Bir Sen Varsın Senden İçeri

 Uyan artık uyuyan dev

Sen uyumak için büyümedin

Büyümek için de uyumuyorsun

Bu uyuyan sen değilsin

Ama bu uyutulan sensin.

Derviş Yunus; “Bir ben vardır benden içeri” derdi.

O, bendeki beni bularak Yunus oldu.

Sen de şunu bil ki; bir sen vardır senden içeri.

Bu sen, sen değilsin. Senden içeri sen, sensin.

Sen Mekke’sin, Medine’sin, Bağdat’sın, Buhara’sın, Semerkand’sın, İsfahan’sın, Şam’sın, Kahire’sin İstanbul’sun.

Bir yanın Şah-ı Nakşibend, bir yanın Mevlâna Celaleddin, bir yanın Abdulkadir Geylani, bir yanın Muhyeddin Arabi.

Endülüs önlerinde Tarık Bin Ziyad, Kudüs önlerinde Sultan Selahaddin, Malazgirt Ovasında Sultan Alparslan, Kafkasya önlerinde Şeyh Şamil sensin.

Sen Koca bir deryasın, koca bir dünyasın, koca bir ruhsun, koca bir medeniyetsin.  

Bu kadar uyanık şehir, bu kadar uyanık arif, arkasında seni mi bıraktı! Seni böyle mi bıraktı! Şunu bil ki; seni bırakan sen oldun, seni terk eden sen oldun, seni senden götüren sen oldun.

Sen kendi başına böyle olduysan demek ki; kendi başına kendin de olabilirsin.   

 Şüphe yok ki; seni sen kılacak yine sensin.

 Hangi yüksekten düştüysen, tekrar düştüğün yerden yükseleceksin.

 Seni ne ile böldülerse, bölündüğün şeyi böleceksin.

 Seni ne ile vurdularsa, vurulduğun şeyi vuracaksın.

 Önüne ne çektilerse, onu önünden çekeceksin.

 Ruhuna ne üfledilerse, onu ruhundan üfleyeceksin.

 Kendine ne yaptıysan onu kendinden atacaksın.

 Kendinden neyi attıysan, onu kendine geri alacaksın.

 Kendine geleceksin ve sendeki seni bularak sen olacaksın.

 Büyük uyanış kolay değildir.

Büyük bir enkazı kaldırarak yeni bir bina inşa etmek kolay değildir.

Kış uzundur, bahar da bir anda gelmez.

İnanç, kararlılık, cesaret, azim, çalışmak, sabır ve netice…

Netice kolay değildir, ancak mümkündür.

 Ey ulu Çınar;

 Ne hale getirdik kendimizi, ne hale getirdiler bizi!

 Bir darbeyi biz bize, bir darbeyi onlar bize..

 Sonra ne olduysa oldu bize.

 Vakıa budur, durum budur, olan budur.

 Lakin olacak bu değildir.

 

***

 Kişi cahil, düşmanı da tilki ruhlu olunca o kişinin kurtuluşu mümkün değildir. Bu medeniyetin, bu coğrafyanın yaşadığı durum, tam olarak budur.

 

Cehalet bataklığına saplanan bir cenah ve karşısında dünyevi de olsa, çalışarak bir ivme yakalamış, acımasız ve tilki kurnazlığında, intikam hırsıyla dolu bir başka cenah.

 

Sonuç ise, talan edilmiş bir medeniyet, ruhu teslim alınmış idareciler, yok olan nesiller, zulmün ve zalimlerin talimgahı haline gelmiş topraklar.

 

Bir medeniyet deryasının bir yangın deryasına dönüşmesi, tarihin en trajik olaylarından biridir.

 

Bu kadar acının ve ezilmişliğin ardından hala tefrikanın, kavmiyetçiliğin, kabileciliğin, ihanetin, teslimiyetin kol gezmesinin izah edilebilir hiçbir yanı yoktur. Böyle bir yol, ancak ruhu ölmüş ve sadece bedeni yaşayanların yoludur.

 

Uyanış dalgalarının her tarafa yayılması için suya bir taş atılması lazım. Bu taş sudaki halkaları hareketlendirecek, büyüttükçe büyütecek, yaydıkça yayacaktır.

