TARİH : 17 Ağustos 2017 Perşembe 21:22:27 İLETİŞİM KÜNYE REKLAM MOBİLÜYE GİRİŞİ
FAİLLERDEN BİRİ ÖLDÜRÜLDÜ : AK Parti Dicle İlçe Başkanı Deryan Aktert`in olayının faillerden biri Bingöl kırsalında öldürüldü. Diğer fail ise yakalandı. `ZENGİN TURİSTLERİ BİNGÖL’E ÇEKECEĞİZ` : Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Güzel Bingöl’ümüzü termal turizm merkezi haline getireceğiz ve zengin turistleri Bingöl’e çekeceğiz. İnanıyorum ki Bingöl termal turizm yönünden Afyonkarahisar’ı da geçecek” dedi. GÜMÜŞHANE-BİNGÖL BULUŞMASI : "Kardeş Şehirler Projesi" kapsamında Gümüşhane’ye giden Bingöllüler, burada şehrin tarihi ve turistik yerlerini gezdi. DSİ PARKI BELEDİYEYE DEVREDİLİYOR : Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Belediye Başkanı Yücel Barakazi’nin “DSİ parkı belediyeye devredilsin” talebini olumlu karşılayarak, devir için gerekli talimatı verdi. KARTALLAR FİNALDE GÖZ DOLDURDU : 16 ekibin yarıştığı final yarışmasında ortaya koyduğu performansla büyük beğeni toplayan BİNHAD ekibi, kartal oyunuyla izleyenleri büyüledi. “15 TEMMUZ`UN FATURASI 60 MİLYAR LİRA” : 15 Temmuz`un Türkiye ekonomisine etkisiyle ilgili konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2016`nın ilk 6 ayındaki yüzde 5`lik büyümeyi, ikinci yarıda da aynen gerçekleşecek bir referans kabul ederek, "Darbe girişimi nedeniyle büyümemizde yüzde 2 civarında kayıp hesaplayabiliriz. Bunun karşılığı yaklaşık 17 milyar dolar veya 60 milyar lira gibi bir rakam" dedi. ACILI BABA: “BAŞKA BEBEKLER ÖLMESİN!” : Tam donanımlı hastanelerde yer bulunmadığı için yaşam mücadelesini kaybeden bebeğin acılı babası: “Sorumsuzca davrananlar cezalandırılsın. Yeni ölümler olmaması için Bingöl’e de tam donanımlı bir bebek yoğun bakım ünitesi açılsın” “KABUL EDİLEBİLİR TEKLİFLE MASAYA GELİNMELİ” : Eğitim Bir Sen Bingöl Şube Başkanı Yunus Kava, hükümet adına Kamu İşveren Heyeti’ne başkanlık eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun sunduğu, “2018 için 3+3, 2019 için 3+3”lük teklifi, “Bu teklife kapalıyız” diyerek bu teklifi reddettikleriniz belirtti. Kava, Kamu İşveren Heyeti’nin kabul edilebilir bir teklifle masaya gelmesi gerektiğini söyledi. “7 AYDIR İLAÇ ÖDENEĞİNİ ALAMIYORUM” : Naim Kaysım, yaşadığı hastalıklardan dolayı başvurduğu SYDV’den 7 aydır ilaç ödeneğini alamadığını ifade etti. Kaysım, sorunun çözümü konusunda Vali Ali Mantı’dan yardım istedi. ÖZEL HASTANE ÜCRETLERİNE DİKKAT! : Özel hastanede tedavilerin bir bedeli var. SGK, ne kadar olacağını belirlemiş durumda. Bunun üzerinde ücret alınırsa hakkınızı aramanız mümkün.
MÜTEAHHİT TİPİ TOPLUMLAR
07-05-2017 15:22
1394
0
YILMAZ EKİNCİ
Yazar : YILMAZ EKİNCİ
Email : yekinci07@hotmail.com
Toplam Makale : 29 Makale
Blog : Tüm Makaleleri İçin Tıklayın

Her şey zihniyet ile başlar.

Hangi pencerede olay ve olgulara baktığınıza göre değişir gerçekler.

Nasıl düşünürseniz, öyle inanır ve öyle de yaşarsınız!

Alışılagelmiş verilerin doğrultusunda düşünmek, insanı tembelliğe ve mevcudu korumaya ve savunmaya sürükler.

İnsan, ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorundadır. Üretim ise bireyin kendi ihtiyaçlarını karşılamak için giriştiği faaliyetler dizisidir. Bu faaliyetlerin olabilmesi için bilgi, emek, doğal kaynaklar, sermaye ve iyi işleyen bir hukuk sisteminin olması gerekiyor.

İnsanoğlunun bu dünyadaki temel uğraşı “özne” olabilmektir; insan, yönetmek ve yönetilmek için yaratılmadı. Çünkü o öyle bir varlıktan geliyor ki, başka hiçbir şeye  bağımlı olmak istemiyor. Bu onun fıtratından kaynaklanan bir şeydir.  İnsanın bir şeyler tasarlaması ve bir şeyler yapma isteği onun fıtratından kaynaklanıyor. Üretmek; insanı özne kılar, tüketmek ise onu nesneleştirir.

Müteahhit tipi toplumlar, üretmezler varolan pastadan pay kapmaya çalışırlar.

Müteahhit tipi toplumlar üretici değil, tüketici toplumlardır. Güçlerini, başka bir güçten alırlar ve o güç adına iş yaparlar. Kendi varlıklarından  güçlerini alamadıkları için her türlü eğilime açıktırlar. Oysa bir fabrika sahibi ile bir müteahhiti kıyasladığımızda,  üretim ve değerler açısından müthiş farklılıklara sebep olduklarını görürüz. Örneğin bir fabrikatör, üretim yapabilmek için hammaddeyi bulmaya çalışır, kaliteli eleman istihdam etmeye gayret gösterir, tasarım ve markayı önemser, ürettiği ürünü tüketicinin ihtiyacını karşılayacak şekilde tasarlar ve fiyatlandırır, değişik pazarları bulmaya çalışır, devlete vergisini zamanında vermek zorunda hissettiğinden  dolayısı kayıtlı ekonominin bir bireyi olarak beşeri ilişkileri de uzlaşma ve karşılıklı kazanma kültürü  üzerinde inşa etmeye çalışır. Müteahhit  ise üretmediğinden dolayı kazanmak için her türlü yolu dener ve toplumun üretici yeteneklerini öldürdüğünden  dolayı toplumun da çürümesine neden olur.   

Müteahhit tipi toplumlarda özne olmak bir suçtur. Sistem, öznenin güçsüz ve hükümsüz olmasını ister. Kişi, piyasada kendini bir meta gibi konumlandırıp fiyatlandırıyor. Sürekli bir pazarlık konusu edilen özne, artık etken değil edilgendir; kendini tanıyamadığı gibi ötekini de anlayamaz; empati kuramaz, etik değerlere değer vermez, hakikat ile kendisini sınamaz.

Müteahhit tipi toplumlarda kişiler kendi duruşları ile ortaya çıkmazlar; çünkü  başkalarının yaptıkları tasarımların uygulayıcıları olarak  ortaya çıktıkları için hakikat ile ilişkileri zayıftır.

Hakikat ile sağlam bir ilişki sahibi olamayanlar ya bir markanın veya bir ideolojinin gönüllü neferleri olmaya can atarlar. Ömür boyunca bir lidere ve çarpık ilişkilere  bağımlı olurlar. Bu tip toplumlarda düşünce sıradanlaşmaya ve herkes bir grup içinde kendini konumlandırmaya çalışır. Kişinin kendisini bir cemaatle ve siyasi parti ile tanımladığı an öznenin yavaş yavaş ölüme yattığının bir kanıtıdır. Eğer bir yerde insanlar sürüye sığınarak kazanç ve dokunulmazlık zırhına bürünmeye çalışıyorsa, orada düşünce suça, özgürlük ihanete, eleştiri nifaka ve empati de aptallık olarak görülmeye başlar. Böylece toplumun çürümesi kaçınılmaz olur.

