TARİH : 19 Ekim 2017 Perşembe 14:56:11 İLETİŞİM KÜNYE REKLAM MOBİLÜYE GİRİŞİ
MAHREM YAPILMAYA OPERASYON : FETÖ/PDY’nin askeri mahrem yapılanmasına yönelik Malatya merkezli ve Bingöl’ünde dahil edildiği operasyonda 7 muvazzaf asker gözaltına alındı. FIRTINA SERT VURDU! : Bingöl Karlıova İlçesi’nde 2 kişinin yaralandığı, birçok kurum ve evin kullanılmaz hale gediği fırtınanın faturasının yaklaşık 500 bin TL olduğu tespit edildi. ÜNİVERSİTE, BİNGÖL BALINA YOĞUNLAŞTI : Pilot Üniversiteler arasında yer alan Bingöl Üniversitesi, bal ve endemik bitkiler üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdı. 9 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ : Bingöl`de bir köyde operasyon düzenleyen jandarma ekipleri 9 kilo 100 gram esrar ile bir av tüfeği ele geçirdi. 2. DÖNEM AV SEZONU AÇILDI : Bingöl Avcılar ve atıcılar kulübü, 2017-2018 2’inci dönem av sezonunun açıldığını açıkladı. BAHÇE SAHİBİNDEN `GÖZ HAKKI SEPETİ` : Bingöl`de bir hayırsever, bahçesinin yanından geçenlerin yemeleri için bahçe çeperine astığı "göz hakkı sepeti"ne çeşit çeşit meyveler bırakıyor. İZİNSİZ EKİME 19 BİN TL CEZA : Bingöl Merkez Çayağzı Köyünde izinsiz çeltik ektiği belirlenen bir kişiye 19 bin 133 TL ceza kesildi. SÖZEN’DEN KÜÇÜKKAYA`YA TEPKİ : Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, Gazeteci İsmail Küçükkaya`ya Bakan Fatma Betül Sayan Kaya hakkında ortaya attığı iddia nedeni ile tepki geldi. BESYO’NUN İLK PANELİ : Bingöl Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri, ‘Türkiye’de Spor Yönetimi ve Politikaların Mevcut Durumu Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ isimli bilimsel panele katıldı. “MUHTARLAR KANAAT ÖNDERİDİR” : Bingöl Valisi Ali Mantı; “Söz sahibi, seçilmiş, özgür ve ihtiyar gibi anlamlara gelen muhtar kelimesi kendi kültürümüzün hem kanaat önderi olma hem de yönetim konuları için geliştirdiği bir kavramdır” dedi.
Çözüm, Çözülmeye Dönmesin
27-08-2015 13:59
3762
1
SAVAŞ SEKİN
Yazar : SAVAŞ SEKİN
Email : savassekin@gmail.com
Toplam Makale : 26 Makale
Blog : Tüm Makaleleri İçin Tıklayın

Yıllarca bu topraklarda tarifi zor acı ve dramlara sahne olan terör olaylarının sona ermesi anlamına gelen, büyük umutlarla başlayan ve toplumun ezici çoğunluğundan destek bulan çözüm süreci hepimizin bildiği gibi maalesef rafa kalktı.

Adeta bir ateş çemberinin içerisinde yer alan ve dolaylı yollardan haçlı ittifakı taarruzlarına maruz kalan Türkiye açısından, çatışma sürecinin en acımasız boyutuyla bu kadar kritik bir zamanda yeniden başlaması tarihi ve hayati bir önem arz ediyor.

Türkiye, dâhili düşmanları en az harici düşmanları kadar fazla olan özelliğiyle, yeryüzünde başka bir örneği olmayan bir ülke. Bu da doğal olarak tehlikeyi en az ikiye katlayan bir durum.

Bedeli ne olursa olsun, Türkiye bu süreci millet vicdanına uygun bir şekilde ortadan kaldırmak ve kendi yürüyüşüne devam etmek zorundadır. Anadolu coğrafyasına yüklenen ağır sorumluluk bunu tarihi bir görev kılıyor.

Sınırlarımızda yaşanan son derece şiddetli ve acımasız terör olayları artık bir vakadır. O halde bu toplumun âlimlerine, entelektüellerine, mürekkep yalamışlarına, siyasetçilerine düşen görev, bu elim vakanın sebeplerinin doğru tahlil edilmesi ve çözüme yönelik somut, vicdani ve gerçekçi adımlar atmak veya atılmasını sağlamaktır.

Kınamalar, lanet okumalar, karşılıklı hakaretler ve suçlamalar, sloganlarla bir mesafe alınamayacağı açıktır. Sorumluluk sahibi her kişinin yapması gereken, hiçbir kaygı ve korku taşımaksızın sadece bu milletin huzurunu ve geleceğini esas alarak somut ve net bir duruş ortaya koymaktır.

Şu bir gerçek ki; çözüm sürecinde her şey yolunda gidiyorken ve sürecin artık mutlu sonla bitmesine zahirde çok yaklaşılmışken, bir anda her şeyin ters düz olması ve adeta ölümüne bir çatışma ortamının doğması oldukça düşündürücü..

Ancak, gelinen bu noktanın sadece Türkiye’deki siyasi gelişmeler ve siyasi kişiliklerin tavırlarıyla açıklanması bir hamlık örneği olur.  

Ortadoğu’nun geleceğini ve coğrafi sınırlarını kendi çıkarlarına göre dizayn etmek isteyen güçlerin, bu amaca yönelik düşüncelerinin başında güçsüz, iradesiz, aktif ve yönlendirici bir dış politikası olmayan, ekonomisi zayıf ve edilgen bir Türkiye oluşturmaktır.

Bu amaçlarına kısa vadede ve en hızlı şekilde ulaşmalarını sağlayabilecek unsur olarak, Türkiye’de oluşturulacak bir iç savaş ve siyasi istikrarsızlık ortamını görüyorlar.

Dost ve müttefik taklidi yapan haçlı ittifakı ile tarihinin her döneminde Müslümanlardan başka bir ülkeyle savaşa tutuşmamış, Şiiliği adeta dinin yerine ikame eden katı ve yayılmacı bir politika izleyen İran, bu planların en büyük aktörleri olarak karşımızda.  

Millet olarak yakalandığımız bu hastalığa bir şifa bulabilmemiz için, hastalığı ortaya çıkaran sebepleri, hangi mikrobun vücuda nereden ve nasıl girdiğini bilmemiz gerekir. Bu sebeple sağlıklı bir teşhis koyabilmek için, bazı kesimlerin kendilerine ideolojik hayali dünyalar yaratıp bütün dünyayı o küçücük dünyadan ibaret sanarak slogan ve nutuklar almak yerine, artık gözlerini dünyaya açarak tablonun tamamını görmeleri gerekiyor.

Yaşanan bu kaotik ortama dair, meseleyi biraz daha somutlaştırmak adına şu sorulara bir cevap aranması gerekir;

- Kandil’e yapılan hava harekâtından önce, çözüm sürecinin tek taraflı olarak bitirildiğine dair Kandil’den yapılan açıklamayı ne ile açıklayacağız?

- Çözüm süreci devam ederken pkk’nın şehirlerde silah yığınağı yapmasını, hendekler ve tüneller kazmasını, eylemlere yönelik olarak örgütlenmesini daha da güçlendirmesini ne ile açıklayacağız?

- Bazı yollara ve belirli noktalar daha sonra patlatılmak üzere patlayıcılar yerleştirilmesini ne ile açıklayacağız?

- Suruç saldırısının daha failleri dahi tespit edilmemişken, bu saldırıları hükümetin yaptırdığını iddia edip arkasından en savunmasız anlarında güvenlik güçlerine ve sivil insanlara yapılan saldırıları ne ile açıklayacağız?

Çözüm süreci henüz rafa kalkmamışken gerçekleşen bu tarz eylemlerin, çözüm sürecinin gerçekleşmesine dair adımlar olduğu herhalde iddia edilemez.

Eğer bu ve benzeri eylemler Kürt meselesinin çözümüne dair bir takım meşru taleplerin yerine getirilmemesinden kaynaklı olduğu iddia edilirse; o halde bu taleplerin ne olduğu, Meclis’te ve siyasi yollardan ne zaman ve nasıl dile getirildiği sorusunun da kabul edilebilir bir cevabının olması gerekir.

 O halde sebep ne idi?

Çözüm süreci devam ediyorken, çözülme sürecinin alt yapısının hazırlanması ne anlama geliyor?

Maalesef bu soruların cevabını sadece iç politika ve iç gelişmelerde bulmak mümkün değil.

 Netice olarak; Bu coğrafyada yaşanacak bir iç savaş, yaşanacak bir kaos ve belirsizlik ortamı, yaşanacak bir ekonomik ve sosyal çöküntü, yaşanacak bir baş aşağı düşüş, Kürdün de, Türkün de, Arabın da felaketi olacaktır.

Sorumluluk makamındaki herkesin, bu medeniyetin köklerini, ruhunu, tarihi misyonunu, geleceğini merkeze koyarak bu tabloyu doğru okuması ve gereken adımları doğru zamanda ve doğru bir usulle atması hayati önem arz ediyor.

Birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız demiyorum. Zira birlikte yaşamayı zaten biliyoruz. Birlikte yaşanılmış asırlar bunun en açık örneğidir. Esas mesele birlikte yaşamamızı istemeyenlerle birlikte olmamaktır.  

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
BU MAKALE İÇİN SİZ NE DİYORSUNUZ ?
Adınız Soyadınız :
Email Adresiniz :
Başlık :
Güvenlik Kodu 550 karakter kaldı
GÖNDER
BİNGÖL DEPREME HAZIR MI? İLGİLİ KURUMLARIN ÇALIŞMALARINI YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?
EVET
HAYIR
Ali Köseoğlku (MHP Eski İl Bşk.)
01.10.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selahattin Eyybubi Camii`nde kurulmuştur.
H.Sedri Karaarslan (Lokantacı)
30.09.2014
Cenazesi defnedilmiş olup, taziyesi Selim Atala Camii`nde kurulmuştur.
KAMİL KURULAY (26.08.2014)
-
Cenazesi defnedilmiş olup taziyeleri Yeşilyurt Mahallesi Fatih Camii`nde kabul edilmektedir.