 

Aşkla, inançla, heyecanla atılacak bir taş ve böylece yakılacak bir diriliş meşalesi. Öyle bir meşale ki; karanlıkların içine dalacak, daldıkça aydınlatacak, aydınlattıkça çoğalacak, çoğaldıkça aydınlatacak…

 

Bu hayal değildir, ama hayal budur.

 

Kendine gelmek, kendinden geçmekle mümkündür.

 

Bu medeniyet, bu trajik durumu artık hak etmiyor.  Bu medeniyetin evlatları bu zelil yaşam tarzını artık hak etmiyor.

 

Esasen en büyük düşmanımız yine biziz. Kendimize en büyük zulmü yapan yine biziz. Biz biz olsaydık, biz böyle olmazdık.

 

***

 

Bu karanlığın içinde ilk meşaleyi yakmaya en büyük aday şüphesiz ki; Anadolu topraklarıdır.

 

Sırtını geçmişe dayayan, önünü gelece çeviren, yani bir ayağı engin medeniyet birikiminde, bir ayağı da gelecek inşasında olan efkâr sahibi, dert sahibi, ruh sahibi bir nesil yetiştirmek…

 

Böyle bir nesil, uyanışın temelini teşkil edecektir.

 Bu temellendirme gayretinin bu medeniyetin hayat bulduğu bütün bir coğrafyada yeşermesi adına ne gerekiyorsa, hangi fedakârlık gerekiyorsa, tereddüt etmeden yapılmalıdır.

 Bu coğrafya artık bu çağa ait bir Gazali, bir Harakani, bir İbn-i Sina, bir Farabi, bir Harezmi, bir El Kindi, bir El Ceziri v.s yetiştirmek zorundadır.

 Bu çağa ait Nizamiye Medreseleri, İskenderiye Kütüphaneleri inşa etmek zorundadır.

 Bu çağa ait Nizamülmülkler, Akşemseddinler, Molla Güraniler yetiştirmek zorundadır.

 Osmanlı’da cami önlerinde konulan sadaka taşlarının altındaki ince, zarif ve güven dolu ruhu taşıyan bir toplum inşa etmek zorundadır.

 Bu sağlam temellerin üzerine inşa edilecek bir binayı yıkacak bir beşerî güç yoktur.

 Böyle bir nesil, medeniyetimizin en büyük düşmanı olan cehaleti, tefrikayı, ırkçılığı, mezhepçiliği, tembelliği, dünyevileşmeyi yerle yeksan edecek ve kökleri sağlam yepyeni ve yeniden bir medeniyet inşa edecektir.

 Böyle bir nesil Batılıların aramıza çizdiği yapay sınırları kaldıracak, bu öğretilmiş kendi sınırlarına hapsolunma psikolojisini yıkacaktır. Türkiye’de yaşayan bir insanın ufkunda, Irak sınırımız Habur sınır kapısına değil, Basra Körfezine kadar olacaktır. Bir Iraklı’nın ufkunda da, Irak’ın Türkiye sınırı İpsala sınır kapısına kadar olacaktır.

 Kurtuluş reçetemizin en büyük ilacı, insana yatırım yapmaktır.

 İnsana yatırım yerine silaha yatırım yaparsanız, insanı silah yaparsınız. Silaha yatırım yerine insana yatırım yaparsanız, silahı insan yaparsınız.

 Bu medeniyetin her bir aklı selim devlet adamı, düşünürü, alimi, yeni bir nesil yetiştirme noktasında inisiyatif almalı, her türlü riske girmeli, bunun önündeki her türlü ekonomik, siyasi, ideolojik, mezhepsel v.s sebeplere dayalı engellerin ortadan kaldırılması için elinden gelen gayreti göstermelidir.

 Coğrafyamızdaki acımasız yıkım, ancak yepyeni bir ruh ve yepyeni bir nesille durdurulabilir.

 Bu uğurda kime ne hisse ne görev düşüyorsa hiç tereddüt etmeden ve zaman kaybetmeden görevini en iyi şekilde ifa etmek zorundadır.

 Ne yaşanmış olursa olsun, ne halde olursak olalım, bu kâbus bir gün muhakkak bitecektir.

 Bu dev bir gün muhakkak uyanacak, bu koca çınar muhakkak yeniden yeşerecek ve altında bizleri gölgelendirecektir.