Tarihte nesne olarak değil özne olarak kalmak istiyorsanız, başkalarının sizi temsil etmesine izin vermeyin; çünkü her temsil, özneyi edilgenleştirir !.. Gerçeğin taşıyıcıları ve temsilcileri, her zaman özgül bir ağırlığa ve özgürlüğe düşkün olurlar.

Bir insan emek, para ve makine ekipmanı kullanarak başarılı bir şey yaptığında hepimiz  onu alkışlarız. İş, devlete geldiğinde, “devlet beceremez “diyoruz. Hiç kimse de bunu sorgulama ihtiyacında  bulunmuyor: Özel sektörün yaptığı veya yapacağı işleri acaba devlet neden yapamıyor? Devlet dediğimiz aygıtı yürüten insanların  kalitesi ile ilgili ciddi bir soru var ve bu sorunun sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Kimleri istihdam ediyoruz, istihdam ettiğimiz insanların özellikleri nelerdir, nasıl bir ücret sistemini uyguluyoruz, yöneticilerimizin ve çalışanlarımızın potansiyelleri nedir bu sorularının bir cevabı mutlaka olmalıdır. “Devletin yapamadığını özel sektörün yapabileceği” masalını kimler bize fısıldıyor ve  empoze ediyor. Neo liberalizmin yalanına hepimizi inandırmak istiyorlar. Yani özel sektörün yapabileceği işlere devlet girmemeli masalı…“Adil bir piyasa oluşturun ve aşırı karlara narh koyun” bakın bu kadar iştahlı olurlar mı ?!.

Siyasi örgütleme ve fikir hürriyeti açısında liberalizm vazgeçilmez değerlere sahiptir; fakat iktisadi hayatta liberalizm bir hikayedir ve cadılar tarafından bize öğretilmiş bir masaldır. Karlı işlerde mal ve hizmet üretiminde aracıların komisyon alarak iş yapmaları, devletin kendi aslı fonksiyonlarından feragat etmesi anlamına geldiğini bir türlü akIedemiyoruz.

Toplumların gelişmeleri veya gelişmemeleri hakkında bir çok sebepler sayabiliriz. Bir toplumun üretici olabilmesi için üretici ile tüketici arasında komisyoncu sayısının optimal dağılım oranı önemlidir. Şöyle düşünelim; devlet ülke geleninde vergi topluyor, mal ve hizmet üretimi için de aracılara ihtiyaç duyuyor. Parayı temin ediyor ve “sen benim adına iş yap” diyor. İş yapanlarının çabucak zenginleşmelerini kimseler yadırgamıyor. Bu zenginleşen sınıf, topluma, devlete egemen olmaya ve yönetecek duruma geliyor. Kamuoyunu enforme edecek bilgi onların eline geçiyor (medya), siyaset kurumunu yönlendirecek finans kaynakları onların elinde toplanıyor ve piyasanın en karlı işleri onlara taşore ediliyor ve bize de bu hikayeye kayıtsız şartsız iman edilmemiz isteniliyor.

Burada göz ardı edilen bir yanlışlık vardır: Devlet, adaleti,  denetimi, liyakat ve ehliyeti bırakırsa sonucun da bu olacağı kaçınılmaz olur.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
BU MAKALE İÇİN SİZ NE DİYORSUNUZ ?
Adınız Soyadınız :
Email Adresiniz :
Başlık :
Güvenlik Kodu 550 karakter kaldı
GÖNDER
BİNGÖL DEPREME HAZIR MI? İLGİLİ KURUMLARIN ÇALIŞMALARINI YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?
EVET
HAYIR
Ali Köseoğlku (MHP Eski İl Bşk.)
01.10.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selahattin Eyybubi Camii`nde kurulmuştur.
H.Sedri Karaarslan (Lokantacı)
30.09.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selim Atala Camii`nde kurulmuştur.
KAMİL KURULAY (26.08.2014)
-
Cenazesi defnedilmiş olup taziyeleri Yeşilyurt Mahallesi Fatih Camii`nde kabul edilmektedir.