TARİH : 19 Ekim 2017 Perşembe 14:51:21 İLETİŞİM KÜNYE REKLAM MOBİLÜYE GİRİŞİ
MAHREM YAPILMAYA OPERASYON : FETÖ/PDY’nin askeri mahrem yapılanmasına yönelik Malatya merkezli ve Bingöl’ünde dahil edildiği operasyonda 7 muvazzaf asker gözaltına alındı. FIRTINA SERT VURDU! : Bingöl Karlıova İlçesi’nde 2 kişinin yaralandığı, birçok kurum ve evin kullanılmaz hale gediği fırtınanın faturasının yaklaşık 500 bin TL olduğu tespit edildi. ÜNİVERSİTE, BİNGÖL BALINA YOĞUNLAŞTI : Pilot Üniversiteler arasında yer alan Bingöl Üniversitesi, bal ve endemik bitkiler üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdı. 9 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ : Bingöl`de bir köyde operasyon düzenleyen jandarma ekipleri 9 kilo 100 gram esrar ile bir av tüfeği ele geçirdi. 2. DÖNEM AV SEZONU AÇILDI : Bingöl Avcılar ve atıcılar kulübü, 2017-2018 2’inci dönem av sezonunun açıldığını açıkladı. BAHÇE SAHİBİNDEN `GÖZ HAKKI SEPETİ` : Bingöl`de bir hayırsever, bahçesinin yanından geçenlerin yemeleri için bahçe çeperine astığı "göz hakkı sepeti"ne çeşit çeşit meyveler bırakıyor. İZİNSİZ EKİME 19 BİN TL CEZA : Bingöl Merkez Çayağzı Köyünde izinsiz çeltik ektiği belirlenen bir kişiye 19 bin 133 TL ceza kesildi. SÖZEN’DEN KÜÇÜKKAYA`YA TEPKİ : Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, Gazeteci İsmail Küçükkaya`ya Bakan Fatma Betül Sayan Kaya hakkında ortaya attığı iddia nedeni ile tepki geldi. BESYO’NUN İLK PANELİ : Bingöl Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri, ‘Türkiye’de Spor Yönetimi ve Politikaların Mevcut Durumu Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ isimli bilimsel panele katıldı. “MUHTARLAR KANAAT ÖNDERİDİR” : Bingöl Valisi Ali Mantı; “Söz sahibi, seçilmiş, özgür ve ihtiyar gibi anlamlara gelen muhtar kelimesi kendi kültürümüzün hem kanaat önderi olma hem de yönetim konuları için geliştirdiği bir kavramdır” dedi.
İSLAM ve ESTETİK
31-01-2016 13:15
3970
0
MİSAFİR KALEM
Yazar : MİSAFİR KALEM
Email : misafirkalem@bingolonline.com
Toplam Makale : 49 Makale
Blog : Tüm Makaleleri İçin Tıklayın

Estetik ilminin temel amacı, “güzellik” kavramıdır. Sanatın doğası da “güzel”e (estetik) ilişkindir. Güzellik, hakikatin dilidir. Güzel olan şeylere karşı gösterilen duyarlılık/hassasiyet insanın özünde Yüce Yaratıcı’nın “cemal” sıfatının tecellisinden ibarettir. Çünkü “ Allah güzeldir ve güzel olanı sever” hadisiyle, insanın temel amacı, eşyanın özündeki güzelliği özümseyerek yakalamak; ruh, beden ve akıl dairesinde hayatın bütünlüğünü sağlamaktır. Güzellik, katı dondurulmuş somut bir olgu değil, soyut ve iyi olana doğru yürüyüştür. Her şey “Es -Sani” sıfatının bir tecellisi olarak yaratılmıştır. Onun için varlığı ve hakikati merkeze alan bir sanat, güzellik kaygısını her zaman sinesinde taşır. Estetiği, varlıktan ve hakikatten soyutlayan bir sanat; tüketimi, gösteriyi ve bedeni kutsar.

Güzellik kavramı, varoluşsal özelliğimizin bir temelidir ve O’nun bir yansıması olarak evrende tezahür eder. İnsanın bütün uğraşısı, bu ışığın bir parçası olmak veya edinimlerinin sonucunda o ışığı istediği eserlerde yansıtmaktır. Bütün sanatsal faaliyetlerin temelinde bu gerçeklik yatar.

Güzellik kavramı orantı, haz ve yarar kavramları üzerinde vücud bulur. Haz, bizde uyandırılan bir duygudur. Fayda ise bize yarar sağlayan şeylerin toplamıdır. Orantı, bulunduğumuz mekanda ve zamanda diğer nesnelerle kurulan ilişkiye, bağlantıya göre değişir. Başka bir tabir ile oran, doğal (fıtri) olana uygunluk yani tabiiliktir. Orantılılık ile işlevsellik arasında yakın bir ilişki söz konusu iken, büyüklük ile farklılık arz etmektedir. O halde güzellik: orantı + haz + yarar üçlemesi üzerinde yükselir.

Güzellik kavramı bireysellikten öte, herkesi bir yerde buluşturan ortak bir değeri çağrıştırır. Çünkü bizi kendisine hayran bırakan şey, rölatif olamaz. Herkesin ortak payda da birleştiği şey bir standardı (orantılılık) gündeme getirir. İnsanın güzellik merakı veya güzellik üzerine yapacağı yolculuk, mutlak ve eksiksiz güzele doğrudur. O’na sahip olunmaz ancak o yolda yürünülür. Güzellik, ortak beğeni olduğu için bizi kendisine hayran bırakır. Epistemolojik bir alandan ziyade, ontolojik yapımızın bir izdüşümü olarak dışa yansır. Güzellik ,ontolojik yapımızla ilişkin olduğu için nihayetinde bir “temaşa” sanatıdır. Güzellik öğesi duyularımızın bir sonucu olarak görme, algılama, duyma ve yaratıcının bir tezahürü olarak O’nun sıfatının (EL -MUSAVVİR ) bir tecellisi olarak insanda peyda olan cüz-i iradenin yansımasıdır. Ehliyet ve iradenin tecelli ettiği davranışsal ivmenin nesneden yapmış olduğu izlerin bir yansıması olarak sanat, çevremizde meydana getirmiş olduğumuz etkinin bir sonucu olarak belli bir anlam içermektedir. Bir anlam kategorisi olarak sanat, her zaman bütün bilimlerle iç içedir ve temel öge olarak da estetik yaşantıya ilişkindir.

İslamin yayılması ve İslami ilimlerin gelişmesiyle birlikte İslami sanatlarının zirveye ulaştığını görmekteyiz. İslam da sanat denildiğinde, günümüzde bu alanın çok dar bir kapsamda tutulduğu ve modern zamanlarda sadece İslam’ın klasik dönemine ait hat, ebru, tezhip ve minyatür gibi çalışmaların akla geldiğini görmekteyiz. Daha çok geleneğin devamlılığını sağlayan ve dekoratif alan ile (hat, tezhip ve minyatür) sınırlandırılmış ve ontolojik alandan uzak tutulmuş bir geleneğinin süreçlerini taşıdığını görmekteyiz. Oysa sanatsal alanın doğası, insana, kainata ve ontolojik alana ilişkin olduğu gözardı edilmemesi gereken temel bir kaidedir. Temel kaidelere bağlı kalarak sanatsal formların yeniden üretilmesi önemlidir. Geleneği bozmama adına taklide dayalı formların izinden yürünmesi, belli bir yere kadar iyi ve anlamlıdır. Fakat zamanın momenti açısında “ontolojik” alanı sınırlandırılacağı unutulmamalıdır.

Sanat, insan duyularına hitap eden gösterinin, görüntünün ve belleğimizde yaratılan imgelerin bizde uyandırdığı estetik bir haz alanı iken, günümüzde ise estetiksel alandan ziyade politik, ideolojik ve eleştirel çizgilerin zihnimizde uyandırdığı bir yapıya evrilmiştir. Bu durum sanatın güzellik kavramından izole edilmesine neden olmuş ve estetiksel alanın inşasından ziyade epistemolojik formun izlerinin taşınmasına sebep olmuştur. Hakikatın estetikle bağlantısının koparılması nihilizme; güzellikten yoksun bir hayat ise insanın yabancılaşmasına ve nesneye dönüşmesine sebep olacağı ortadadır. Ünlü filozof İmmanuel Kant’ın değişiyle, “güzellikten yoksun kavramlar boş, kavramlardan yoksun güzellik ise kördür.”

İslam’ın estetik, etik ve ihtiyaç arasında duruşu nettir. Örneğin ihtiyacın üzerinde tezahür eden israfçılığın modernlikle bir alakası vardır ve olabilir, ancak İslam ile bir alakası yoktur ve olamaz. Kur’an, estetiğe ontolojik bir anlam yüklemiştir. Müslümanın davranışında vücud bulan yapı, etik ve estetiksel bir bütünlüğe sahip olması dinin bir gereği olarak ön plana çıkar. Çünkü “tevhidi” gelenek bunu gerektirir. Etik ile ilişkisini kesmiş estetiksel bir yapı, bireyleri tefekkürden mahrum bırakacağı ortadadır.

İslam mimarisine baktığımızda, süsleme yerine sadelik, ihtişam yerine tevazu, temsil yerine taklit, (Burada temsil ve taklit, öznenin kendi gerçekliliği değil, görüntü anlamında; aksi takdirde İslam açısında şirk olarak görülür.) egemenlik yerine birliktelik, uyumsuzluk yerine düzen, teşhir yerine içerik, kısmilik yerine bütüncüllük, geçmişin yerine geleceği öncelediğini görmekteyiz. Bütün sanatlar, dünyaya ait birer inancı yansıtırlar. Her sanat yapıtı, manaya ilişkin tefekkürü çevreye yansıtmayı kendine ilke edinir. İslam’ın kainatla, toplumla ve bireyle kurduğu ilişki, hem estetik, hem de epistemolojik alana ilişkin etik değerlere ve kuşatıcı bir çerçeveye sahiptir. Bu konuya özet olacak Ünlü İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi’nin bir sözü ile bitirmek istiyorum: “Güzel gören güzel düşünür; güzel düşünen ise hayatından lezzet alır.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
BU MAKALE İÇİN SİZ NE DİYORSUNUZ ?
Adınız Soyadınız :
Email Adresiniz :
Başlık :
Güvenlik Kodu 550 karakter kaldı
GÖNDER
BİNGÖL DEPREME HAZIR MI? İLGİLİ KURUMLARIN ÇALIŞMALARINI YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?
EVET
HAYIR
Ali Köseoğlku (MHP Eski İl Bşk.)
01.10.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selahattin Eyybubi Camii`nde kurulmuştur.
H.Sedri Karaarslan (Lokantacı)
30.09.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selim Atala Camii`nde kurulmuştur.
KAMİL KURULAY (26.08.2014)
-
Cenazesi defnedilmiş olup taziyeleri Yeşilyurt Mahallesi Fatih Camii`nde kabul edilmektedir.