TARİH : 19 Ekim 2017 Perşembe 14:57:09 İLETİŞİM KÜNYE REKLAM MOBİLÜYE GİRİŞİ
MAHREM YAPILMAYA OPERASYON : FETÖ/PDY’nin askeri mahrem yapılanmasına yönelik Malatya merkezli ve Bingöl’ünde dahil edildiği operasyonda 7 muvazzaf asker gözaltına alındı. FIRTINA SERT VURDU! : Bingöl Karlıova İlçesi’nde 2 kişinin yaralandığı, birçok kurum ve evin kullanılmaz hale gediği fırtınanın faturasının yaklaşık 500 bin TL olduğu tespit edildi. ÜNİVERSİTE, BİNGÖL BALINA YOĞUNLAŞTI : Pilot Üniversiteler arasında yer alan Bingöl Üniversitesi, bal ve endemik bitkiler üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdı. 9 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ : Bingöl`de bir köyde operasyon düzenleyen jandarma ekipleri 9 kilo 100 gram esrar ile bir av tüfeği ele geçirdi. 2. DÖNEM AV SEZONU AÇILDI : Bingöl Avcılar ve atıcılar kulübü, 2017-2018 2’inci dönem av sezonunun açıldığını açıkladı. BAHÇE SAHİBİNDEN `GÖZ HAKKI SEPETİ` : Bingöl`de bir hayırsever, bahçesinin yanından geçenlerin yemeleri için bahçe çeperine astığı "göz hakkı sepeti"ne çeşit çeşit meyveler bırakıyor. İZİNSİZ EKİME 19 BİN TL CEZA : Bingöl Merkez Çayağzı Köyünde izinsiz çeltik ektiği belirlenen bir kişiye 19 bin 133 TL ceza kesildi. SÖZEN’DEN KÜÇÜKKAYA`YA TEPKİ : Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, Gazeteci İsmail Küçükkaya`ya Bakan Fatma Betül Sayan Kaya hakkında ortaya attığı iddia nedeni ile tepki geldi. BESYO’NUN İLK PANELİ : Bingöl Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri, ‘Türkiye’de Spor Yönetimi ve Politikaların Mevcut Durumu Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ isimli bilimsel panele katıldı. “MUHTARLAR KANAAT ÖNDERİDİR” : Bingöl Valisi Ali Mantı; “Söz sahibi, seçilmiş, özgür ve ihtiyar gibi anlamlara gelen muhtar kelimesi kendi kültürümüzün hem kanaat önderi olma hem de yönetim konuları için geliştirdiği bir kavramdır” dedi.
İYİLİK VE KÖTÜLÜK ARASINDA HAL-İ PÜR MELALİMİZ
03-10-2016 13:27
1785
0
YILMAZ EKİNCİ
Yazar : YILMAZ EKİNCİ
Email : yekinci07@hotmail.com
Toplam Makale : 29 Makale
Blog : Tüm Makaleleri İçin Tıklayın

İyi, kötünün zıddı (diyalektiği) değildir. Kötülük, şeytanın bir vasfıdır. İyilik, kötülüğün vasfı ile tanımlanmaz ve tarif edilemez. İyiliğin karşılığı da kötülük değildir, kötü zaten fıtri olanın zıddıdır.

İyilik, güzel olan şeylerden neşet eder ve güzel olan şeylerle tanımlanır.

Kötülük ise murdar olan şeylerden peyda olur ve ancak onunla mücadele edilir.

İyi, güzel ve doğru olan şeylerde rekabet edilmemiz istenilir; kötü, çirkin ve zarar verici olan şeylerden uzak durmamız emredilir.

Dünyada, hakikatin penceresinde özgül bir ağırlığa sahip olmayan kötüler, müthiş organizasyonları sayesinde, dünyayı yönetmektedirler ve  dünyayı çekilmez kılmaktadırlar.

İyiliği şiar edinenlerin de yanıldıkları bir şey vardır: “Sonuçta nasıl olsa iyilik egemen olacaktır.” söylemleri ve rahatlıkları…

Halbuki iyilerin kendi aralarında örgütlenmeyişleri, onları ister istemez kötülerin yönetimi altına  sokmaktadır.

Tarih, “örgütlü azınlıkların, örgütsüz çoğunluğa hükmedenlerin olduğunu”  yazar.

Kendi  hayatları hakkında iyi bir karara sahip olamayanlar, başkalarının hayatları hakkında  karar verici olamazlar.

İnsanların farklı renklere, dillere, dinlere, coğrafi farklılıklara, devletlere, bayraklara ve statülere sahip oluşları sizleri asla yanıltmasın !

Aslında kainatta iki tür insan tür vardır: İyi olanlar ve kötü olanlar!

Yani “Eşref-i mahlukat” makamında olanlar ve “Esfel-i safilin” makamında olanlar. Ve üçüncü bir şık yoktur.

İyilik ile kötülük savaşında arafta olmak, insanı masum kılmaz.

Taraf olmayanın bertaraf olacağını tarih kaydeder.

İnsan, yönetmek ve yönetilmek için de yaratılmadı.

İnsan, kainatı ve kendini güzel kılmak için (güzel ahlakı tamamlamak için ) yaratıldı.

İnsanların “neye inanıp neye inanmadıkları” önemli değil, sonuçta kainatta ne tür eylem içinde bulundukları önemlidir ve bundan dolayı da hesaba çekileceklerdir.

Fatih Sultan Mehmet’e atfedilen çok güzel bir deyiş var.  

“İnsanlara; dinin ne, namaz kılıyor musun, oruç tutuyor musun?” gibi Allah’ın soracağı soruları sormayacaksınız!

İnsanlara;” Aç mısınız, bir ihtiyacınız var mı, bir sorunun var mı ?...” gibi kulun kula soracağı sorular soracaksınız.

Sözün özü: Tasmasız ve maşasız bir hayat için; efendi ile kölenin olmadığı bir dünyayı inşa etmek zorundayız. 

İyilik ve kötülük savaşında yetkili makamlarda olup da  iyilerin önünü açmayan yöneticiler, kötülerle birlikte hesaba çekileceklerdir.

Soruyorum;

Bu ülkede liyakat, adalet ve benzeri idealler ayaklar altında ise bunun vebali, “bizden görünüp bizden olmayanlara” sonsuz biat ettiğimizden dolayıdır.

Profili düşük ve kendi kendilerini idare etmekten aciz olan insanları, bize yönetici olarak tayin edenlerin hiç mi veballeri yoktur?

Efendilerinin gönüllü tasmalı köpekleri olmak için uğraşan, başkalarının aklı ile hareket eden, aklını kiraya veren, akl’tmeyen ve ömürlerini başkalarının maşası olmak için harcayan;  sönük, renksiz ve idealsiz insanların, insanlığa verecekleri bir şeyleri olmadığı gün gibi ortadadır.

Böylesi insanlardan uzak durun ki, kendi çukurlarında kavrulsunlar.  

Eskilerin değişiyle, “Nev-i şahsına münhasır” olmayanları hayatlarınızdan silin…Ki hayat size daha da güzel ışıldasın…

Peki bu arınma nasıl olacak ?

Önce devlet kendisinden başlayacak şekilde bir arınma hareketine girişmesi gerekiyor; aksi takdirde toplumun rafine olması çok zordur.

Üst makamlara kimler atanıyor, ihaleler kime veriliyor, yapılan ve yaptırılan hizmetlerin ölçüsü ve etkinliği nasıl ölçülüyor vb gibi soruların mutlaka  devletin sorması ve cevaplandırılması gerekiyor.

 Bir bilge insan der ki;

“Adalet yöneticiye, ilim alime, cömertlikse zengin adama yakışır. “

Yetkisi ve cesareti olmayanlardan adaleti, cebinde parası olup ta cimri olanlardan cömertliği, bilgisi ve görgüsünü hakikatın ışıldaması için değil de “ başkalarına  nasıl yalaklık yaparım” denilen insan grupçuklarından uzaklaşmadan  medeni bir toplumu inşa edemeyeceğimizi bilmeliyiz.  

Bu dünyada kötüler, iktidarın hazzını; mağluplar ise ideallerinin bedellerini ödüyorlar. Fakat dünya kötülerin hasletleri üzerinde değil, mazlumların hasletleri ve varlıkları üzerinde yükseleceğini nedense unutuyoruz.

İslam tarihinde vuku bulan önemli bir anektodu buraya aktarmak istiyorum. Hz peygamberden sonra yönetim Hz. Ebu Bekir’e geçmiş ve Hz. Ebu Bekir de kendi hilafetinden sonra halifeliği Hz. Ömer’e bırakmış ve Hz. Ömer de kendi ardından sonra halifeliği altı kişiden oluşan bir şuraya bırakmıştı. Şuranın reisi ise Abdurrahman Bin Avf idi. Abdurrahman Bin Avf kendi aralarında yaptıkları istişarelerin sonunda Hz. Ali’nin ve Hz. Osman’ın ellerini tutarak birisinin halife olmasını şuraya önerdi.

İlk soruyu Hz. Ali’ye sordu: “Allah’ın kitabı, Resul’ünün sünneti ve Hz. Ebu Bekir’in ve Hz. Ömer’in uygulamalarına tabi olarak hareket edecek misin ?” dedi.

 Hz. Ali’nin cevabı netti:

“Allah’ın kitabı ve Resul’ünün sünnetine tam olarak uyacağım, ancak bunun dışında kendi içtihatlarıma göre hareket edeceğim. “dedi.

Abdurrahman Bin Avf  aynı soruyu Hz. Osman’a da sordu:

Hz.Osman kendisini halife yapacak olan o cevabı verdi: “Allah’ın kitabı, Resul’ünün sünneti ve Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in uygulamalarına tabi olarak hareket edeceğim…”dedi.

Ve Hz. Ali kaybetti.

 Ama Hz Ali net olan çerçeveyi belirlemişti.

Allah’ın ve Resulü’nün dışında başka çerçevenin olamayacağı, insanın ancak yaptıkları şeylerden sorumlu olacağını söylemişti. O, Hz, Ebu Bekir’in ve Hz  Ömer’in yapmış oldukları şeylerden dolayı hesaba çekilmeyeceğini çok iyi biliyordu.   Ve doğru olan şeyi söylemişti.

Ve tarihe de öyle geçti.

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
BU MAKALE İÇİN SİZ NE DİYORSUNUZ ?
Adınız Soyadınız :
Email Adresiniz :
Başlık :
Güvenlik Kodu 550 karakter kaldı
GÖNDER
BİNGÖL DEPREME HAZIR MI? İLGİLİ KURUMLARIN ÇALIŞMALARINI YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?
EVET
HAYIR
Ali Köseoğlku (MHP Eski İl Bşk.)
01.10.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selahattin Eyybubi Camii`nde kurulmuştur.
H.Sedri Karaarslan (Lokantacı)
30.09.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selim Atala Camii`nde kurulmuştur.
KAMİL KURULAY (26.08.2014)
-
Cenazesi defnedilmiş olup taziyeleri Yeşilyurt Mahallesi Fatih Camii`nde kabul edilmektedir.