TARİH : 19 Ekim 2017 Perşembe 14:57:22 İLETİŞİM KÜNYE REKLAM MOBİLÜYE GİRİŞİ
MAHREM YAPILMAYA OPERASYON : FETÖ/PDY’nin askeri mahrem yapılanmasına yönelik Malatya merkezli ve Bingöl’ünde dahil edildiği operasyonda 7 muvazzaf asker gözaltına alındı. FIRTINA SERT VURDU! : Bingöl Karlıova İlçesi’nde 2 kişinin yaralandığı, birçok kurum ve evin kullanılmaz hale gediği fırtınanın faturasının yaklaşık 500 bin TL olduğu tespit edildi. ÜNİVERSİTE, BİNGÖL BALINA YOĞUNLAŞTI : Pilot Üniversiteler arasında yer alan Bingöl Üniversitesi, bal ve endemik bitkiler üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdı. 9 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ : Bingöl`de bir köyde operasyon düzenleyen jandarma ekipleri 9 kilo 100 gram esrar ile bir av tüfeği ele geçirdi. 2. DÖNEM AV SEZONU AÇILDI : Bingöl Avcılar ve atıcılar kulübü, 2017-2018 2’inci dönem av sezonunun açıldığını açıkladı. BAHÇE SAHİBİNDEN `GÖZ HAKKI SEPETİ` : Bingöl`de bir hayırsever, bahçesinin yanından geçenlerin yemeleri için bahçe çeperine astığı "göz hakkı sepeti"ne çeşit çeşit meyveler bırakıyor. İZİNSİZ EKİME 19 BİN TL CEZA : Bingöl Merkez Çayağzı Köyünde izinsiz çeltik ektiği belirlenen bir kişiye 19 bin 133 TL ceza kesildi. SÖZEN’DEN KÜÇÜKKAYA`YA TEPKİ : Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, Gazeteci İsmail Küçükkaya`ya Bakan Fatma Betül Sayan Kaya hakkında ortaya attığı iddia nedeni ile tepki geldi. BESYO’NUN İLK PANELİ : Bingöl Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri, ‘Türkiye’de Spor Yönetimi ve Politikaların Mevcut Durumu Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ isimli bilimsel panele katıldı. “MUHTARLAR KANAAT ÖNDERİDİR” : Bingöl Valisi Ali Mantı; “Söz sahibi, seçilmiş, özgür ve ihtiyar gibi anlamlara gelen muhtar kelimesi kendi kültürümüzün hem kanaat önderi olma hem de yönetim konuları için geliştirdiği bir kavramdır” dedi.
FANATİZMİN BAHÇESİNDE ANCAK DİKENLER YETİŞİR
16-01-2017 12:14
1082
0
YILMAZ EKİNCİ
Yazar : YILMAZ EKİNCİ
Email : yekinci07@hotmail.com
Toplam Makale : 29 Makale
Blog : Tüm Makaleleri İçin Tıklayın

 Olaylara ve olgulara eleştirel bakamayan bir akıl;

- tartışmayı bilmez

- önyargıları kıramaz

- değişime açık olamaz

- verileri sorgulayamaz

- meseleleri çözemez

- barışı sağlayamaz

- kendisi ile barışık ve hoşgörülü olamaz

Onun için ilmi araştırmalarda nesne ile özne arasında kurulan ilişki hayatidir. Özne, nesneye olduğu gibi değil, görmek istediği şekilde yaklaşırsa; bağnazlığa, fanatizme ve  faşizme doğru yol açar. Eşyanın hakikati ile beynimizdeki verili bilginin uyuşmaması halinde; ya eşyayı istediğimiz istikamete yöneltmeye çalışırız ya da -ki toplumsal mühendisliğin zuhuru da buradan kaynaklanmaktadır- hakikati inkar etmeye çabalarız.

Değer ile realite arasında iyi bir politika kurgulanmadığında amaçlanan hedef de sapar. Türkiye’nin son yüzyılı bu  kritik meselelerle  doludur.  Geçmişten günümüze iç ve dış politikada ürettiğimiz bütün argümanlarımız (iktisadi, siyasi, beşeri ve kültürel ) bu çerçevede tanımlanabilir, tasvir edilebilir ve anlamlandırılabilir.

Değer dediğimiz şey, tahayyül ettiğimiz şeydir.

Bu ideoloji olabilir, tarihten gelen geleneğin üretmiş olduğu mitoloji olabilir veya inandığımız değer yargılarımız da olabilir. Değer ile olgunun uyuşmaması durumunda toplum, hakikati ıskalar ve gerçeği göremez olur. Artık sığındığı şey onun kutsalı olur ve kendi dışında cereyan eden herşeye düşman kesilir. Bu günkü Türkiye’nin  sosyo-psikolojik beyin tomoğrafısının resmi  bunu arz ediyor.

Bir toplumda, sosyolojik olgulara, ideolojik bakmak kadar hakikati yaralayan bir şey olamaz !

Bürokratik elitizmin İslama, eğitime, kürt meselesine, iç ve dış politikaya hep ideolojik bir argümanla baktığını görüyoruz. Önce tahayyül ediyor, sonra tahayyül ettiği şeyi ona benzetmeye çalışıyor.

Ne yazık ki siyaset üretenlerin de olay ve olgulara bakışları genelde hep bu mihval üzerine olmuştur. Kendi beyinlerinde ürettikleri gerçekliliği, topluma empoze etmeye çalışırlar.

Toplumsal kopuş ve toplumsal travma da buradan kaynaklanmaktadır.

Bizim durumumuz, çölde yaşayan devenin trajedisine benzemektedir.

Çölde yaşayan develerin çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır ve çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan, dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider ve böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz. Şayet bu duruma engel olunmazsa, deve kan kaybından ölür. Bunun adı “harese”dir.

Bizim kültürümüzde bugün kullandığımız hırs, haris, muhteris gibi kelimeler bu harese kökünde geliyor. Bizim durumumuz da bu devenin durumuna benziyor. Gerçeği öldürdükçe, kendimizi öldürdüğümüzü bir türlü anlayamıyoruz. Bu mazoşist ve nihilist durum, hayatı çoğaltmadığı gibi  ölümü kutsuyor.

Sevmeyi ve sevilmeyi bilmeyen bir düşüncede, hakikatin peyda olunmayacağını unutuyoruz. 

İnsanın kendisi ile, insanın insanla, insanın kainatla, insanın Yüce Yaratıcı ile ilişkisinin düzgün işlemediği bir yerde kargaşa ve kaos olur.

Bugün Türkiye’nin kurtuluşu, ancak değerlerle bezenmiş sistematik ve kurumsal bir yapının yeniden kurulmasıyla ile ancak bu  durum aşılabilir. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
BU MAKALE İÇİN SİZ NE DİYORSUNUZ ?
Adınız Soyadınız :
Email Adresiniz :
Başlık :
Güvenlik Kodu 550 karakter kaldı
GÖNDER
BİNGÖL DEPREME HAZIR MI? İLGİLİ KURUMLARIN ÇALIŞMALARINI YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?
EVET
HAYIR
Ali Köseoğlku (MHP Eski İl Bşk.)
01.10.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selahattin Eyybubi Camii`nde kurulmuştur.
H.Sedri Karaarslan (Lokantacı)
30.09.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selim Atala Camii`nde kurulmuştur.
KAMİL KURULAY (26.08.2014)
-
Cenazesi defnedilmiş olup taziyeleri Yeşilyurt Mahallesi Fatih Camii`nde kabul edilmektedir.