, bu iptal kararının gerekçesinde şöyle sayfalar göreceğimiz muhakkatır:

"Anayasanın 4. maddesi ile korunan ilk üç maddesinde belirlenen Türkiye Cumhuriyet'nin değiştirilemez bir vasfı da 'hukuk devleti'dir. Günümüzün katılımcı demokrasi anlayışı, halk iradesinin kuvvetler ayrımı ilkesi çerçevesinde demokratik hukuk sistemiyle beraberliğini gerektirmektedir. Demokrasilerin ikinci dünya savaşı sonrasında sistemlerine dahil ettikleri anayasa mahkemeleri, bu halk iradesi-hukuk dengesinin korunması için vazgeçilmez kurumlar olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, 61 Anayasası ile iç hukukumuza dahil olan anayasa mahkememizin söz konusu kanun ile yetkileri azaltırak anayasal sistemimizin tek başına bir çoğunluk demokrasisine dönüştürülmeye çalışıldığı açıktır. Bu nedenle çağdaş katılımcı demokrasimizde onarılması imkansız büyük yaralar açacak bu kanunun iptaline..."

İnanmıyorsanız denemek bedava...

KÜRŞAT BUMİN - YENİ ŞAFAK - kbumin@yenisafak.com.tr 

(Haber 7)

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
10.07.2026
11:53
Zazaca`ya katkı sunan öğrencilere anlamlı teşekkür
Zazaca'ya katkı sunan öğrencilere anlamlı teşekkür
Genç ilçesinde Zazaca öğretmeni İsmail Yıldız öncülüğünde kurulan ve 'Tij' adlı kliple beğeni toplayan Grup Estare öğrencileri, Genç Murat Etüt Merkezi'nde düzenlenen programda ağırlandı. Öğrencilere Zazaca'nın yaşatılmasına sundukları katkılardan dolayı çeşitli hediyeler takdim edilirken, pasta kesilerek başarıları kutlandı.
10.07.2026
11:52
Bingöl`de 115 milyon liralık İŞGEM yatırımı için imzalar atıldı
Bingöl'de 115 milyon liralık İŞGEM yatırımı için imzalar atıldı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın Çalışan ve Üreten Gençler Programı kapsamında Bingöl'de hayata geçirilecek İŞGEM 2. Etap Projesi için protokol imzalandı. Yaklaşık 115 milyon lira bütçeli projeyle kente 13 yeni üretim atölyesi kazandırılması ve istihdamın artırılması hedefleniyor.
09.07.2026
18:42
Yeşilay Bingöl`den çocuklara Bağımlılıkla Mücadele Odaklı Yaz Okulu
Yeşilay Bingöl'den çocuklara Bağımlılıkla Mücadele Odaklı Yaz Okulu
Yeşilay Bingöl Şubesi tarafından, Gençlik Merkezi iş birliğiyle 8-11 yaş grubundaki çocuklara yönelik düzenlenen 3 günlük yaz okulunda; spor, kültür, sanat ve eğitim etkinlikleriyle çocukların hem kişisel gelişimleri desteklendi hem de bağımlılıklara karşı farkındalık kazanmaları hedeflendi.
09.07.2026
18:26
Emiroğlu: Emekli de çiftçi de geçinemiyor
Emiroğlu: Emekli de çiftçi de geçinemiyor
HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emiroğlu, Bingöl'de düzenlediği basın toplantısında ekonomi, emekli maaşları, tarım destekleri, engelli bireylerin yaşadığı sorunlar ve 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
09.07.2026
17:22
Tır ve otomobil çarpıştı: 2 yaralı
Tır ve otomobil çarpıştı: 2 yaralı
Bingöl'de tır ve otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 2 kişi yaralandı.
09.07.2026
12:58
Bingöl`de ikinci ürün mesaisi başladı
Bingöl'de ikinci ürün mesaisi başladı
Bingöl'ün Solhan ilçesinde ilk hasadı tamamlayan çiftçiler, ikinci ürün olarak silajlık mısır ekimi için tarlalarda hazırlıklara başladı. Üreticiler, verimli geçen sezonun ardından ikinci mahsulden de umutlu.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın