Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
16 Aralık 2017 Cumartesi
-1.7 °C Açık

Kudüs bize isra suresi'nin emanetidir

Bingöl üniversitesi rektör yardımcısı ve ilahiyat fakültesi dekanı prof. dr. hakan olgun, kudüs bize isra suresi'nin emanetidir. ancak bu emanete bir kez daha siyonist israil'in alenen el uzattığı günlerdeyiz dedi.

06 ARALIK 2017 ÇARŞAMBA 22:28
0
429
0
AA aa
Kudüs bize isra suresi`nin emanetidir

Bingöl Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Olgun, Kudüs meselesi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Olgun, Hz. Peygamberimizi Mekke’den Kudüs’e sevk eden mesajın özünün iyi bilinmesi gerektiğinin altını çizerek; “Cenab-ı Hak İsra suresinin ilk ayetinde “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” buyuruyor.  Kudüs bize bu ayetin tevdi ettiği yüce bir emanettir. Ancak bu emanete bir kez daha Siyonist İsrail’in alenen el uzattığı günlerdeyiz. Kudüs, nerdeyse bütün peygamberlerin yolunu düşürdüğü mübarek bir şehirdir. Son nebi Hz. Muhammed (as), ayette anıldığı gibi, bir gece Mekke’den Kudüs’e götürülmüş ve orada Allah’ın ayetlerine mazhar olmuştur. Hz. Peygamberi Mekke’den Kudüs’e sevk eden mesaj ne olabilir. Ayetin verdiği mesaj çok açık: “Ey Muhammed, senden önce pek çok Peygamber Kudüs ve çevresinde tebliğde bulunmuş, tevhit akidesini yüksekte tutmuş, hakkı, hakikati ve adaleti savunmuştur. Şimdi sen her ne kadar Mekke müşriklerine tebliğde bulunsan da kendinden önceki peygamberlerin Kudüs çevresinde tebliğ ettiği aynı öğretilerin elçisi olarak onların ve Kudüs’ün mirasçısı oldun. Dolayısıyla İsrailoğulları kadar, Yahudiler kadar Müslümanlar da Kudüs’ün mirasçısıdır. Bu miras hakkı, hem Hz. İbrahim (as) ve oğlu İsmail (as) üzerinden hem de İsra tecrübesini yaşayan Hz. Muhammed (as) üzerinden Müslümanlar için meşruiyet kazanmıştır. Müslümanların Kudüs’ü ve etrafındaki mübarek topraklar olan Filistin’i terk etmesi, İsrail’in, kendilerine vaat edildiğine inandıkları toprakları terk etmesinden daha kolay değildir. Allah resulüne gösterilmiş bu mübarek toprakları terk etmek, İsra suresi ile Müslümanlara tevdi edilen emanete adeta ihanet etmektir” diye konuştu.

“FİLİSTİN TOPRAKLARI KANLA, ŞİDDETLE, ACI VE GÖZYAŞIYLA İSRAİLLEŞTİRİLMEKTEDİR”

Kudüs’ün Müslümanların yanı sıra ehl-i kitap toplumları olan Yahudi ve Hıristiyanlar için de kutsal bir şehir olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Olgun;  “Bu gerçeği görmezden gelemeyiz. İslam tarihinde de idareciler bu gerçeği teslim etmişler ve Mescidi Aksanın duvarına “Lailahe İllallah, İbrahim Halilullah” ibaresini yazdırmışlardır. Böylece her üç dinin mensuplarının Peygamberi sayılan Hz. İbrahim üzerinde diğer din mensuplarına saygı göstermiştir. Modern dünya düzeninde Müslümanların gösterdiği bu inceliği anlayacak bir zihin yapısı maalesef kalmamıştır. Bu yüzden Kudüs merkezli Filistin toprakları kanla, şiddetle, acı ve gözyaşıyla İsrailleştirilmektedir. Ancak bir hakikatin altı çizilmelidir. Kudüs ve çevresinde Allah’ın dinin tebliğ etmiş olan peygamberlerin mesajları ile günümüz İsrail devletinin şiddet ve gaddarlık içeren politikaları birbirine zıttır. İsrail devletinin Filistinli Müslümanlarının kan ve gözyaşları üzerine bir İsrail medeniyeti kurmaları mümkün değildir. Tarihte kan ve gözyaşı üzerine kurulup âbâd olan bir medeniyet yoktur. Kaldı ki İsrail devletinin yeryüzündeki insanların hayrına, barış ve mutluluğuna dönük bir dünya vizyonu da yoktur. İsrail devletinin gaddarca duygularla attığı her adımı aslında kendi karanlık planını kirletmekten başka bir işe yaramıyor” diye sözlerini sürdürdü.

“O HALDE NE YAPMALI?”

Dünya Müslümanlarının Kudüs hassasiyetinin hep zinde olduğunu belirten Prof. Dr. Olgun; “Ancak ne zaman Filistin Müslümanları üzerine bombalar atılsa, Kudüs İsrail askerleri tarafından işgal edilse Müslümanlardan iki günlük tepkiden başka bir şey gelmemektedir. Müslüman yüreklerde Kudüs davasını canlı tutmak için nedense İsrail’in Filistinli Müslümanlara zulmetmesi ya da Kudüs’e dahletmesi mi gerekir? Ne yazık ki bu dava için slogan atmaktan ve bayrak yakmaktan öteye geçemedik. Örneğin bir Kudüs araştırmaları merkezimiz, bir Kudüs enstitümüz yok. İsrail’in olası Siyonizm temelli politikalarını kestirecek, İsrail’in dilini, kültürünü, tarihini bilen uzmanlarımızın sayısı çok az. Gençlerimiz meydanlarda İsrail’i tel’in etmekle birlikte Kudüs davası için kütüphanelerde çalışmak; kültür, sanat, siyaset, ekonomi ve eğitim nosyonu ile donanarak, sadece Kudüs için değil ümmetin her köşesinde zulme uğramış Müslümanların selameti için entelektüel kişiler olarak yetişmelidir. Bu durumda devam etmeli. Kudüs, Allah resulünün bir gece yürüyüşü ile ziyaret ettiği mübarek şehir için davaya devam. Kudüs’ü nebilerin tebliğine uygun bir şekilde özgürleştirme çabasına devam. İsra suresinin ilk ayetiyle önce Allah resulüne sonra Muhammed ümmetine tevdie dilen kutlu emaneti elde tutma gayretine devam. Ama sokaklar ve meydanlar kadar bilinç düzeyimizde de makes bulacak bir ideal ile devam etmeli” şeklinde sözlerini noktaladı.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın