TARİH : 17 Ekim 2017 Salı 22:44:09 İLETİŞİM KÜNYE REKLAM MOBİLÜYE GİRİŞİ
ASKERİ ÖĞRENCİLERE GÖZALTI : Adıyaman merkezli Bingöl’ün de dahil olduğu 11 ilde Bylock, askeri öğrenci sorumluları, eski askeri öğrenciler, emniyet mensubu olan kişilere yönelik yapılan FETÖ operasyonunda 25 şahıstan 13’ü polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. BUNU KİM SORUŞTURACAK? : Karlıova’ya bağlı Devecik köyünde yaklaşık 15 öğrenci, 1 aydır okulların açılmasına rağmen öğretmen olmadığı için ders başı yapamadı. Köy Muhtarı, Milli Eğitim Müdürünün kendilerine ‘Kadrolu öğretmen atandı ama soruşturması’ sürüyor diye yanıt verdiğini belirtti. Çocukların ne zaman okula başlayacağı ise muamma! YASİN BÖRÜ ANILDI : Bingöl’de düzenlenen Yasin Börü ve arkadaşlarını anma etkinliğinde konuşan Vedat Turgut, “Hz. Hüseyin’in şehadeti anlaşılırsa Yasin ve arkadaşlarının şehadeti de anlaşılır ” dedi. ENGELLİLERDEN 15 EKİM PROGRAMI : 15 Ekim Beyaz Baston Güvenlik Günü nedeniyle 6 Nokta Körler Derneği Bingöl Şubesi tarafından Ilıcalar’da program düzenlendi. RÜZGAR UYARISI : Meteoroloji 13. Bölge Müdürlüğü, Bingöl için yer yer saatte 70 kilometreye kadar çıkabilecek kuvvetli rüzgar uyarısı yaptı. ÇOCUKLARI SEVİNDİRDİLER : Ak Parti Solhan Teşkilatı Gençlik Kolları Başkanlığı, ziyaret ettikleri Gelintepe Köyündeki okul çağındaki çocukları hediyelerle sevindirdi. GENÇ PEKMEZİNE YOĞUN İLGİ : İstanbul Maltepe Sahili Etkinlik Alanı’nda gerçekleştirilen ‘Bingöl Tanıtım Günleri’nde Genç standında tanıtıma sunulan pekmez ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. YÜZDE 25 İNDİRİM UYGULANACAK : PTT Bingöl Başmüdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, 16-20 Ekim 2017 tarihleri arasında postaya verilecek yurt içi varışlı posta kargosu ve APS kurye gönderilerinde yüzde 25 indirim uygulanacağı bildirildi. ÖĞRENCİLER KARABÜK’TEN AYRILDI : İçişleri Bakanlığınca hayata geçirilen “Biz Anadoluyuz” projesi kapsamında Bingöl ilinden Karabük’e giden ilk grup, törenle Bingöl’e uğurlandı. 3 BİN 251 MEMUR ALINACAK : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kamu kurum ve kuruluşlarına Devlet Personel Başkanlığı’nca 3 Bin 251 kişinin yerleştirileceğini açıkladı.
TOPLUMSAL HALİMİZİN KANAYAN YARASI: SİSTEMSİZLİK!
13-08-2017 22:06
675
1
YILMAZ EKİNCİ
Yazar : YILMAZ EKİNCİ
Email : yekinci07@hotmail.com
Toplam Makale : 29 Makale
Blog : Tüm Makaleleri İçin Tıklayın

İdari sistemimizin en kötü tarafı, Devletin “olması gerektiği yerde olmaması ve olmaması gerektiği yerde ise olmasıdır.”

İyi bir devlet yapısının görünürlüğünün ölçüsü; özel ve sivil alanlarda varlığının görülmemesi ve hukuk ve özgürlükler alanında ise görünür olmasıdır. Başka bir deyişle doğal hukukun temel ilkeleri açısında devlet özel ve sivil alanda hangi dilde konuşacağımı ne tür elbiseyi giyeceğimi ve neye inanacağıma karışmamalı; fakat haklarıma ve özgürlüğüme musallat olan yapılara karşı da beni idari, adli, iktisadi ve siyasi olarak korumalı ve  varlığını hissettirmelidir.

Devlet, toplumsal alanda; resmi ve gayri resmi olarak görülmeyecek şekilde faaliyetlerini yürütmelidir. Aşırı görünür olduğu yerde totalitarizm ve hiç görünmediği yerde ise kaostizm söz konusu olur.

Modern dünyada devletin iki rengi ve bir kılıcı vardır. Devletin rengi; adalet ve özgürlüktür; kılıcı ise yaptırım gücüdür.

Adalet ve özgürlüklerden sapan bir yapının varlığı tartışılır. Yaptırım gücünden yoksun olan bir yapının ise hükmü sorgulanır.

Onun için “kuvvetsiz adalet acizdir, adaletsiz kuvvet zalimdir.”

Bu topraklarda, devletin “ne olması " veya "neye karşılık gelmesi" gerektiği üzerinde toplumun genelini kapsayan bir düzenlemenin olmayışından dolayı; herkes onu kendi vesayetine almaya çalışmaktadır.

Türkiye’de bütün darbeler ve en son 15 Temmuz darbe kalkışması da bu mihvalda bir kalkışmadır.

Bu topraklarda ne yazık ki "Devlet," sahipsiz olduğu için; herkes ona sahip olmaya, onu zapt etmeye ve kendi amaçlarına uygun ideolojik bir kılıf giydirmeye çalışıyor.

Ne hikmetse bu topraklarda herkes birilerini yönetmeye pek meraklıdır.

Allah`ın hiçbir kulu; kendi alanında "işimi daha nasıl güzel yaparım? " kaygısında hareket etmemekte ve ona "nasıl sahip olurum" düşüncesindedir.

Neredeyse bütün cemaatler, ideolojiler, siyasî partiler, sivil toplum kuruluşları ve benzeri kurum ve kuruluşlar kendini "özde", diğerini de "sözde" olarak görmekte ve tanımlamaktadır.

Bu topraklarda herkes herkesi "hain" ve yok edilmesi gereken bir "haşere"/ düşman olarak gördüğü için kalıcı, kapsayıcı bir sistem bir türlü inşa edilemiyor.

Kendi varlığını, ötekinin yokluğu veya mağduriyeti üzerinde temellendiren her düşünce, aslında doğal denge dediğimiz - Kuran’da mizan olarak geçen- yapıya müdahale anlamına geldiğini bir türlü  idrak edemiyor.

Yöneticilerimiz, toplumların "farklılıklar" temelinde geliştiklerini ve  "benzerlikler" temelinde anlaştıklarını bir türlü  kabul etmiyorlar. Tam aksine farklı olanı “farklılaştırarak”  veya “aynılaştırarak” değiştirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bu  hareketin fıtrata müdahale anlamına geldiğini  bir türlü fehmedemiyorlar.

Halbuki kainatta ve toplumsal yapılardaki farklılık, ontolojik bir masumiyettir.

Öteki ile birlikte yaşamak insanın doğasındadır. Birlikte üretmek, geliştirmek, paylaştırmak ve tüketmek onun doğasından kaynaklanmaktadır. Bu durum toplumsal konsensusu gerektirir ve Filozof J.J. Rousse`nun değişiyle "`toplumsal sözleşme"yi elzem kılar.

Bizde istinasız olarak yapılan bütün reformlar, ıslahatlar, devrimler, darbeler vb. idari siyasi ve düzenlemeler, hep “devlete sahip olmak” ve kendi istikametleri doğrultusunda hadiselere yön verme cihetinde olmuştur.

Bu topraklar üzerinde yaşayan insanları kapsayacak, kucaklayacak yeni bir devlet anlayışına; ekmek gibi, hava gibi ve su gibi ihtiyaç vardır.

Devlet  teknik bir örgütleme ağıdır. Tahayyül ve tefekkür dünyamızda devleti bir şemsiyeye benzetebiliriz. Yağmurlu ve güneşli günlerde herkesi koruyacak bir “şemsiye”ye ihtiyaç vardır. Ve bu şemsiye; bir sınıfın, bir ırkın bir ideolojinin veya herhangi bir şeyin koruyucusu, paratoneri değil; sadece adaletin, özgürlüğün ve hukukun kalesi olacak şekilde dizayn edildiğinde sağlıklı bir topluma ulaşılacağı unutulmamalıdır.

Yapılması gereken bellidir: "Hiç kimsenin, fakat herkesin"  olacak şekilde bir sistemin inşa edilmesidir.

Bunun yolu da bellidir; eskilerin "şeriat" dediği ve günümüzde ise "hukuk devleti" dediğimiz sistemin inşa edilmesidir.

Ünlü İslâm Bilgini Yusuf Has Hacib`in "Kutadgu Bilig" eserinde belirtiği gibi: ADALET VE ONUN TEMELİ OLAN HUKUK, HALKIN HAKKI "olacak şekilde bir sistemin inşa  edilmesidir. Günümüz dünyasında herkesin ve her kesiminin hakkını ve hukukunu gözetleyecek ve önceleyecek bir sistemin inşa edilmesinden başka bir seçeneğimizin olmadığı ortadadır

Bunu yapmadığımız sürece, bu topraklarda vesayetler, darbeler bitmez!

Unutulmamalıdır ki, devletin olmadığı yerde; herkes, “devlet” olmaya çalışır. Bunun adı da kaostur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
BU MAKALE İÇİN SİZ NE DİYORSUNUZ ?
Adınız Soyadınız :
Email Adresiniz :
Başlık :
Güvenlik Kodu 550 karakter kaldı
GÖNDER
BİNGÖL DEPREME HAZIR MI? İLGİLİ KURUMLARIN ÇALIŞMALARINI YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?
EVET
HAYIR
Ali Köseoğlku (MHP Eski İl Bşk.)
01.10.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selahattin Eyybubi Camii`nde kurulmuştur.
H.Sedri Karaarslan (Lokantacı)
30.09.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selim Atala Camii`nde kurulmuştur.
KAMİL KURULAY (26.08.2014)
-
Cenazesi defnedilmiş olup taziyeleri Yeşilyurt Mahallesi Fatih Camii`nde kabul edilmektedir.